Türkiye'nin en iyi haber sitesi
ENGİN ARDIÇ

Tonton tüketime karşı

Bugün sizin aklınız fikriniz kopacağı söylenen kıyamette... Aykırı adamım ya, benimki de memurlarda gene.
Hayrettin Karaca'yı tanıyorsunuz, Atatürk devrinden bize miras kalan kıymetli ihtiyarlardan biri. Daha genç olmakla birlikte "deprem dede" namıyla maruf ve bir ara "Türkiye'nin en etkileyici erkeği" de seçilmiş Ahmet Mete Işıkara, ya da onlardan enikonu daha yaşlı, Sultan Reşat devrinde doğmuş Muazzez İlmiye Çığ gibi bir şey (o ne yazık ki en etkileyici kadın seçilemedi.)
Onlardan önce de "Atatürk azizesi" Türkan Saylan vardı hani... Mina Urgan'ı da unutmayalım... Şimdi isteyene Rahşan Ecevit bile var.
Karaca, dünyanın kurtuluşunun, hayır bilemediniz, Atatürk'te değil, "tüketmemekte" olduğunu söylemiş ve "ben de yirmi yıldır tüketmiyorum" demiş.
Karaca doksan yaşında olduğuna göre yetmiş yaşından beri tüketmiyor. Bir ara "baklava desenli Atatürk kazağı" yapıp doksan dokuz liraya satarak halkı tüketime teşvik ediyordu, galiba şimdi vazgeçmiş.
Yok yok, onun tüketmiyorum dediği, "yoğurt ekmek yiyip erkenden yatıyorum" gibilerden, yaş icabı bir zorunlu tasarruf durumu olmalı. Fakat eminim İnci Pastanesi'nin kapanmasına da karşıdır.
Bu tür tonton ihtiyarları ciddiye alıp üzerlerinde duracak değiliz, söyledikleri "belli bir zümrenin zihniyetini" yansıtmasa...
Tüketimin "kötü bir şey" olduğuna yürekten inanmış cumhuriyet memurları zümresi!
Memur zümresi, tüketemiyor. Çünkü para kazanamıyor.
Tartışmasız iktidarda olduğu "tek parti diktası" döneminde gene parası yoktu ama havası ve birtakım ayrıcalıkları vardı.
İsmet Paşa bunlara savaş yıllarında odun kömür, Sümerbank'tan patiska falan dağıtırdı. Savaş bitince bunu nakit paraya çevirdi, gene açıktan kazanç sağlamaya ve sefilleri oynayan halktan azıcık daha iyi yaşamaya devam ettiler.
Memur, tüketemeyince, tüketmemeyi "içselleştirdi"... "Dertleri zevk edinmek" deyimi bu durumu pek güzel özetler.
Fakirlikle mücadele edecek yerde, fakirliği "erdem saymaya" başladılar! Benim çocukluğumda, "Türkiye fakir ülkedir" lafı memurlar arasında eni konu bir övünç kaynağıydı!... Türkiye'yi zenginleştirmeye çalışan Adnan Menderes'i öldürmekte de hiç tereddüt etmediler.
Esas olarak Kemalist memur zümresinden kopup gelen sosyalist takımı da, Rus Bolşevikleri'nin geleneksel tüketim nefretinden de destek alan bir tutumla, tüketimi düşman ilan etti. Tüketmek, "bitirmek, yok etmek" kavramını da içerdiğinden, "ziyankârlıkla" eş anlamlı tutuluyordu...
Oysa halk tüketime açtı. Bugün bile doymuş değildir. Halkın tüketim açlığı memurun tüketim düşmanlığıyla çatışınca, memur iktidardan düştü. Bir daha da gelemedi ve gelemeyecektir.
Tüketime sırtını çeviren, halkına domates ya da portakal bile yediremeyen Rus Bolşevik yönetimi tarihin çöp sepetine gitti. Halkı adam yerine koymayan memur zihniyeti Türkiye'de direnişini özellikle basın yoluyla sürdürüyor. Neyse ki "aklı başında" bazı solcular, tonton ihtiyarlara şöyle sesleniyorlar: "Tüketim olmazsa üretim olmaz, üretim olmazsa işçi sınıfı doğmaz, o zaman devrim de olmaz!"
İlahi çocuklar... Bunların derdi işçi sınıfı değil ki, bunlar Atatürk'ün Anıtkabir'den kalkıp Samsun'a gitmesini bekliyorlar.
Ya da birilerinin Balgat'tan Kızılay'a doğru yürümesini.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA