YAZARA MAİL GÖNDER Ağaç ve meme

YAZARLAR

Türkiye'nin en etkili muhalefeti, ağaç muhalefetiymiş.
Böyle dediler. Çünkü AKP iktidarını asker de yıkamamış, yargı da yıkamamış, bürokrasi de yıkamamış, CHP de yıkamamış ama ağaçlar yıkmak üzereymiş.
Askerin, yargının, bürokrasinin meşru hükümeti "yıkmaya çalışması" onlara çok doğal geliyor.
Onlar dediğimiz, basın baronları. Artık kütükten medet umuyorlar. (Eylemcilerin "mesele ağaç değil, daha anlamadınız mı" uyarısı bir kulaklarından girmiş, bir kulaklarından çıkmış.) Şimdi bir umut ışığı belirmiş karanlık tünelin ucunda: Ağaçlar geliyormuş.
Ağaçlar başbakana meydan okuyorlarmış, eleştiriyorlarmış, direniyorlarmış, hatta çok etkili olarak muhalefet ediyorlarmış.
Ağaçlar Türkiye'nin dönüşüm sürecindeki yerlerini almışlar.
Böyle yazıyorlar. Postalı bırakmışlar, kütük yalamaya dönmüşler.
Başbakana meydan okuyan ağaç Türk basınında görülmedik bir canlı türü değildir. Bendeniz bunların "ağaçlar" değil de "odunlar" olduğu kanısındaydım ama demek ki kurusu değil yaşı daha makbul.
Taksim ağaçları, ODTÜ ağaçları... Kahraman ağaçlar...
Devrimci ağaçlar...
Lakin ağaçlar sandıkta son sözü söyleyeceklerse, iktidar belediyelerinin on yılda sağa sola diktiği on binlerce "gerçek ağaç" ağır basabilir! Böyle bir tehlike de var.
Bu memlekette dikilen bin ağaç göze görünmez de kesilmek istenen bir ağaç sorun yaratır.
Neyse, ağaçlar seçimi kazanabilirlermiş bu durumda.
Muhalif ağaçlar.
Eh, insanlar da muhalefete geçerler o zaman.
Ama ağacın yanısıra yeni bir güç de ortaya çıktı toplumda: Meme gücü. Erkler artık beşe ayrılıyor:
Yasama, yürütme, yargı, medya ve meme.
Kafası bozulan memesini açıyor. Yok, "aaay sıcakladım ayol" tarzında değil, bu bir protesto.
Bu işi Ukraynalı kızlar başlattılar. Hareketin lideri bir erkekmiş ama o kadarcık çelişki kadı kızında bile bulunur.
Gelip burada da açtılar.
Evde kalmış bazı Türk kızları da "meme güzeldi" deyince bize hakaretler yağdırdılar. Dünya tarihinde "bir kadının bir yerini beğendiği için kadın düşmanı ilan edilen ilk erkek" sıfatını kazandık.
Artık karşı çıkmıyorum.
Başıma dert almamak için de, eyleme geçmiş, Karacaoğlan'ın ve de Cem Karaca'nın deyimiyle "domur domur başkaldırmış" bir memeyle karşılaşınca "tövbe ıstağfirullah" diye kafamı çeviriyorum. (Kalçaya çevirmeyebilirim.) İşte ODTÜ öğrencilerinden bir hanım kızımız memesini açmış.
Meme özgürlüğü simgeliyor.
Acaba milliyetçiliği de mi simgeliyor? Çünkü kızımızın 32 numara göğsünün üzerinde bir de Türk bayrağı var!...
Maçlarda kaşına gözüne, alnına yanağına ay-yıldız çizenlere alışkınız da memede hiç görmemiştik.
Bilindiği gibi Amerikan erkeği memeci, Türk erkeği kalçacıdır. Kalça da isteriz.
Ama kalçaya ay-yıldız çizen kendini doğruca savcının karşısında bulur ha...
Bayrağa hakaretten... Onun için, kalçalar natürel kalsın.
Sadelikte ferahlık vardır.
Lakin "küçük güzeldir" ilkesi burada geçerli değildir.
Bakalım seçimi ağaç mı kazanacak meme mi?
Koalisyon yapsınlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.