Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Toprağı bol olsun, Benedict Anderson (1936-2015), milliyetçilik çalışmalarıyla sosyal bilimlere büyük katkıda bulunmuş bir akademisyendi.
Ona göre milliyetçi ideoloji bir cemaat oluşturur. Ancak hayali bir cemaattir bu... Çünkü cemaatteki insanların büyük çoğunluğu birbirini hiç tanımamıştır ve tanımayacaktır. Yine de kendilerinden "biz" diye söz ederler.
Anderson'a göre hayali cemaatin en önemli kurucusu gazetedir. Yani 'bizi biz yapan' gazetelerdir. Yüzlerce kilometre ötede yaşayan bir kişinin başına gelenler ilgimizi çeker, çünkü o 'bizdendir'.
Dikkat ederseniz, Anderson, model olarak milliyetçiliğin Batı Avrupa'daki gelişimini kullanmakta.
Peki, gazetelerin (medyanın), milliyetçilik üzerindeki etkisi küresel midir? Yani milliyetçiliğin doğup büyüdüğü her yerde geçerli midir? Bence değil. İşte örneği...

Armut dibine düşer
Diyarbakır
'da toplanan Demokratik Toplum Kongresi'nin (DTK) yayınladığı 14 maddelik bildiri, sadece Ankara'da değil, İstanbul medyasında da büyük yankı yarattı.
Olaya "siyasi" düzeyde bakanlar, bildirideki "özyönetim" vurgusunu çok önemsediler. Selahattin Demirtaş'ın "Halkın özyönetim ilanlarını ve direnişini sahipleniyoruz" demesini, haklı olarak "HDP, PKK'ya sahip çıkıyor" diye yorumladılar.
Kürtçü partilerle PKK arasındaki ilişkinin niteliği nedir? Ben en çok şu yaklaşımı gerçeğe yakın buluyorum:
"Günümüzdeki Kürt milliyetçiliğinin kökeninde PKK vardır. Önce silahlı güç ortaya çıktı. Partileşme, PKK'nın denetiminde gelişti. Bu yüzden, partinin oyun alanı, silahlı gücün ona tanıdığı serbestlik kadardır."
DTK'nın 14 maddelik bildirisini inceleyenler, PKK'nın Mayıs 2005'te kabul ettiği KCK Sözleşmesi ile benzerliğini hemen fark ettiler.
14 maddenin en önemli özelliği "özyönetim" vurgusu olsa da... Bence "light" maddeler de Kürt milliyetçiliği açısından çok önemli.
Bu maddeler... Dil-tarih eğitimi; sağlık ve asayiş hizmeti; kadın-gençlik meclisleri; hayvanlıktan tarıma, sanayiden ulaşıma, çok sayıda 'toplumsal -ideolojik' talepten oluşuyor.

Modele uymuyor

Benedict Anderson'un modeliyle kıyaslarsak... Medya marifetiyle değil, silahlı güç (PKK) tarafından kurulmakta olan bir milliyetçilik var karşımızda...
Askeri kanadın ortaya attığı fikirlerin, 10 yıl sonra siyasetçi kanat tarafından resmen kabul edilmesi bana bunu düşündürüyor.
Başka bir deyişle, PKK, etkileyebildiği Kürtleri, "Kürtçü" yani Kürt milliyetçi (ulusalcısı) haline getiriyor.
Süreç, Batı Avrupa modelindeki gibi, Kürt burjuvaların medyasıyla değil... PKK'nın güç kullanımıyla şekilleniyor.
7 Haziran'dan 1 Kasım'a giden süreçte, bazı siyasetçilerin HDP'ye yüklenmesi, oy kaygısı açısından anlaşılır bir durumdu. Ancak bu yaklaşım, HDP'nin çıktığı yere, yani PKK'nın kucağına dönmesiyle sonuçlandığına göre, stratejik açıdan yanlış olabilir. PKK'yı zayıflatmak için HDP'yi muhatap almak, belki de daha makul bir yaklaşımdı.
Böylece Ankara'nın da, Kürtçülerin de siyaset alanının çok daraldığı bir noktaya geldik. "HDP kapatılsın" diyenler var ya... Bu şartlarda, HDP olsa ne olur, olmasa ne olur!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER