YAZARA MAİL GÖNDER Ezberlerinden başka "Batı"sı olmayan Batıcılık!

YAZARLAR

2013 yazından bu yana yazılarımda sık sık lafı seküler ve seçkinci malum kesimin yavaş yavaş çıldırmaya başladığına getiriyorum ya...
Bu sürecin elbette tek bir dinamiği yok!
Garip ve her geçen gün mistik bir özellik kazanan Erdoğan nefreti sadece bir semptom. Çıldırma sürecinin en belirgin biçimde dışa vuran yanı; yani bir belirti. O kadar.
Yoksa süreci yaratan pek çok dinamik var.
Her şeyden önce bu sınıf tarihsel bir yüzleşmenin eşiğinde olduğu gerçeğini şiddetle inkâr etmeye çalışıyor.
Apaçık olanı inkâr yer bitirir insanı; basbayağı çıldırtır.
Düşünün, bu insanlar...
Hep Batılı olmayı hedeflemişler, kuşaklar boyu Batı okullarında okumak için çırpınmışlar, yalnızca Batı'ya bakmış, yalnızca Batı'ya öykünmüş, yalnızca Batı'yı öğrenmişler ama Batı bunlarla her hakiki karşılaşmasında "cehalet"lerini ve "yabancılık"larını yüzlerine vurmuş.
Nasıl berbat bir travmadır bu!
Bu "yalnızlığı"; deyim yerindeyse bu "ortada bırakılmışlık" duygusunu kaldırmak kolay değildir.

***

İşte daha geçen gün tanık olduk. İnzivaya çekilmek isteyince aklına hâlâ ilk olarak manastır gelen bir kültür bu.
Bunu da marifet olarak gazetesine yazıyor.
Kültür sandığı şey bu derme çatma bilgiler; bu yapay doluluk, hakiki boşluk.
Bir Avrupalı buna kanar mı? Ancak dalgasını geçer veya kritik zamanlarda işbirlikçi olarak kullanmak için adını bir kenara kaydeder.
Fakat en acısı, kültürlü bir Avrupalının "manastır adasına inzivaya çekilmeye gittiğini" söyleyen bir Türk'e "sizin tasavvuf kültürünüz bu bakımdan çok zengin, halvet ve çile konusunu bir öğren" demesidir.
Ki bir bilseniz, bu anlattığım şey hem akademi, hem de medya çevrelerinde ne çok oluyor!
***

Geçen gün Eurosport'ta Giro Italia'yı, yani İtalya Bisiklet Turu'nu Türkçe anlatımla izleyeyim dedim...
Bisiklet konusundaki bilgilerinin sahiciliğine aşina olduğum Eurosport anlatıcıları, sağ olsunlar...
Esas görevlerini bir yana bırakıp ne çok kitap okuduklarını, İtalyan Marksist hareketler tarihini ne kadar iyi bildiklerini, spor makalelerini New Yorker gibi dergilerden takip ettiklerini falan gözümüze gözümüze soktular. İyi, güzel.
Derken laf Gezi eylemlerine geldi, parktaki "medeniliği" uzun uzun övdüler.
Sonunda lafı Gezi parkında gördükleri esprili bir pankartın ne çok şey anlattığına bağladılar.
Pankart diyormuş ki; "Böyle medeniyet İsviçre'de bile yok!"
Eh, ne denir buna?
Kapkaranlık bankacılık ülkesinin steril ve küçük dünyasına "medeniyet" diyen solculuğu hangi Avrupalı ciddiye alır?
İçerde de bizim halk gülüp geçiyor.
Sen o kadar oku, öğren, ezberle! Yine de hem içerde, hem dışarda hep ofsaytta kal!
Buna çıldırıyorlar işte!
Artık "Acaba neden?" diye düşünmeye başlamanın zamanı gelmedi mi?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.