Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Altmışlı yıllarda Türk sosyalistlerinin iki büyük sevdası vardı. Bir: Genelevdeki bütün kadınları oradan kurtarıp Cibali Tütün Fabrikası'na kar gibi bembeyaz ve tertemiz başörtülü işçi yazdırmak...
İki: Gecekonduda yaşayan bütün kahraman emekçileri de oralardan kurtarıp, Sovyet tarzı büyük ve çirkin toplu konutlara yerleştirmek. Adam başına dokuz metrekare de yaşama alanı, Stalin'in uygun gördüğü şekilde.
Bir kadının genelevde "bundan zevk alarak" çalışabileceği akıllarına gelemiyordu. (Emekli bir genelev işçisinin bir röportajda "ben bu işi yıllarca yaptım ve keyifle yaptım" demesi üzerine bazı arkadaşlarımın ağızlarının bir karış açık kaldığını hatırlarım.) Lumpenin de gecekonduda çok mutsuz olduğunu, sömürüldüğünü sanıyorlardı.
Lumpen, solcuların bu bönlüğünü kendine yontarak çok güzel kullandı. Avanakları eziliyorum diye kandırdı. Gecekonduda, köyünden çok daha iyi yaşıyordu.
Yıllar geçince, o gecekonduların yerinde sekiz katlı apartmanların yükseldiğini, lumpenin çulsuz garibanlıktan "sekiz daire sahipliğine" geçtiğini görenler ne diyeceklerini bilemiyorlar.
Köylüyü hiç tanımadılar.
Tanımak da istemediler. Onlara köylüyü anlatan Kemal Tahir gibilerine de küfür ettiler.
Ne biçim romanlardı onlar öyle, içinde Müslümanlar vardı! Şeyhler, hacılar, hocalar, muskacılar, cinciler, Alevi dedeleri... Atatürk Türkiyesi'si bu muydu yani, bu mu olmalıydı?
Türk köylüsü dediğin, şekerkamışı tarlalarında "machete"yle kamış kesen Küba köylüsü gibi olmak gerekti, ki Ernesto benzeri birileri gelip onu kurtarsın...
Bakın ne olmuş: Viranşehir'de bir "köy komünü" kurmaya kalkmışlar. "Yoksullar ve evsizlere barınma hakkı sağlamak" amacıyla... Bir gazeteci önayak olmuş, "Toprak ve Su Ekolojik Evleri" diye bir "yerleşke" oluşturmuş.
Viranşehir Belediyesi arazi vererek desteklemiş, 22 dönüm araziye 36 ev... Evler kerpiç ama... Romantik köy... Nuri İyem tablolarındaki ablak suratlı kadınlar, çeşmeden bakracına su dolduran Kezban, falan filan... Amaç, "bir yaşam durumu ve bir demokrasi inşa etmek"miş. Hani şehirlilere de "ev değil çağdaş bir yaşam sunan" emlakçı ağızları!
70 aile başvurmuş.
Kerpiçle yetinmeyen bazı "haddini bilmez köylüler" evlerine "beton ve fayansla takviye" de yapmışlar bu arada.
Lakin hepi topu 7 ev tamamlanabilmiş.
Çünkü, "tapu verilmeyeceğini" öğrenen köylü yan çizmiş, su koyuvermiş.
Belediyeci Şeyhmus, köylülerden "birlikte üretip paylaşmıyorlar" diye yakınıyor. Haberi veren CHP amigosu gazete de "komün köy hayali, kapitalizmin yarattığı mülkiyet hırsına yenildi" demiş.
Vallahi bu bilinçsiz köylü oyunu da gider AKP'ye verir ha!
Eh, köylüyü biraz daha tanımış oldular böylece. Altı ay sonra CHP seçimi gene kaybedince de biraz daha tanıyacaklar.
Ömrü vefa etseydi belki merhum Ecevit de tanıyacaktı. Hani şu, seçim sandığından DSP'ye bir tek oy dahi çıkmayan Köykent adlı ucubenin babası Ecevit...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER