YAZARA MAİL GÖNDER Halk kapitalizmi seviyor

YAZARLAR

Cumhuriyet Halk Partisi'ni "kurtarmak" için tonlarca mürekkep tüketen arkadaşlara baktıkça gülmek mi gerekir acımak mı, bilemiyorum...
Kılıçdaroğlu'ndan umutlarını kesen bu arkadaşlardan (bonjour!) kimisi ciddi ciddi Sarıgül'den medet umuyor.
Asıl çoğunluğu da, sosyaldemokrasiden.
Sanıyorlar ki, hani parti o faşist kanadından bir temizlense...
Redd-i miras eylese...
Titreyip sosyaldemokrasiye geçse...
İş bitecek.
Gene de kimisi bunu umuyor, kimisi de bunun olamayacağını görecek kadar gerçekçi, üzülüyor (gerçeklerle bağını o kadar da koparmamış!) Sanıyorlar ki, cayır cayır sosyaldemokrasi özlemiyle yanıp tutuşan emekçi kitleler, bugün AKP'ye gösterdikleri teveccühü pat diye CHP'ye çevirecekler!...
Kitleler, o eğilimi "çaresizlikten" gösteriyor değiller. "CHP kendine gelene kadar bununla idare edelim" diyen seçmen sayısı devede kulaktır.
Halk, "alafranga olmayan" bir partiyi sevdi, "yerel kapitalizmi" de sevdi.
Herşeyden önce, evvelce hiçkimsenin başaramadığı "Anadolu kalkınmasını" sevdi. CHP bunu hiç istememiş, hiç yanaşmamış, "DP-AP-DYP" çizgisi de samimi olarak isteyip yarım yamalak yapabilmişti...
Hem mütedeyyin, hem kapitalist bir yönetim, halkın beklentisine cuk oturdu.
Hadi şimdi, İstanbul sermayesinin beklentilerine cuk oturan CHP de solcu olmaya kalksın da görelim bakalım!
Sevgili arkadaşlar, kapitalizm rayına oturmadan sosyaldemokrasi olmaz. Pasta pişmeden dilimlenmez.
Sendikalarla omuz omuza, nabız nabıza gelişecek gerçek sosyaldemokrasi, emekçinin ciddiye almaya değer bulmadığı bu komik sendikal hareketle hiç olmaz.
Hiçbir Türk siyasi partisi de kendini o sendika cenderesine sokmaz.
Değerli arkadaşlar, sosyaldemokrasi, durmuş oturmuş bir toplumda, sınıf atlama imkânlarının ya hiç kalmadığı ya da çok daraldığı dönemlerde ancak gündeme gelebilir.
Bir toplumda "dikey hareketlilik" (upwards mobility) bu kadar canlı ve heyecanlıysa, sola kimse tükürmez. Köylü sınıf değiştirebildiği sürece sol hayaldir.
Değiştiremeyen bile, yeni oluşan, nihayet şimdi şimdi oluşabilen burjuvaziyi destekliyor, çünkü onun geliştikçe kendi ilini ve kendi hemşerisini de geliştireceğini biliyor.
Somut örnekleri ortadadır.
Halkın mücadelesi, sermayeye karşı değil, bürokrasiye karşıdır ve hep de öyle olmuştur.
Hani Şinasi Efendi, Tanzimat Fermanı'nı okuyan Mustafa Reşit Paşa'ya "bildirir haddini sultana senin kanunun" demişti... Bugün de halk, tarihte ilk kez "bürokrasiye haddini bildiren" bu başbakanı çok sevdi.
Çünkü ondan öncekiler bildirmek istemişler ama korkmuşlar, gördükleri ilk ciddi tepkide hemen geri basmışlardı ("şapkasını alıp gitmek" kavramı)... Hele Demirel, sonunda "tam teslimiyet" noktasına kadar düşmüştü.
Bu adam korkmadı.
Onun için de, ilelebet değil ama görünür bir gelecekte hep başımızda kalacaktır, ama şu sistemle, ama bu sistemle. Türkiye de kapitalist gelişme yolunda ilerleyecektir.
Kürt komünistleri de, Türkiye'den koparacakları "Marksist-Leninist bir Kürdistan" hayalini hiç boşuna kurmasınlar.
Türk halkı aptal değil, Kürt halkı hiç değil.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.