YAZARA MAİL GÖNDER Tek yürek kaç yürek?

YAZARLAR

İlk şoku atlattılar, uyuzluklar ufak ufak yeniden başlıyor... Kimisi darbecilerin pis canını kurtarma derdinde, kimisi diktaya gittiğimizi söylemeye utanmıyor...
Yani eski hamam eski tas.
Açıkça da dillendiremiyorlar, şimdilik korkuyorlar. İşi "satır aralarından" götürmeye çalışıyorlar. Gün geçtikçe cesaretlerini toplayacaklardır.
Kimisi ordunun yeniden yapılanmasından son derece rahatsız.
Kimisi tutuklanan FETÖ'cüleri kurtarmayı deniyor.
Kimisi asla giremeyeceğimiz Avrupa Birliği'ne "ayıp oluyor" diye sızlanıyor. Kimisi olup bitenlerden HDP'ye de pay çıkarmaya çalışıyor.
Hiçbiri hiçbir sonuç alamayacak ama geri durmuyorlar...
Kılıçdaroğlu, ahbap uyarısıyla kerhen katılmak zorunda kaldığı Yenikapı'yı "seçim mitingine" çevirmeye çalıştı (çapı o kadarına yetiyor)...
Hem sözlerinin arasına "parlamentarizmi güçlendirelim" iddiasını sokuşturdu, hem de "her türlü diktaya karşıyız" diyerek aklı sıra gene cumhurbaşkanına laf dokundurdu.
Yani eski hamam eski tas.
Bir "tek yürek" edebiyatıdır gidiyor. Erdoğan'dan korkularından.
Postalcı basına sorarsanız, "iş dünyası" da tek yürek olmuş.
Pışşıık...
TOBB, TESK, TİSK, İTO, İSO tamam.
Peki Yenikapı'da Koç ailesi neredeydi? Sabancı ailesini göremedik.
Boyner ailesi neredeydi, dükkanlarının Internet bağlantılarını "yeni ve muhtemel bir Gezi ayaklanmasına" tutan, adamlarına "sargı bezi ve tentürdiyot stoku yapın" direktifini veren Cem Bey kardeşimiz?
Cumhurbaşkanı TÜSİAD'da konuşma yaparken başka yöne bakıp uyuklamak suretiyle tavır koyan kardeşimiz...
Stadyum açılışında seyirciye Tayyip Erdoğan'ı yuhalatan İnan Kıraç'ı göremedik meydanda...
"Enteller" neredeydiler, mitinge katılan sanatçıları küçümseyen enteller?
Hani barışacaktınız ulan, Doğan'ın uşakları günlerdir "yeni sayfa" edebiyatı yapmıyorlar mıydı?
Yani eski hamam eski tas.
Bu dökülenlerin hepsi timsah gözyaşları.
Çünkü bu memlekette halkın direnişini küçümseyenler var. Halkın kendisini küçümsüyorlar, 15 Temmuz destanını da küçümseyecekler tabii.
"Kafa kesme" palavrasına inanmak isteyen budalalar da var, "zavallı darbecileri köprüden denize atmışlar" balonunu üfleyenler de...
Erdoğan'ın bir türlü devrilememiş olmasına çok üzülenler var.
Çok açık konuşamıyorlar, "dost sohbetlerinde" falan dile getiriyorlar, ossaat dostluğumuz da bitiyor.
Açıkçası, İnönü'nün 27 Mayıs'ta bulmuş olduğu "dahiyane" formül uyarınca, İstanbul sermayesi "darbenin ne içindedir ne dışında!"
Bunların basındaki sözcüleri Erdoğan'ı uyarmaya çalışacaklarına "velinimetlerini" uyarmaya çalışsalar belki tek yürek olacağız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.