YAZARA MAİL GÖNDER Kafamızdaki "izdiham"ı artık "istifham"a dönüştürmeliyiz...

YAZARLAR

Antalya'da askerlik yaparken bizi sürekli uyaran takım komutanımız genç teğmeni hatırladım yine...
Herhalde "İstifham" kelimesini bilmiyordu...
- Kafanızda izdiham olduğu zaman bana gelip sorun, derdi.
Aradan geçen yıllar boyunca yaşadıklarımızı hatırlayınca, bu genç teğmenin kullandığı "İzdiham" kelimesinin kafa karışıklığımızı "İstifham"dan daha iyi ifade ettiğini düşünmeye başladım.
Çünkü sözlükteki anlamıyla istifham "Zihinde oluşan bir soruya cevap aramak"tır. İzdiham ise "Aşırı kalabalıkta sıkışma, yığılma" anlamına geliyor.
Gündemimizi oluşturan sorular ve sorunların zihinlerimizde yığıldıklarını, sıkıştıklarını ve birbirlerini ezen sanal kalabalıklara dönüştüğünü görmezden gelebilir miyiz?

Kaç Nevruz var?
"Barışı aramak" bile bu zihinsel izdihamda ezilen kavramlardan biri değil mi?
Ya da "Hukuk"u ve "Adalet"i, Ergenekon'un, Balyoz'un, cuntacılığın, vesayetçi demokrasinin oluşturduğu alışkanlıklar izdihamı arasında anlamaya ve bulmaya çalışmıyor muyuz?
Bazılarımıza göre Türkiye'de siyaset Suriye'nin, Beşar Esad'ın geleceğine endeksli değil mi?
Ya da bir tane mi "Nevruz" var bu coğrafyada? Herkesin farklı Nevruz'unun oluşturduğu izdihamda, "Kutlama coşkusu " ile "Terör eylemi" birbirlerine karışan kavramlara dönüşmüyor mu?

Lav silahı boru mu?
"Eleştiri" ile "Hakaret", "Çoğulculuk" ile "Kamplaşmak", "Sivil İtaatsizlik" ile "Eylemcilik", "Karşıtlık" ile "Nefret" bu zihinsel izdihamda birbirleriyle tepişmiyorlar mı?
Kalemine kelimeleri bir tabancanın namlusuna kurşun sürermişçesine yerleştiren yazarlarımız yok mu?
Lav silahlarını bazıları "Boru" olarak sunmuyorlar mı?
Bir noktada bu izdihamı artık istifhamlara dönüştürmemiz gerekiyor.
Demokrasi birlikte yaşamayı mümkün kılan toplum düzenidir.
Ortadoğu coğrafyasında ise biri güçlü olduğu zaman onun gibi olmayanların hayatlarının yaşanılmaz hale dönüştüğü bir siyaset anlayışı egemen...

Öcalan bile görüyor
Biz çoğulcu demokrasiyi seçerek siyasi kaderimizi bu coğrafyadan ayırmayı amaçladık.
Osmanlı'da "Siyaset meydanı"nın "İdam sehpası" anlamına geldiğini bilerek de yaptık bunu. Siyasetin insanların mutluluğunu sağlamayı amaçlayan bir meslek olmasını da amaçladık bilinçaltımızda.
Artık kavramları da yerli yerine oturtmayı denemeliyiz.
Bombalarla, lav silahlarıyla, Kalaşnikoflarla siyaset edilebileceğinin zannedildiği zihinsel izdihama son vermemizin zamanı gelmiştir.
Bu zamanın geldiğini Öcalan bile görebiliyor şimdi...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.