YAZARA MAİL GÖNDER Sırrı'nın sırrı

YAZARLAR

Sırrı Sakık, Ağrı'ya belediye reisi oldu. Hayırlı olsun.
Belediyecilikle uzaktan yakından ilgisi olmadığı için, icraatı, cadde ve sokaklara isim koyup isim kaldırma düzeyinde kalacak gibi görünüyor. Ne yapalım, biz bu memlekette belediye reisi olmak isteyen şarkıcılar da, tiyatro oyuncuları da, sinema yönetmenleri de, gazeteciler de gördük.
Bu "isimle oynama eğlencesini" CHP belediyeleri de severler biliyorsunuz, ota bota Demokrasi Parkı, Özgürlük Meydanı, Katılım Bulvarı, Laiklik Caddesi gibi isimler takarlar. (Biz şimdi asıl Tunceli ilimizin Ovacık belediyesinden bir Karl Marx Meydanı bekliyoruz da, yapılan bir ankete göre TKP'ye oy verenlerin büyük çoğunluğu bu ismi hayatlarında hiç duymamışlar! Onlar kuşlardan kargayı, devrimcilerden de İbrahim Kaypakkaya'yı tanıyorlar.)
Sırrı Sakık "yöresel iktidara" gelir gelmez iki iş yaptı: Ağrı'dan Kazım Karabekir ismini sileceğini açıkladı. Bir de, Türk pilotları için yapılmış bir anıtı yıkacakmış.
Sakık, bu pilotların "Kürt halkını bombalarken" öldüklerini sanıyor. (İstanbul'a gelirken Sabiha Gökçen Havaalanı'na sakın ayak basmasın, Yeşilköy'den dolansın diyeceğim ama oranın da adı Atatürk, en iyisi arabayla gelsin.)
Olayın Dersim isyanıyla uzaktan yakından bir ilgisi yok. 1939 yılında İran'da gereksiz ve önemsiz bir törene katılmak üzere giden pırpır uçaklardan ikisi fırtınadan düşmüş, pilotları Ağrı'ya getirip şehitliğe defnetmişler, bir de anıt yapmışlar.
Açıkçası, pilotlarımız Niyazi olmuşlar. Fakat bürokrasi iktidarda olduğu için "sanki vatan uğruna ölmüşler" gibi bir hava yaratılmış. Çünkü o dönemde memur kraldı.
Fırtınadan görev şehidi düşene anıt yapılacaksa, Soma'da yitirdiğimiz işçilere gökdelenler dikilmesi gerekir. (Sahi, Soma diye bir yer vardı yahu...)
Gelelim Kazım Karabekir meselesine... Karabekir'in Kürtler'le hiçbir alıp veremediği yoktu.
Kurtuluş savaşımızın temel direklerinden biridir. "Kemalistler" tarafından harcanmış bir komutandır. Doğu cephesinde zafer kazanmış ve doğu sınırımızı garantiye almıştır. Esas olarak Ermeni çeteleriyle çarpışmıştır. Yani Kürdistan'ı değil, Anadolu içlerine sarkmak isteyen Ermenistan'ı yenmiştir. Fakat savaşın "belirleyici" (decisive) noktası batı cephesi olduğu için, Karabekir'in çabası sönük kalmıştır.
Yani, "şark cephesi kumandanı Kazım" yerine, "garp cephesi kumandanı İsmet" öne çıkmıştır.
Tıpkı, Normandiya çıkartmasının belirleyici olması ve bu cephenin komutanları Bradley ve Patton gibi adamların, İtalya cephesi komutanları Clark ve Alexander'i gölgede bırakmaları gibi...
Karabekir'in büyük desteği olmasaydı 1919 yılında Mustafa Kemal Paşa Anadolu'da o kadar kolay tutunamazdı...
Sonra "Kemal diktasına karşı çıkan muhalif paşalar" grubuna katıldı, CHP'ye rakip olan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı kurdu ve bu partinin İsmet tarafından yokedilmesi üzerine tarihten silindi, gizli servis tarafından evi basıldı, hatıralarını yayınlaması engellendi.
Tuhaf şey, Sırrı Sakık gibi bir adamdan, Karabekir'i yoketmeye kalkması değil, tam tersine ona sahip çıkması beklenirdi!
Eh, bu da Kürt muhalefetinin ne çapta politikacıların eline kaldığını yeterince gösteriyor tabii... Hani kazara Sırrı'lardan Süreyya bir yerlere belediye reisi olsa acaba ne çamlar devirecek?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.