YAZARA MAİL GÖNDER Her sokak başında...

YAZARLAR

O yıllarda da Lübnan'ın kan gövdeyi götürmesinin ardında Suriye'nin, özellikle de El Muhaberat nam istihbarat örgütünün tezgâhlarıyla ortalığın kan çanağına dönüşünün örneklerini görürdük her daim.
Mardin merkezden, Midyat'tan, Kızıltepe'den inşaatlarda çalışmaya gelen pek çok vatandaşımıza rastlardım.
Bunca kargaşa ve çatışma içinde inşaat filan olamayınca el elde baş başta kalmışlardı.
Sonra neredeyse her sokağın başında bir farklısı kurulmuş çeşitli örgütlere kiralık asker olarak yazılmışlardı çoğu.
Ellerinde çeşitli boy tüfekler, bellerinde el bombaları, tabancalar Doğu- Batı Beyrut'u ayıran 'yeşil hat' üzerinde kah bekçilik kah tetikçilik yaparlardı.
Sohbete gittiğimizde saatlerce bırakmazlar ne dertleri varsa anlatır, arada Suriye Muhaberatın tuzaklarını, komplolarını, tezgâhlarını da ağızlarından kaçırırlardı. Kendi halkı arasında bile inanılmaz korku yaymışlardı.
Neredeyse her 3 kişiden dördü muhaberattandır diye hesabı şaşırtıyorlardı insana.

Yemekte suikast

Sayısal olarak biliyorduk. Dünyanın en büyük istihbarat teşkilatlanmalarından biriydi. Hatta Suriye nüfusunun yüzde 80'i el Muhaberat mensubuyken kalan yüzde 20'si ise Muhaberat'a girmek için sıra beklemektedir" diye karikatürize edilirdi durumları.
Abartılı gelse de özellikle Şam'daki kapıcıların, taksiciler, berberler ve dilencilerin büyük çoğunluğunun Muhaberat'a bilgi sağladığı hep söylenirdi.
Bir defasında kadim dostum ve meslektaşım Murat Bardakçı da gelmişti Beyrut'a. Havaalanından gidip aldım, kente, kalacağı otele doğru sürüyordum arabamı.
Yolda çevirme oldu. Beyrut caddesinde Suriye askeri yapıyordu çevirmeyi.
Biraz konuştuk, kâğıtlarımızı gösterdik işlemler bitti.
Uygulamayı yapan Suriye askeri İngilizce. "Wellcome" diyerek uğurladı bizi. "Hoş geldin diyor bir de.
Babasının memleketi ya..."
diye sunturlu bir küfür patlatmıştım da Murat dakikalarca gülmüştü. Lübnan'da kaldıkları süre içinde muhaliflere uzaktan yakından, telefondan- uzak kumandalı araçtan ve daha pek çok şekilden suikast düzenlemekten yemek yemeğe nasıl vakit buldular der acı acı gülerdik.
Diğer marifetlerini anlatanlar derdi ki; "varolan iktidarı korumaya yönelik yapılanmalar olup, Esad'a laf söyledin, Mübarek'e güldün, diyerek adam alırlar, sonra da o adamdan haber alınamaz."

Herkes kendine

Lafı daha uzatmayayım.
Önümüzdeki günler hatta saatler yeni bir şeylere gebe malum. Bu gebelikten her ne doğacaksa doğacak, ama mutlaka Suriye Muhaberat'ının izlerini taşıyan parçalar da zuhur edecek. El âlemin dertleriyle kendileri dertlensin ben kendi insanlarımız, kendi yurttaşımız kendi askerimiz, memurumuz, bürokratımızı düşünüyor ve endişeleniyorum.
Karşımızda akıllara seza işlerin, çetrefillerin, pisliklerin içinde kavrulmuş, pişmiş kadrolar var. Dikkat, çok dikkat, çok çok çok dikkat!..

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.