Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Ekmeleddin'e "Emsaleddin" diyen parti başkanı, yeni bir inci yumurtlamış: "Cumhurbaşkanlığı seçiminde yanlış bir adım atılırsa onun arkasını toparlayamayız. Türkiye'deki sosyal hareketlilik hızlanır. Gerilim artar. İç savaşa doğru gidişler olur."
Devlet Bahçeli, sosyal hareketliliğin hızlanmasını istemiyor.
Köylünün köyünde kalmasını, şehirlere göç etmemesini isteyen İsmet İnönü gibi mi yani? Çünkü o zaman bu kitleyi soğurmak ve işçi sınıfına dönüştürmek için sanayi kurmak gerekecekti, İnönü o dalga boyunda değildi.
Yok canım, uzmanlık alanı dış ticaret olan bir adam bunu herhalde "sosyoloji bilimi" açısından söylememiştir, hareketten kastı "Taksim tipi" sokak kargaşası olsa gerek.
Bu devlet, o tür kargaşaları bastırmakla görevli özel polis ekiplerine altmışlı yıllarda "toplum polisi" demiş olan bir devlettir. Geri kalan polisler de yüksek sosyete polisi mi oluyorlardı?
Yani, halkın çoğunluğu belli bir adaya oy verince, halkın azınlığı da sokağa mı dökülecek?
Çünkü halkın çoğunluğu "yanlış bir adım" atmış olacak (halk cahil, eğitim şart.)
Doğru adım, bürokrasinin istediği adım olsa gerek.
Örneğin Almanya'daki cahil kitlenin yanlış adım atması ne güzel engellendi...
Fakat Bahçeli'nin gizli tehditlerindeki "iç savaş" vurgusu daha da ilginç. Halkın çoğunluğu bir adaya oy verince halkın azınlığı da ayaklanacak ve iç savaş çıkacak. Yoksa iyi sıhhatte olsunlar mı ayaklanacaklar?
Yani 1967 yılında Yunanistan'da olduğu gibi bir darbeyle işi bitiremeyeceksiniz, halk direnecek.
Bu iş daha ziyade 1936 yılının İspanya'sına benzeyecek, faşistlerin üç günde bitiririz sandıkları iş, halkın tepkisi üzerine üç yıla yayılacak...
Orada faşistler iç savaşa çaresiz kaldıkları, direnişin çapını ve gücünü hesaplayamadıkları için razı olmuşlardı... Bizim faşistler iç savaş lafının, fikrinin bizatihi kendisini seviyorlar. Kanları kaynıyor çocukların...
Nice ateşli delikanlıdan duyduk on yıldır bu iç savaş lafını.
Onlar hemen istiyorlardı, başbuğları şarta bağlamış, Tayyip cumhurbaşkanı olursa diyor.
Bir iç savaşı, pizzalarını ısmarlayıp maç seyreder gibi televizyondan izleyeceklerini sanıyorlar. Ya da işte, Suriye iç savaşını, Irak iç savaşını şimdi izledikleri gibi.
Ölecekleri hiç akıllarına gelmiyor!
Yoksa bir temenni değil de gerçekten bir endişe mi sözkonusu?
"Kürtler'e karşı sürdürdüğümüz düşük yoğunluklu iç savaşı otuz yıldır bir türlü kazanamadık, ne otuzu, doksan yıldır kazanamadık, ya Tayyip'e ve halka karşı yeni bir iç savaşı da kazanamazsak?"
Hitler ve Mussolini de yok ki General Franco gibi yardım alasın...
Netanyahu var canım, gerekli desteği verir.
Bari kıyılara bomba atmayın, oralar sizden.
Görelim, hangi sergerde Tayyip nefretiyle Türkiye'yi yetmiş yıl geriye götürmeye kalkabilirmiş?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER