YAZARA MAİL GÖNDER Uyanın, Ortadoğu'dayız!

YAZARLAR

"Her yer Suriyelilerle dolu" diyor, sonra eliyle oturduğu sitenin caddeye açılan kapısını gösterip "buralara kadar geldiler."
Bunları söylerken yüzünde merhamet hissine dair en küçük bir iz yok.
Daha çok "kirlenme korkusu"na benzer bir ifade var.
Yıllardır tanıdığım bir arkadaşım.
Bildim bileli "sosyal demokrasinin aydınlık yüzü"nden söz eder.
Hep siyasetin içindedir ve sorarsan hep mağdur halkların yanındadır.
Fakat artık bu havalı siyasal kisveleri yama tutmuyor.
Gündelik hayatla hesaplaşınca yalandan Frenk aydınlığı yerini koyu bir karanlığa terk ediyor.
Tam ben bir şeyler söylemeye hazırlanırken...
"Araplarla, Kürtlerle ne işimiz var zaten" diyerek baklayı ağzından çıkartmaz mı!
"Avrupa'da doğsaymışsın!" diye dalgamı geçiyorum.
Ciddi cevaplıyor:
"Ah, keşke!"
"O zaman da aynı mantıkla Türkleri Avrupa'dan kovmaya çalışanlara katılırdın" diye ekliyorum ama o noktada kafası karışıyor..
Uzatmaktan vazgeçip konuyu değiştiriyorum.

***

Arkadaşımdan ayrıldıktan sonra, annemin bir sözü aklıma geliyor.
Genç kızlığını İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşayan annem bir keresinde "gayet tabii bir şeymiş gibi Nazileri tutar, severdik" demişti. "Kirlerinden arınmış bir ulus fikri çok tabii geliyordu bize.
Hatta o yüzden savaştan sonraki yıllarda Hollywood filmlerini seyrederken bile orada kötü gösterilen Nazi subaylarına hayranlığımız gizli gizli devam etmişti."
İttihat Terakki'yle başlayıp cumhuriyet talim terbiyesiyle devam etmiş bir zihin oluşturma sürecinin sonuçlarıyız nihayetinde.
O yüzden bizim "beyaz"larımızın derininde bir "aryan" yaşar.
Ve bilinçdışılarının kültürel kiri Ortadoğu'dur! Suriyeli mültecilere bu kadar acımasız gözlerle bakmalarının altında ne yatıyor sanıyorsunuz: Çünkü onlar Ortadoğu'da olduğumuzu hatırlatıyor!
(Yeri gelmişken...
1924-35 arasında devletin "Modern ve Türk bir İslam dini" oluşturma gayretini bu çerçevede de okumak gerekir!)
***

Dün Şükrü Hanioğlu Hoca gayet serinkanlı ve açık bir üslupla yazdı.
İstesek de istemesek de Ortadoğu'da yeni bir düzen kuruluyor.
1916'da Sykes-Picot anlaşmasıyla belirlenen yapı artık bozuluyor. Bu sürecin dışında kalmak imkânsız.
Hanioğlu "Türkiye Ortadoğu'dadır" diyor; "kendi coğrafyasını şekillendiren bir sürecin dışında kalamaz."
Öyle de, keşke mesele sadece coğrafya, sadece dış politika meselesi olsaydı!
Bir de zihniyetler ve duygular sosyolojisi diyebileceğimiz bir alan var ki, işte o noktada çok zorlanacağımız kesin!
(Not: Çeşitli veçheleriyle bu konuya devam edeceğim.)

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.