YAZARA MAİL GÖNDER Şairler de olaydı

YAZARLAR

İstanbul'un ve Ankara'nın mürüvvet günlerinden sayabileceğimiz gündü 29 Ekim.
Cumhuriyet Bayramımızın coşku, heyecan ve sevinci, bir yandan da aynı zaman dilimine işlenen Marmaray açılışı.
İşte kentlerimizin çifte gurur şansı.
Böyle günlerde; konu, kaynak, malzeme ne olursa olsun bir rüya atmosferi doğuyor kendiliğinden.
Romantizm ve şiirsellik o ortamdan beslenip müthiş tetiklenir malum. Kim bilir o çifte coşkuyu yaşayan herkes nasıl da özel hissiyata büründü. Yakında art arta çıkar ortaya.
Yine de 2 önemli ozanın illa ki orada olması muhteşem bir durum olurdu: Mehmet Akif Ersoy ve Orhan Veli.
Neden mi? Anlatayım az aşağıda.

TARİH ÇAKIŞMASI

Hayatını söndürecek olay Ankara'da başladı.
İstanbul'a bu kadar tutkun, şiirler düzüp, şunca kuşak dillerine pelesenk edecek kadar sevgi dolu ozanın acı kaderine bakın ki; daha sonra o yılların İstanbul'unda perişan oldu. Orhan Veli olayının başlangıç günü de yarım asır öncesi ama yine kasım başı olduğu için kurdum bağlantıyı.
Nasıl mı? Yazayım da bilmeyen de öğrensin:

Alkol zehirlenmesi
10 Kasım 1950'de Ankara'daki
bir belediye çukuruna düşen Orhan Veli bu olayı önemsemez ve İstanbul'a döner. Birkaç gün sonra, 14 Kasım Salı günü, bir arkadaşının evinde öğle yemeği sırasında fenalaşır.
Hastaneye kaldırılır.
Alkol zehirlenmesi teşhisini koyan doktorlar, bu doğrultuda tedavi uygular. Ancak saat 20.00'de komaya giren Orhan Veli, bütün çabalara rağmen yanlış tedaviler sonucu saat 23.20'de Cerrahpaşa'da...

Gerçek sebep
Ölümünün nedeni, 15 Kasım 1950 Çarşamba günü çıkan akşam gazetelerinde "alkol yüzünden zehirlendi" olarak duyuruldu. Ankara ve İstanbul radyolarının yanı sıra, Roma, Paris BBC ve Amerika'nın Sesi radyoları da aynı anda tüm dünyaya bildirdi.
Oktay Akbal da bu haberi radyodan Ahmet Muhip Dranas'ın ağzından duymuştu. O gün ölmüş, Dranas da konuşmasında bunu hemen dinleyicilerine bildirmişti.

Vah Orhan'ım

16 Kasım günü Sanat Dostları Cemiyeti'nce yüzünün mulajı (kalıbı) alınır, ardından otopsi yapılır. İşte asıl ölüm nedeni o zaman anlaşılır. Çukura düşülen Ankara, ölüme kısacık sürede savuran İstanbul... İşte ölümler yerine yaşamlarının belki de en hoş, en iz bırakıcı şiirini yazacakları 2 kente alın yazısı, mukadderat gereği teslim olmuş, bir şair.
"Peki, nerede Mehmet Akif mevzuu? Adını andın da ne niye bir şey demedin" diyene yanıt işte dostlar.

Buyurun o zaman

Sadece bir şiirinin ilk dizelerini yazacağım, ne demek istediğimi anlatmaya gerek kalmayacak. Keşke şimdinin bu görkemli hallerini yaşayabilseler, şiirlerini yazsalardı.
O dizelere geçmeden, o özel günü içtenlikle yaşamış, gönenmiş, onur duymuş herkese ikiz hallerde çarpan kalbimden sevgiler size...

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.