Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bana göre gazete yazarlığındaki ve genel olarak gazetecilikteki en uygunsuz davranışlardan biri, kendi yazdıklarınla ve yaptıklarınla değil, diğer meslektaşlarının yaptıklarına ve yazdıklarına takılarak temayüz etmeye çalışmaktır.
Bizim medyadaki sapkın ve yaygın eğilim bu dönemde ne yazık ki böyle olmakta.
Fakat öylesine kuvvetli bir eğilim ki bu, benim gibi kendi işine bakmaya ağırlık verenlerin bile bu eğilimden etkilenmememiz pek mümkün değil.
Bu Pazar yazısını böyle bir sapkınlığa kurban etmek durumundayım.
Gazeteciler gündem yaratmak konusunda siyasetçilere göre fazla avantajlı değillerdir. Neticede gazeteciler siyasetçilerin yaptıklarını haberleştirir ve yorumlar.
Ama bu dönemde gazeteciler de gündem yaratmak ve haberlere konu olmak açısından ilgi çekici örnekler oluşturuyorlar.
Bu son dönemde bunlara verilebilecek iki örnek var.
Birincisi Milliyet yazarı Hasan Cemal'in geçen Mayıs'ta Kandil'deki PKK yerleşkesine giderek Murat Karayılan'la görüşmesi ve bu görüşmenin ayrıntılarını gazetedeki köşesinde yazmasıdır.
İkinci örnek ise Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün geçen hafta aynı gazetenin yazarı Ahmet Hakan'la Mekke'yi ziyaret edip "Umre" yapmasıdır.

Hangisi daha önemlidir?

Gerek Hasan Cemal'in Mayıs'ta Kandil'e, gerekse Ertuğrul Özkök'ün geçen hafta Mekke'ye gitmeleri medyanın gündemindeki ağırlıklı konuları oluşturmuşlardır.
Ancak olayları etkilemeleri ve geleceğe yansımaları açısından bu iki etkinliğin hangisinin ağırlık taşıdığı konusu tabii ki tartışılmalıdır.
Örneğin Ertuğrul Özkök ve Ahmet Hakan birlikte 28 Şubat 1997 post-modern askeri müdahalesi sırasında Umre'ye gitselerdi, bugün Hasan Cemal'in Kandil'e gitmesinin yarattığı etkiye benzer bir etki yaratabilirlerdi.
Neticede gerek Hac'ca gerek Umre'ye gitmek, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan bir ülkede doğal kabul edilen ziyaretlerdir. Türkiye'nin Cumhurbaşkanlarından ve Başbakanlarından bazıları da ihrama girip, Kabe'yi ziyaret ve ibadet etmişlerdir.
Şaşırtıcı olan ülkenin en büyük kitle gazetesinin yönetmeninin Kabe'yi ziyaretinin, bu gazetenin bir kadın yazarının önce soyunup sonra da örtünmesinde olduğu gibi, olağan dışı bir olay gibi karşılanmasıdır.

Gündem yaratmak

Ama bu "Gündem yaratmak" açısından çok başarılı bir örnektir.
"Biz de birkaç raket (rekat değil) namaz kılarız" diye söze girerek mütedeyyin insanlara dini öğretmeye kalkışanların davranışlarındaki tutarsızlığı hatırlattığı için mi acaba bu Kabe ziyareti ilgi çekmiştir, bilemiyorum.
Ama gündemi etkileyen diğer gazetecinin yani Hasan Cemal'in Kandil'de Murat Karayılan'la yaptığı söyleşi, bugün hâlâ arayış aşamasında bulunulan "Kürt açılımı" (veya Demokrasi Açılımı) için aydınlatıcı ve yol gösterici bir çalışmadır.
Keşke Ertuğrul Özkök de Mekke yerine İmralı'ya gitmeyi ve Abdullah Öcalan'la görüşmeyi başarabilseydi.
"Artık kardeş kanı dökülmesin-Artık anneler ağlamasın"
hedefine yönelik arayışlara keşke ülkenin en büyük kitle gazetesi de böyle bir katkıda bulunabilseydi.
Şimdiye kadar Kabe'yi ziyaret ve tavaf etmiş milyonlarca mütedeyyin Türk'ü, Ertuğrul Özkök'ün Umre notları ancak güldürebilir.
Ama Hasan Cemal'in Kandil notlarını, konunun uzmanları hâlâ tahlil etmekteler.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER
;