YAZARA MAİL GÖNDER Atatürkçülük haybecilik olmamalı

YAZARLAR

Gökkubbe altında Atatürk hakkında söylenmedik hiçbir söz, yazılmadık hiçbir şey kalmamıştır. Yok canım, emekli bir bürokratımızın salladığı gibi öyle "on binlerce kitap" falan da değildir bu!
"Atatürk o kadar büyük ki herhalde hakkında bilmemkaç bin kitap yazılmış olsa gerektir" diye düşünülmüş...
Biyografisini okumak isteyenlere Şevket Süreyya'nın ya da Lord Kinross'un sade suya tirit eserlerini değil, Andrew Mango'nun esaslı çalışmasını tavsiye ederiz. Aydın Doğan'ın DR dükkânlarını kaplayan ve birbirinden moloz aşk romanlarının arasına ite kaka sıkışmış "faşo" kitaplarını boşveriniz. Yerde kalem bulan Atatürk kitabı yazmaya koyuldu çünkü... Eskiden emekli memurlar çiçek sulamak, tavuk yetiştirmek, torun gezdirmek gibi işlerle uğraşırlardı, şimdi Atatürk kitabı yazıyorlar.
Bir kalıyor gazeteci zevzeklikleri. Hani şu milli bayramlarda ısıtılıp ısıtılıp servise konulan lafazanlıklar. Kahveyi nasıl içerdi, falan.
Babıali, böyle günlerde Atatürk'ün müthiş bir yanını daha hep yeniden keşfeder. Eskiden orduya yağ çekmek için yaparlardı, şimdi CHP'ye oy toplamak için yapıyorlar.
Libya'da gizemli bir ihtiyarla karşılaşmış, adam el falına bakmış da "sen padişah olacaksın" demiş...
Çanakkale'de İngiliz kurşunu göğüs cebindeki saate rast gelmiş de kurtulmuş, işe bakın ki saat da tam dokuzu beş geçeyi göstermiyor muymuş?... Buna benzer yaveler.
Öyle ya, laf bitmiş, ne yazacaksın, senede dört kereden diyelim on yıl boyunca kırk kere, elli yıl boyunca iki yüz kere?
Ama onlar gene bir yolunu buluyorlar.
İşte dün gene bir 19 Mayıs'ı idrak ettik. Büyük önder gene Samsun'dan bir güneş gibi doğdu. Bendeniz Şişli'den Dolmabahçe'ye hangi yoldan gittiğini merak ediyorum, bir türlü aydınlatmıyorlar. Acaba Pangaltı-Taksim üzerinden mi, Nişantaşı-Maçka üzerinden mi, yoksa Zincirlikuyu-Beşiktaş üzerinden mi?
Gelecek yıl da İstanbul'dan Samsun'a gidene kadar yol boyunca vapurda ne yemek çıktığını yazınız! Öyle ya, kuru fasulya mı yemişler nohut mu, pilav da var mıymış, hoşaf da var mıymış, bunları bilmek aziz Türk milletinin hakkıdır.
Aydın Doğan'ın jiletlik olmuş amiral gemisi, bir yandan cumhurbaşkanına laf yetiştirmeye çalışırken, bir yandan da, günlerden 19 Mayıs ya, sürmanşetten manda gözü gibi dayanmış: "Yolculukta ilk emir!"
Neymiş bu emir? Atatürk kaptana demiş ki, "kıyıya yakın git, tehlike görürsen gemiyi karaya oturt!"
Vay be... Ya ne diyecekti, "kan dökülmesin, hemen teslim olalım" mı diyecekti?
Yoksa "geminin burnunu açık denize ver ki bizi batırsınlar" mı diyecekti?
Acaba "sıkıyı görürsen hemen İstanbul'a dön, boşver milli mücadeleyi falan" mı diyecekti yoksa?
Hazretler bunu "yolculukta ilk emir" diye döşenip okuyucu nezdinde "evlilikte ilk gece" gibilerden bir heyecan yaratmayı umuyorlar.
Nafile gayrettir. Bu tür numaralar CHP'ye oy getirmez.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.