YAZARA MAİL GÖNDER Cumhuriyetin bayrağı

YAZARLAR

Birkaç yıl önce Madrid'de 1 Mayıs gösterilerini izlemiştim... Her türlü "fraksiyon" katılmıştı, anarşistler yoktu. İspanyol anarşistleri tarihten kazınmışlardı.
Bizim Beşiktaş balıkpazarında bile vardı, İspanya'da yoktu, kalmamıştı.
Kırmızı-siyah anarşist bayrağı ortalarda görünmüyor, hiç kimse o ünlü "Varşova Marşı"nı söylemiyordu.
Çünkü onları Franco'dan önce, iç savaş sırasında Stalinci komünistler temizlemişlerdi, bu zahmeti faşistlere bırakmadan...
Fakat çoğu kişinin elinde cumhuriyet bayrağı vardı.
İspanya Krallığı'nda elinde cumhuriyet bayrağıyla gösteri yapmak serbestti!
Alcala Sokağı'yla Recoletos Caddesi'nin köşesinde satıyorlardı, bir tane de ben aldım. Sopalı yedi avro, sopasız üç avro.
İç savaş belgesellerinde ve filmlerde gördüğüm şekilde fular gibi boynuma sardım, bütün gün öyle dolandım. (Hayır, karşıma "Ülke ve Özgürlük" filmindeki Blanca gibi bir kız çıkmadı. Onu oynayan Rosana Pastor ortalıkta görünmüyordu, o herhalde Barcelona ya da Valencia'daki gösterilere katılmıştı.) Sarı-kırmızı-mor...
Demokrasiye dönüldüğünü göremeden sürgünde ölen birçok cumhuriyetçinin, yanında getirdiği bir avuç vatan toprağıyla birlikte, tabutuna sarılmasını vasiyet ettiği bayrak. Sarı-kırmızı-mor.
Oysa İspanyol bayrağını yalnızca sarıkırmızı bilirsiniz, bizim Galatasaray bayrağı gibi. O, krallığın ve Franco'nun bayrağıdır.
1931 yılında cumhuriyet ilan edildiği zaman bayrağa bir renk daha eklediler.
1936 yılında ayaklanan faşistler eski iki renkli bayrağa geri döndüler, Franco'nun ölümünden sonra Juan Carlos tahta geçince aynı bayrağı korudu elbette, ortasına kendi armasını koydu.
Şimdi baktım, Juan Carlos'un tahttan oğlu Felipe lehine feragat edeceğini açıklaması üzerine, cumhuriyetçiler soluğu bu tür gösterilerin geleneksel merkezi Puerta del Sol meydanında almışlar. (Tuhaftır, iç savaştan önce başkentin en ünlü pastanesi olan La Mallorquina kapanmamış, meydanın Calle Mayor köşesinde duruyor.) Gösteriler bütün kentlere yayılmış ama saman alevi gibi parlayıp sönmüş.
Referandum istiyorlar ama yapılmayacak.
İspanya bir krallık olarak kalacak.
Çünkü şu anda kuzey krallıklarıyla birlikte Avrupa Birliği'nin en demokratik ülkesi ve göstermelik bir "cumhuriyet kalıbına" hiç de ihtiyacı yok.
Cumhuriyetçiler cumhuriyetin her derde deva olduğunu ve örneğin krallık giderse ekonomik krizin biteceğini sanıyorlar.
1981 yılında yeni bir faşist darbe girişimine göğüs gerenin de bizzat kral olduğunu unutuyorlar.
Önümüzdeki hafta tahta geçecek olan Felipe'nin eşi Letizia eski bir televizyon spikeri, babası da taksi şoförüymüş.
Bir şekilde devletin başına halk da ortak oluyor yani.
Bizde bunu hazmedemeyenler var.
Hiç heveslenmesinler, 10 Ağustos'ta Çankaya'dan başı örtülü bir hanım inecek, oraya başı örtülü bir başka hanım çıkacak. Tornacının oğlu, yerini, okuyabilmek için limonata ve simit satmış bir çocuğa bırakacak.
Yani Çankaya halkın elinde kalacak.
Bayrak inmez, halkın iktidarı bölünmez.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.