YAZARA MAİL GÖNDER Bahçeli, Demirtaş gibi konuşsa çok şaşırırdık

YAZARLAR

Dün parti liderlerinin gruplarında yaptıkları konuşmaları dinlerken, yine annemin kahkahalarını hatırladım. 1950'li yıllar Ankara'sındaydık. Annem Yenişehir'in çarşamba pazarına gitmişti. Kardeşimle evde onun dönmesini bekliyorduk.
Arkasında, satın aldıklarını taşıyan küfeci ile geldi, anlatmaya başladı.
Pazarda bir dilenci yolunu kesmiş, "Çocuğun hastalanmasın, kocan ölmesin, sen kaza yapma" benzeri temennileri seslendirerek annemden kendisine sadaka vermesini istemiş.
Annem dilenciyi azarlamış.
- Böyle karamsar sözlerle felaket haberciliği yapacak yerde iyi şeyler söyleseydin, sana sadaka verirdim, demiş.
Bu sözleri duyan dilenci sinirlenmiş ve annemi şöyle azarlamış:
- Hanım ben 40 yıllık dilenciyim, mesleğimi nasıl yapacağımı sen mi öğreteceksin bana?
Annem dilenciden yediği azarı anlatırken kahkahalar atıyor ve "Adam haklıydı" diyordu.

Herkesin bir mesleği var
Grup konuşmaları yapan liderler de 40 yıllık olmasalar da yıllanmaya başlamış profesyonel siyasetçiler.
Seçmenlerinden nasıl oy isteyeceklerini, taraftarlarını nasıl bir arada tutacaklarını herhalde benden de, meslektaşım olan diğer köşe yazarlarından da daha iyi biliyorlar.
Ama yine de onlara "Öyle konuşma, böyle konuş" demek hakkını kendimizde görüyoruz.
Örneğin MHP Genel Başkanı Bahçeli dün şöyle şeyler söyledi:
"- Başbakan Erdoğan'ın teslimiyetçi ve diz çöken acizliği, her zillete boyun eğen, her kepazeliğe davetiye çıkaran politikaları Türkiye'yi ve Türk milletini sona yaklaştırmaktadır.

Kürtçülük mutfağında aşçı
- Aziz milletimiz bu ülkede Kürtçülüğün yayılmasına, bölücülüğün taban tutmasına ve etnik terörün masumiyet kisvesine büründürülerek temize çıkarılma arayışlarına kim ya da kimlerin neden olduğunu iyi bilmektedir.
- Kürtçülüğün mutfağında yüzünü kapatan aşçı sensin. Gerçekten de Başbakan Erdoğan ölüm döşeğindeki Kürtçülüğe can veren, su veren ve hayat veren kişidir.
- Türkiye'de sözde Kürt sorunu yoktur, bölücülük ve terör sorunu vardır ve tarafları AKP'nin müzakere ortaklarıdır. Ayrıca İmralı'da yatan terörist-başı Kürt kökenli kardeşlerimin temsilcisi değildir. Aksini söyleyen ahlaksızdır, şuursuzdur ve insanımızın başına musallat olan kan içici kenelerdir."
Bu sözleri dinlerken belki siz de benim gibi "Kalıcı çözüm ve barış aranırken böyle konuşulur mu" diye düşünmüşsünüzdür. Ama Bahçeli'nin oylarını istediği kesimlerin böyle konuşulmasını beklediklerini, siz de düşünmemişsinizdir.

Başbakan ne desin?
Bahçeli'nin BDP Eş Başkanı Selahattin Demirtaş gibi konuşması mümkün mü yani? Hatırlayın Demirtaş'ın dün söylediklerini:
"- Şimdi geçtiği her mikrofonun önünde bize ayar vermek isteyen Başbakan'a sormak istiyorum. Siz Kürtleri bir halk olarak görüyor musunuz, bir halk olarak görmeyi tanımayı düşünüyor musunuz?
- Biz sizden lütuf beklemiyoruz sayın Başbakan, biz sizden sadaka beklemiyoruz. Bir halkın gasp edilen haklarının iadesini istiyoruz. Dile üsluba dikkat edilsin derken kendi dilinize üslubunuza bakın."
Ne yapsın Başbakan Erdoğan bu durumda?
O da şöyle dedi:
"- İstikbal mücadelesine en büyük katkıyı verdik vermeye de devam ediyoruz. Cumhuriyet döneminde yapılan bazı hataları sorgulamak için çok ciddi gayret içindeyiz..."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.