YAZARA MAİL GÖNDER Turist Ömer'den Büyükburç'a

YAZARLAR

Sanayi ve ticaret fuarıydı amenna. Peki, efsane gazinolar ve muhteşem kadroları olmasa bunca tanınır, bilinir, eğlence dünyasının 1 ay boyunca merkez üssü olur muydu?
Hele şimdiki teknik olanaklar, kameralar, fotoğraf makineleri, canlı yayın şansları, medyanın bunca kalabalık uzman ekipleriyle çalıştığı dönemlere denk gelse, bırakın fuardan türeyecek yeni magazin programlarını 8-9 özel fuar kanalı açılır gümbür gümbür yayın yapar, izlenme rekorları kırardı.
Gazino sahiplerinin çoğu babamın gençlik arkadaşı oldukları için 2-3 günde bir mutlaka giderdik buluşmaya.
Gündüz zamanlarında tavlalar, nargileler, karpuz peynir ziyafetleri, sohbet nehirleri akar geçerdi yanı başımızdan. Orada da krallığını sürdüren Fahrettin Aslan, her hali her tavrı her sözüyle nevi şahsına münhasır Hasan Ekici. Lunaparkların imparatoru Osman Kavran, tepeden tırnağa beyefendi Atalay Noyaner ve Bornovalı Nuri olarak bilinmiş, tanınmış, sayılmış, sevilmiş Nuri Yalçuk abimiz.

Harikalar diyarı

Bunlar güzel adamlardı.
Yerine göre elmastan sert yerine göre pamuk yürekli.
Sözlerine güvenilir, senet sepet noter avukat türünden hiçbir elemana ihtiyaç olmadan ağızdan çıkan laflarla yürürdü koca sektör o günlerde. Alis Harikalar Diyarında hikâyesi gibi gelirdi bana.
Kenarda oturup dururken, anamla aynı kadroyu paylaşan, şöhretin Everest Dağı'na bayrak asmış Erol Büyükburç geliveriyor. "Al bakalım evlat sen de tat" diyerek yediği Aydın incirinden uzatıyor, öte yandan Turist Ömer olarak gönüllere taht kuran Sadri Alışık, "Savaşım, kınalı yapıncağım" diyerek saçlarımı okşuyor.
Sonraki bir zaman dilimine sıçrayıp anlatayım. Zeki Müren programının finalinde maestrosuna keman taksimi verip özel kostümünü giymeye giderdi. Her kostümün de kendi taktığı enteresan adları vardı. O gece "Uzaydan gelen prens" ismi verdiği kostümünü ilk kez giyip çıkacaktı. Mini şort üzerine lame ceket diye anımsıyorum. Herkes ona kilitlenmiş durumdaydı. Mini şort ve Zeki Müren...

Zeki Müren finali

Komşu gazinoydu ama bana kimse ses etmiyor diye içeride bir kenarda yakından gözlüyordum. Zeki Müren çok hızla önümüzden geçip sahneye fırlayınca hiçbir şey algılayamadık ne yazık ki. Sesleri duyduk ama. Hani derbi maçında takımı sahaya çıkan taraftar desibeline yakın bir tezahürat. Finali yaptı, bitirdi, dönerken de koridorda uzun uzun kalıp herkese fikrini sordu. O sıra dikkatimi çeken 15-16 yaşlarında, güzel, sevimli bir kız çocuğu oldu. Kız hayran, şaşkın biraz da ürkekçe izlemekteydi onu. Zeki Müren de kızı gördü, "gel bakalım buraya sana da hayırlı olsun çok başarılı olacaksın" diyerek moral verdi.
O kız çocuğu gelecekteki on yıllar içinde çok başarılı bir diva oldu. Nilüfer oldu.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.