YAZARA MAİL GÖNDER Sarıgül'ün "nezaket" ve "zarafet" vurgusu önemlidir

YAZARLAR

Mustafa Sarıgül'ün CHP'ye giderek daha fazla yaklaştığını işaret eden gelişmeler ve açıklamalar, bu partiye oy vermeyen kitleleri de mutlu etmelidir.
Sarıgül seçmenden oy almayı bilen ve bunu seçim sonuçları ile kanıtlayan bir siyasetçidir. Eğer gerçekten önümüzdeki seçimde bu partiden aday olursa ve seçimde kazanırsa, CHP'nin "Biz asla seçim kazanamayız" şeklindeki fobisi belki tedavi sürecine girecektir.
Bu fobinin yok edilmesi, Türk demokrasisi için gerçekten hayati önemdedir. Çünkü seçimle iktidar olmak ihtimali hiç bulunmayan kronik muhalefet partisi olmak, CHP'yi hastalıklı yöntemlere sürüklemektedir.
İktidarın her "Ak" dediğine "Kara" demek, geleceğe dönük hiçbir projesi olamamak ve "İdeolojik Devlet" söylemlerine dayalı olarak "Rejim Muhafızı" rolü oynamak, CHP'nin kimliğini oluşturuyor.

Hep aynı terane

Kısacası seçilmiş her iktidarı "Rejimin tehdidi" diye sunmak "Demokratik muhalefet" olmak anlamına gelmiyor. Örneğin Adnan Menderes'i de, Süleyman Demirel'i de, Turgut Özal'ı da, Tayyip Erdoğan'ı da, "Cumhuriyet'in temellerini oyan" siyasetçiler biçiminde sunmaya çalışmak, CHP'nin muhalefet yöntemini simgelemiyor mu?
Oysa biliyoruz ki nasıl muhalefet partileri sadece demokrasilerde varsa, aynı şekilde demokrasilerde bir tane iktidar vardır. Seçilmiş iktidarları sürekli meşruiyet dışı ilan eden ve kendisini seçilmemiş ideolojik iktidarın sahibi olarak gören siyaset anlayışına, ancak askeri darbelerde ara verildiğini biliyoruz.
1990'ların sonunda Deniz Baykal, Zincirbozan arkadaşı Süleyman Demirel'i Güniz Sokak'taki evinde ziyaret ettiğinde şöyle konuşmuştu:
"- Zincirbozan bizim için ilginç bir deneyim oldu. 4 ay gece gündüz beraber yaşadık, bir binanın içinde.
Orada ciddi bilimsel çalışmalar yaptık. Fikir tartışmalarımız oldu.
Birbirimizi daha yakından tanıdık.
Ailelerimizi gördük, bizi ziyarete geliyorlardı.
"
Zincirbozan'daki 16 siyasetçinin 7'si CHP'liydi. Mesela Celal Doğan da vardı Zincirbozan'da... Daha sonra Demirel'i en az 20 kez evinde ziyaret ettiğini biliyorum Celal Doğan'ın.

İlle de darbe mi şart?
12 Eylül Rejimi tarafından Zincirbozan'a atılmadan önce iktidardakiler ve muhalefettekiler "Beraber yaşamak" denilen demokrasinin vazgeçilmezinin farkında olsalardı, belki 12 Eylül darbesi de hiç yaşanmazdı.
Bu açıdan Mustafa Sarıgül'ün Habertürk'ten Düzgün Karataş'ın "İktidarı eleştirmediğiniz sitemine ne diyorsunuz" şeklindeki sorusuna verdiği şu cevap çok önemlidir:
- AK Parti'yi eleştirmediğim doğru değil. Rakiplerimi nasıl eleştireceğimi de iyi bilirim. Ancak belden aşağı vurmam. Nezaket ve zarafeti elden bırakmam. Yüzde 15 oy almak istiyorsan ağır eleştiriler yapabilirsin. Biz oyların yüzde 100'üne talibiz. Ona göre strateji izliyoruz.
Kısacası AK Parti de, CHP de, MHP de, BDP de bu ülkenin siyasi partileri.
Bunlar iktidar olmak için birbirleriyle düşman değil rakip olmaları gereken siyasi kuruluşlar. Rekabet ise "Nezaket" ve "Zarafet" gerektirir.
Son söz olarak şunu söyleyebilirim...
Keşke CHP de seçim kazansa ve bu hastalıklı muhalefet yöntemi demokrasimizin geçmişinde kalsa..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.