YAZARA MAİL GÖNDER Biz teferruat değiliz

YAZARLAR

Sabah sabah insana dokunuyor bu tür şeyler... "Geceden beri düşman taarruz ediyor, şimdi gidiyoruz, Allah hayreylesin" demiş, birkaç saat sonra ölmüş.
Günlüğü bulunmuş, doksan sekiz yıl sonra.
Beşiktaşlı'ymış. Hemşerim.
Komutanı Yüzbaşı Bedri Bey, günlüğüne "hamiş" yazmış, "Naci'm pek genç ve körpeydi, kara topraklara emanet ettim" demiş. On bir gün sonra o da ölmüş.
Teğmen İbrahim Naci Efendi. Yirmi bir yaşındaymış. Çanakkale'de yirmi dokuz gün hayatta kalmış.
Günlüğünün bir kısmını dün gazetemiz yayınladı. Okuyunca kötü oldum.
Ey vataaan, gözyaşlaaarııın, siiil yetiştiiik çünkü biiiz... Söyleyin söyleyin.
Gazetenize yazın, "vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor, bir hilal uğruna..." Böylece hükümete de giydirmiş olursunuz.
Ama Naci'yi de siz öldürdünüz, benim büyük amcamı, büyükbabamın kardeşini de, daha binlerce çocuğu da.
Sizin Enver öldürdü.
Muhterem İttihatçılar...
Dünya savaşında bir milleti kumar masasına sürdünüz. Tövbe, birkaç milleti, imparatorluğun elde kalmış diğer halklarını da.
Eh, birinci ve büyük kumarda kaybettiniz, ikinci ve daha küçük kumarda kazandınız, bununla da övünürsünüz.
Güneydoğuda otuz bin insanı da siz öldürdünüz, evlere şenlik "öngörülerinizle"... Dört yüz milyar doları da kara toprağa emanet ettiniz, bununla kaç hastane, kaç okul yapılırdı?
Dünya savaşına girmek için siz yırtındınız, siz tepindiniz. Almanya'ya "bizi de yanına al" diye yalvardınız.
İlk kurşunu da siz attınız.
Düşman buna karşılık verince de "alçak emperyalistler durduk yerde üstümüze saldırdı" dediniz. "Sizinkiler" yüksek emperyalistti çünkü.
Sonra da ölüme gönderdiğiniz elli bin çocuğun kahramanlığıyla övündünüz. Elli bin şehidi beşle çarpıp iki yüz elli bin yapmaya da utanmadınız, daha fiyakalı duruyordu... . Yediğiniz haltın üstünü örtmek için de onu aldınız, kurtuluş savaşına yapıştırdınız ki yeni kuşakların kafası iyice karışsın... Şimdi de otuz bin çocuğun ölümüyle övünüyorsunuz, barış yapmak için uğraşanlara da küfür ediyorsunuz: Artistlik yapma lan!
Ve de döşeniyorsunuz, vurulup tertemiz alnından, falan filan.
Yirmi bir yaşında ölen Teğmen Naci sizden hesap soruyor: "Ben de böyle solgun yapraklı birkaç kel ağacın dibine mi gömüleceğim, yoksa sevdiklerime kavuşmaya müsaade edecek misin ya Rabbim?" demiş.
Benim büyük amcam Çanakkale'de şehit düştü.
Benim büyükbabam düşmedi, ikinci büyük savaşın sonlarına kadar yaşadı.
Sigortası yoktu ama şapka giyiyordu.
Sendikası yoktu ama soldan sağa yazıyordu.
Grev hakkı yoktu ama soyadı vardı: Ardıç.
Sıfır güvenceyle çalışıyor ve vergileriyle Osmanlı borçlarını ödüyordu. Fakir öldü.
Yaşasın vatan, yaşasın her türlü memur anayasası, yaşasın İttihat ve Terakki'nin A kadrosu ve de B kadrosu!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.