Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Hani televizyon programında İngilizce sayı saymasa hiç dikkat çekmeyecek: Van, tu, tiri, for, fayf, siks, sevın... Tabii, İstanbul adayı olduğuna göre pırıl pırıl bir Güngören-Erzincan aksanıyla.
Sarıgül bu kampanyada bir de "adam dövmesiyle" öne çıkıyor.
CHP kurultayında da Ateş Ünal Erzen'i dövmüştü ama o kurultaydı... Bu başka...
Mustafa Suver adında bir emekli vatandaşa yumruk attı. Pardon, vatandaşa değil, AKP taraftarına.
Çünkü Sarıgül kendisi söylüyor, "vatandaş değil, Ak Partili" diyor. (Vallahi dedi.) Bu yaklaşım, Ankaralı bürokrat çocuğu Serdar Turgut'un şu cümleleriyle örtüşüyor: "Halkın çoğunluğu beni hiç yanıltmadı. Yıllardır kendilerinden ne kadar aşağılık davranış, ilkesizlik, tuhaflık beklediysem hepsi gerçekleşti. Bu yüzden bu seçimin sonuçları hakkında da yanılmayacağımı, halkın beni yine hayal kırıklığına uğratmayacağını tahmin ediyorum. Anlayacağınız Ak Parti yine en büyük parti olacak."
Evet, halk plajlara da hücum ediyor, vatandaş denize giremiyor Serdar. Ayrıca eğitim de şart.
Tabii Sarıgül böyle uluorta hakaret edemiyor. Ne de olsa "öfke kontrolü" dersleri almış. O daha ziyade "direkt yaklaşımı" tercih ediyor, bir direkt çakıyor... Kampanya ilerledikçe "aparkütü" de deneyebilir (Güngören İngilizcesi, apırkat.)
Geçen gün de Pendik'te kendi korumasını tartakladı. "Önümden çekilsene" diye bağırdı, sonra, masallarda şöyle denir, daldan dala atlayarak çalılıklar arasında uzaklaştı. Pardon, geri dönerek uzaklaştı.
Eyüp'te de, bu sefer "gerçek vatandaşa" (çünkü o bir CHP taraftarı) "teneke gibi durma orada, ya alkışla ya da kaybol git" diye çıkışmıştı...
Öyle ya, Sarıgül gibi "müstesna bir şahsiyetin" mitingini izliyorsan, alkışlamakla yükümlüsün.
Yoksa sen "acaba ne diyor" diye dinlemeye, CHP'nin tekliflerini öğrenmeye mi geldin?
"Eğitim şart" dediysek o kadar da demedik oğlum. Öğrenmek sana düşmez ve de kalmaz, topluma iletecek bir önerileri, bir projeleri olsa önce kendileri öğrenecekler sana gelene kadar...
Çünkü küfürden başka bir muhalefet biçimi üretemiyorlar.
Baksanıza, İstanbul sermayesinin gazeteleri kaç gündür "editoryal" yayınlıyorlar, sakin olun, elele verin, gerilim azaltın falan diye, bir yandan Kılıçdaroğlu öbür yandan Bahçeli hiç aldırmadan hakaretlere devam...
Gerçek şu ki, Sarıgül de kazanamayacağını kabak gibi gördü, onu ittiren sermaye gazeteleri de.
Onun için Sarıgül'ü bırakıp "29 Nisan 1960 tarihli" sayılar çıkarmaya başladılar! Hani birisinin yanılıp da kalemi sürçse, "Başbakan Menderes" dese pek güleceğiz...
İyi de, İstanbul'u bile kazanamamış Sarıgül parti başkanlığını nasıl kazanır?
Eh, İstanbul'u bile kazanamamış Kılıçdaroğlu parti başkanlığını nasıl kazandıysa öyle!
Yoksa Kılıçdaroğlu, bütün o "mazlum emekli" görüntüsüne rağmen hinoğlu hin de, atası İsmet Paşa'nın "düşmanlarını terfi ettirerek yok etme" taktiğini mi uyguladı? Onun önünü de böyle mi kesmiş olacak?
İsmet Paşa'nın kafasında dokuz tilki dolaşır, kuyrukları birbine değmezmiş... Burada kuyruklar birbirine dolanıyor mu göreceğiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER