YAZARA MAİL GÖNDER Bolşevik umumhanesi

YAZARLAR

Bendeniz bale sanatını çok da fazla sevmem, diyelim operayı ya da opereti sevdiğim gibi... Yok canım, baleyi "birtakım sıska ve kemikli karılarla yarı çıplak oğlanların hoplaya zıplaya yaptıkları birtakım anlamsız hareketler" olarak görmüyorum tabii. O kadar öküz değiliz.
Ne var ki, klasik bale demek, dön dolaş hep aynı "klişe" hareketler demek be kardeşim! O zaman da iş geliyor, değişik sanatçıların sırayla hüner gösterdikleri bir platforma dönüşüyor. Vasat müzikseverin gözdesi Çaykovski'nin bütün eserlerine bakın, ne hikmetse hep bir "sarayda verilen davet" ve konukların sırayla sergiledikleri benzer numaralar vardır...
Bolşoy olsun, en büyük rakibi Mariinski Topluluğu (eski Kirov) olsun, bu kemikleşmiş on dokuzuncu yüzyıl sanatının kaleleridir.
Durmuş oturmuşlar, donmuş kalmışlardır.
Oralardan ne bir Merce Cunningham çıkar ne de bir Carolyn Carlson. Baletler de, ister Nijinski olsun ister Nureyev ister Barişnikov, soluğu Batı'da alıyorlardı. "Modern dans" çok daha anlamlıdır.
Fakat soyut mekanda, sema perdesi önünde ve de hele "minimalist" müzik eşliğinde oynanınca onun da tadı kaçıyor.
Seyirciyi hepten soğutup baleden nefret ettirmek istiyorsanız ya John Cage müziği kullanacaksınız ya Philip Glass...
Bale istiyorsanız bale şimdi Fransa'da...
Paris'te Marie-Agnes Gillot, Clairemarie Osta, Monte Carlo'da da Bernice Coppieters muhteşem baş balerinalar olarak harikalar yaratıyorlar.
Bolşoy dedik... Gene bir seks skandalıyla gündeme geldi.
Eski baş balerinalardan Anastasya Voloçkova, "Bolşoy geneleve döndü" demiş.
"Oligarklar" Bolşoy'a el atmışlar, kızları götürüyorlarmış!
Pazarlayanlar da yöneticiler.
Elbette bir de "bilet mafyası" oluşmuş, sanki eskiden yoktu da... Ön sıra koltuklarının karaborsa fiyatı adam başı 2 bin 500 dolara kadar çıkıyormuş artık!
Bu hep böyleydi. Bolşoy'a bilet bulmak deveye hendek atlatmaktan daha zordu. Nasıl New York otellerinde Broadway biletlerinin karaborsası yapılıyorsa, Moskova'da da yapılıyordu Saint-Petersburg'da da.
Fakat "seks" her zaman en çarpıcı boyutuydu Rus balesinin...
Siz bakmayın o filmlerde gördüğünüz, kızların çevresinde erkek sinek uçurtmayan asık suratlı, aksi ve nemrut, yaşlı Rus madam tipine...
Rus Komünist Partisi, Bolşoy'u "partinin seks kantinine" çevirmişti.
Bedava tabii, ya da hiç olmazsa naylon çorap, blucin, parfüm vs. gibi bize çarçur gelen ama o ekonomide çok lüks ve bulunmaz tüketim maddeleri sayılan şeyler karşılığı.
Ya da yalnızca emirle, kuru kuruya!
Şimdi hiç olmazsa Rus yeni zenginleri kesenin ağzını açmışlardır, kızlar ucuza gitmiyorlar.
Peki Fransa'da nasıldı eskiden? Farklı değildi, on dokuzuncu yüzyılda Fransız aristokratı da burjuvası da baleden çöplenirdi.
Hele bir Doktor Veron vardı ki, 1830'lu yıllarda bilmem kaç yüz bin frank bastırıp baleyi "götürü" almış, rol vereceğim diye götürmediği kız da kalmamıştı.
Neyse ki yeni Türk burjuvaları bale sanatıyla hiç mi hiç ilgilenmiyorlar.
Kızlarımız da asıl sevdikleri çocuklarla yaşayabiliyorlar kendi aşklarını, kıymetini bilsinler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.