YAZARA MAİL GÖNDER Gizli örgüt parmağı

YAZARLAR

Herhalde televizyonda Hürrem'in memesine, Mahidevran'ın poposuna bakmaktan farkında değilsiniz, pazartesi akşamları saat dokuzda, TvNet adlı kanalda çok ilginç bir program yayınlanıyor: "İstihbarat"...
Arkadaşımız Ferhat Ünlü soruyor, eski istihbaratçı Alparslan Ertuğ da ülkemizin gizli kapaklı işlerini anlatıyor...
Geçen akşam laf Teşkilat-ı Mahsusa'ya ve onun son yöneticisi Albay Hüsamettin Bey'e (Ertürk) geldi.
Bizim kuşak, Samih Nafiz Tansu'nun altmışlı yılların başlarında yayınladığı o kapağı alacalı bulacalı ama içi çok ciddi kitabı, Hüsamettin Bey'in anılarını hatırlayacaktır. (O yılların bir diğer önemli ve esaslı kitabı, Mustafa Ragıp Bey'in ilginç eserinin de yeni baskısıydı tabii: "İttihat ve Terakki Tarihinde Esrar Perdesi"...)
Hemen herkes, İttihatçılar'ın gizli devlet örgütü ve MİT'in de "babası" konumundaki bu teşkilatın, kurtuluş savaşımıza İstanbul'dan silah, cephane ve adam kaçırmak suretiyle yardımcı olduğunu bilir.
Pek fazla bilinmeyen, örgütün Anadolu'da da düşmana karşı direnişin ilk adımlarını attığı, kurtuluş savaşımıza önayak olduğu gerçeğidir. Çeşitli yerlerde mantar gibi biten, pıtırak gibi yayılan "müdafaa-yı hukuk cemiyetleri"nin üyeleri, örgütün o il ve ilçelerdeki elemanlarından başka kimseler değildi!...
Bunlar niçin ayaklanıyorlardı? Müttefikler o kasabaya ulaşırlarsa Ermeni kırımının hesabını soracaklardı da ondan!
Kırımdan birinci derecede sorumlu olan İttihatçı bürokratlar ve Ermeni mallarına el koymuş olan yerel eşraf bu derneklerde ittifak yaparak kurtuluş savaşımızın da "belkemiğini" oluşturdular.
Bu yapılanma daha sonra neye dönüştü, bilir misiniz? Cumhuriyet Halk Partisi'nin ta kendisine!
(Bu birlikteliği yirmi beş yıl sürdüren eşraf, daha sonra bürokrasiyle papaz oldu ve Demokrat Parti muhalefetini ortaya çıkardı.)
Kurtuluş savaşımız yeni kuşaklara bir "halk ayaklanması" şeklinde yutturulmuştur. Müdafaa-yı hukuk cemiyetlerini halkın kurduğu söylenmiştir.
Bu nedenle, bizim kuşağın ateşli solcuları "halk eskiden bir kere ayaklanmış, şimdi bir daha niçin ayaklanmasın" yanılgısına kapıldılar ve bu tahlil yanlışını da canlarıyla ödediler...
Kurtuluş savaşı bir halk savaşı değildi.
İttihatçı bürokratların aynı zamanda hem kendilerini koruma refleksi, hem de yeni bir devlet yaratma savaşıydı. Savaşa halk adına katılan din adamları da tasfiye edildiler.
Bu o kadar böyleydi ki, o anlı şanlı İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş amacı da "asker kaçaklarını yargılayıp asmak" olmuştur. Çünkü on yıldır aralıksız dövüşmekte olan köylü savaştan bıkmıştı.
"Yorgun Savaşçı" dizisi, bunu hatırlattığı için Ankara bürokratları tarafından yakıldı.
Gerçi Kemal Tahir o dizinin romanında kendi tavrını açık seçik "düzenli ordudan" yana koymuş, yani "gerilla savaşından" yana olan Çerkes Ethem'e karşı Mustafa Kemal Paşa'yı, yani Ankara hükümetini haklı bulmuştu ama Ankara bürokratlarının feraseti bunu görmeye yetmiyordu.
O diziyi yakanlar arasında anlı şanlı Türk bürokratı Sayın Bay Turgut Özakman da vardır.
Gerçeğin de, günün birinde mutlaka ortaya çıkmak gibi pis bir huyu vardır, bilirsiniz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.