YAZARA MAİL GÖNDER ‘Cahil halk’ özlemi ne anlama geliyor?

YAZARLAR

Okullarda kod yazma (bilgisayar programcılığı) dersi verilecek olmasını, "Son dönemde aldığım en iyi haber" olarak nitelemiştim. (Sabah, 4 Mart)
Niye? Çünkü bilgisayar (çipler) ve internet artık her yerde. Dolayısıyla kod yazmak (programlamak) gayet önemli bir meslek haline geldi.
İşler kabaca ikiye ayrılır: Nitelikli (kalifiye) olanlar ve olmayanlar...
Niteliksiz işler eğitim -öğretim gerektirmez. Gerekli bilgi birikimi fazla değildir. Ağırlıklı olarak kol emeği kullanılır. Kazancı düşüktür.
Nitelikli işleri ise o konuda eğitim almış kişiler yapar. Bilgi birikim seviyesi yüksektir. Bolca zihinsel emek kullanılır. Kazancı daha fazladır.
Kod yazıcılığı, bizim ülkemiz için, nitelikli iş kapsamındadır. Başarıyı yakalamak için zeki olmak ve ellerini- parmaklarını oynatabilmek kâfidir. Eğer yetenekli ise görme engelli bir genç bile kod yazabilir. Yeter ki gerekli eğitimi almış olsun.

Halkçılık seçkinciliktir
Gelin, yukarıda anlatmaya çalıştığım durumu, İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi (eski) Rektör Yardımcısı Prof. Bülent Arı'nın söyledikleriyle karşılaştıralım.
Bülent Arı, bir TV programında özetle, "Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar (çarpıntı) basıyor. Ülkeyi ayakta tutacak olan cahil halktır. Olayları en rahat okuyanlar ilkokul mezunları. Üniversite ve sonrası çok vahim, çünkü zihinleri bulanık" dedi. Arı'nın bu sözleri yerden yere vuruldu. Neticede istifa etmek zorunda kaldı.
Ancak benim rast geldiğim eleştirilerde önemli bir nokta eksikti: Prof. Arı, ilk sanayi çağında kalmış bir bakış açısına sahip. Makinelerin başındaki niteliksiz işçilerin ve köylülerin, elitler (seçkinler) tarafından adeta güdüldüğü bir çağı özlüyor.
Kendisi tarihçi olduğu için, sanırım ekonomideki gelişmelerin farkında değil. Eğer işgücümüzü, bilgisayarlı ve internetli ekonomiye göre eğitmezsek, nal toplayan ülkeler arasına katılırız.
Bugün Almanya'nın ihraç ettiği malın kilosu dört dolar... Türkiye'ninki ise bir buçuk dolar... Çünkü Alman malının içinde bol bol ileri teknoloji var, Türk malında ise azıcık...
Eğer işgücümüzü, ileri teknolojili mal üretecek şekilde eğitmezsek... Mesela kod yazmasını öğretmezsek... Onlar kilo başı on dolara doğru ilerlerken, biz yerimizde sayarız. Nitekim şu sıralar olan bu...

"Sanayi 4.0" kapımızda
Birinci Sanayi Devrimine su, buhar, düz makineler hâkimdi... İkinci Sanayi Devrimini belirleyen elektrik ve bantlar aracılığıyla kitlesel üretimdi... Şu sıralar, bilgisayar denetimli otomasyonun ve bilişimin hâkim olduğu Üçüncü Sanayi Devriminin sonuna yaklaşmaktayız...
Dördüncü Sanayi Devrimi ise kapımızda: 3D-yazıcılar, nanoteknoloji, bioteknoloji, robotlaşma, akıllı fabrikalar.
Eğer kısaca "Sanayi 4.0" denilen bu yeni dönemi yakalamak istiyorsak... Yüksek düzeyde mühendis, orta düzeyde ise programcı nesiller yetiştirmeliyiz.
Efendim, bu kuşaklar söz dinlemiyormuş. Elitlere kafa tutuyor, yöneticilerin peşinden gitmiyormuş. Ne yapalım? Dünya böyle...
Nasıl Fatih Terim zihniyeti Barcelona'yı, Bayern'i çalıştıramazsa, Bülent Arı kafası da yeni nesillere liderlik edemez.
Not: Ne kadar acı verirse versin, terör fırtınaları sona erer. Bahar gelir, yaz gelir. 'Sanayi 4.0'ı kaçırdığımızda ise hep kış, hep soğuk...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.