YAZARA MAİL GÖNDER Siz hâlâ Washington'un eşref saatine mi ayarlısınız?

YAZARLAR

Tarih ve coğrafya bizleri "Ortadoğu-Balkanlar- Kafkaslar" üçgenindeki tüm krizlerden etkilenmeye mahkum ettiğine göre, Türkiye'nin siyasetçileri de, diplomatları da, tüm dünyadaki meslektaşlarından daha akıllı, daha bilinçli, daha tedbirli olmak zorundadırlar.
Soğuk Savaş döneminde siyasetçilerin de diplomatların da böyle bir zorunlulukları yoktu... Neticede karar merkezi Washington'daydı... İttifak'ın lideri Amerika ne derse o yapılırdı. Bloklar, haritaları da dengeleri de dondurmuştu... Yaramazlık edenlerin bulunduğu ülkelerde Amerikan ya da Sovyet yanlısı darbeler yapılarak, o ülkelere izlenilmesi gereken çizgi hatırlatılırdı...
Örneğin Kıbrıs'a Amerika'nın onayını alarak müdahale eden Türkiye Amerika'ya rağmen kalıcı çözümü reddedip, olayı için siyaset malzemesine dönüştürdüğü için önce ambargo, sonra da 12 Eylül darbesi gelmedi mi?

Yeni bir dünya
Şimdi yeni bir dünya var... Bu yeni dünyanın yansımalarını en fazla içinde yaşadığımız coğrafyada görüyoruz.
Bu yeni dünya düzenine Türkiye hem iç hem de dış siyasetindeki vesayetlerden arınarak girdi. Ama kayıt dışı siyasetin sesleri yüksek çıkan kesimleri olayları hala eski değerlerle yorumlamak yanılgısı içindeler... Onlardan bazıları hala "Amerika bu olup bitenlere ne der" diye gözlerini ve kulaklarını Washington'a dikmiş durumdalar... Bunların çırçırları ise Pensilvanya'nın Türkiye'nin geleceğini belirleyeceği gibi hayallerle yaşıyorlar...
Bu zaman şaşkınlığının bir diğer yansıması da kendilerini siyasi lider olarak sunanların hala, bir avuç oligarkın uzlaşıp Cumhurbaşkanını belirleyeceği dönemin sürdüğüne inanmaları değil mi?

Halkın iradesi

Neticede Türkiye halkın kararlı biçimde demokrasiye sahip çıkması sayesinde bölgesindeki ülkelerden daha az sancılar yaşayarak yeni dünyanın koşullarına uyum gösterebiliyor. AK Parti iktidarı da halkın barıştan, refahtan, gelişmeden, uzlaşmadan ve istikrardan yana olduğunu doğru algıladığı için, Türkiye zamanı kendi lehine değerlendirebiliyor. Örneğin halkın iradesi "Türk-Kürt Barışı"nı, sade bu topraklar için değil, sınırlar ötesi için de üstün değer olarak siyasete soktu...
Ama Mısır'da, Suriye'de, Irak'ta ve hatta İsrail'de durum çok farklı... Bu ülkeler eski süper güç Amerika'nın geçmişte yaptığı hataların bedellerini ödemekteler... Örneğin İsrail hala Amerika'ya dayanarak Filistinlilere sonsuza kadar eziyet edebileceği yanılgısı içinde değil mi?

Kıymet bilmek

Musul'da rehin alınan diplomatlarımızın ve TIR şoförlerinin yaşadıkları zorlu serüvenden soyutlayarak Irak'ın bugününe bakarsak, Amerikan fiyaskosunun somut bir yansımasını buluruz... Kim bilir şu anda kaç Iraklı "Saddam rejimi bile bundan daha iyiydi" diye düşünüyordur... Ve Washington'un kendi yarattığı Maliki'ye "Kendi başının çaresine kendin bak" demesi, çarpıcı bir örnek değil midir?
Kısacası siz siz olun. Türkiye'nin istikrarının, demokrasisinin ve halkın sağduyusunun kıymetini bilin... Aklınızı sokaklara, eylemlere ve hatta Esad'a kaptırmayın...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.