YAZARA MAİL GÖNDER “Freedom” gazetesi

YAZARLAR

Sevgili dostumuz, eski muhalif yeni yandaş Ertuğrul Özkök "Çanakkale'nin adı Troya olmalı" demiş. (Sevdim ben bu Ertuğrul'u bir kere, onsuz yapamıyorum.)
Böylece adını bütün dünya ezberlermiş...
Ve de "ikinci İstanbul" olurmuş, daha doğrusu cumhuriyet "Ankara'dan sonraki ikinci büyük şehrini" oraya kurmalıymış. İstanbul nüfusunun bir kısmı da oraya kayar, "İstanbul üzerindeki nüfus baskısı" hafiflermiş.
Güzel fikir.
Cumhuriyetin "şehir yumurtlama" şeklindeki "kurucu ayarlarından" biriyle de örtüşüyor.
Aynı zamanda "2023 yılına büyük ve küresel girmemizi" de kolaylaştıracakmış.
En azından, Kılıçdaroğlu'nun "Orta Anadolu'ya ambalaj kenti Kemalingrad kurma" hayalinden daha gerçekçi.
Aynı mantığı kullanarak örnekleri daha da çoğaltabiliriz, daha küresel olur.
İlk akla gelen, Nevşehir'i "Kapadokya City" yapmak. (Ortadoğu'yu da boş bırakmayalım, Araplar'a şirin görünmek için Elazığ yerine "Mamure-tül Aziz" ismine geri dönelim. Malazgirt'i Manzikert yapınca da Ermeni sorunu çözülür.)
Hatta giderek Hatay'a "İssos" bile diyebiliriz, yabancılar Büyük İskender'den hatırlarlar, Persler'i orada yenmişti. Ama bu durumda Polatlı'yı da Gordion yapmamız gerekecektir.
Benim teklifim, turist çekmek, özellikle kadın turisti tavlamak için Çanakkale'yi Troya değil doğrudan doğruya "Brad Pitt City" yapmaktır.
Yerli erkek turist için de "Melahatkent" adını kullanabiliriz, Ece Ayhan okuyanlar koşar gelirler.
Sonra İzmir'i Smirni, Ankara'yı tekrar Angora, eh İstanbul'u da Konstantinoupolis yapmaya gelir sıra. ("Byzantium yapalım" diyenler ayrı bir fraksiyon oluştururlar.)
Ne yani, bizim burada "Bitter Almond evleri" diye (Acıbadem) ev satıyorlar da...
Bir zamanlar bu memlekette "Eyyubiler tekkesi" vardı. Sabahattin Eyüboğlu'nun başrahibi, Azra Erhat'ın da başrahibesi olduğu bu tekkenin müritleri "mavi yolculuğu" icat ettiler, bütün yarı-aydınları Muğla kıyılarına çektiler, turizme büyük hizmetlerde bulundular.
Bunlarla "mitolojik Marksistler" diye de dalga geçilirdi.
Troyalı kahraman Hektor'u da, gerçi olay bronz çağında geçiyor ama, Yunanlılar'a karşı Anadolu'yu savunduğu için Atatürk'e eş koşuyorlardı. (Ahilleus bu hesabı göre Venizelos mu oluyordu? Yok, o Agamemnon...)
Yaşar Kemal de kör şair Homeros! Şaka değildir, bunu dediler. (Bu durumda Zülfü'yü nereye oturtacağız?)
Sabahattin Bey avanesini teknenin güvertesinde topluyor, "söyleyin bakalım," diyordu, "Ahilleus'tan yana mısınız, Hektor'dan yana mı?"
Yaşasaydı kimbilir ne mutlu olurdu Ertuğrul'un bu teklifi üzerine...
Biz de anket yapar, okuyucuya sorardık:
"Freedom" gazetesi mi okursunuz, "The Morning" gazetesi mi?
Fakat "fuck off" yanıtını alma tehlikesi vardır.
Yok, vallahi sana demedim Ertuğrul.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.