YAZARA MAİL GÖNDER Ekmeleddin Bey siyasi mizahın acımasızlığına alışmalıdır

YAZARLAR

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adının yanlış söylenişi üzerinde yapılan mizahi çeşitlemeler, gündemin önemli ve ağır maddelerinden bilinçaltındaki kaçış denemeleri olabilir.
Dün de bu ismi CHP milletvekillerinden önce MHP'ye "Çatı Adayı" olarak öneren Kemal Kılıçdaroğlu, Almanya'da gazetecilerle sohbet ederken Sayın İhsanoğlu'nun adını "Ekmeloğlu" diye seslendirmiş.
Aslında bütün bunlardan, en azından annelerin ve babaların almaları gereken bir ders çıkıyor... Şöyle ki... Eğer dünyaya gelen bebeğinizin ileride siyasete girmesini hayal ediyorsanız, ona kolay söylenen bir isim bulun...
Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adının zor söylenmesi de, siyasi yaşamımızdaki ilk benzer olay değil... Turgut Özal iktidardayken çeşitli bakanlıklar yapmış olan Ahmet Kurtcebe Alptemuçin, Yıldırım Akbulut hükümetinde de Dışişleri Bakanı olmuştu.
Alptemuçin'in bu yeni görevi ile birlikte, uluslararası medyada da şimdi İhsanoğlu adı üzerindeki çeşitlemelere benzer bir rüzgâr esti...

Meğer daha zor bir isimmiş
Örneğin Türkçede bile Ahmet Kurtcebe Alptemuçin adını takılmadan telaffuz etmek kolay değilken, Türk Dışişleri Bakanı'nın adını bir İngiliz veya bir Fransız spiker nasıl söyleyebilecekti? Ya bir Amerikalı mevkidaşı, "Mr. Alptemuçin" demeye dili dönmediği için ona sadece "Mr. Ahmet" diye mi hitap edecekti?
Bu arada Türk siyasi mizahının üretken beyinleri de konuya el atmışlardı. Mesela bunlardan biri olayı şöyle ele alıyordu:
- Şükredelim ki bakanın adı Kurtcebe Alptemuçin... Aslında doğduğu zaman ona verilen isim "Bu Duvarı Badanalamalı mı Yoksa Badanalamamalı mı"ymış... Okula başlarken ailesi kolay söylensin diye adını "Kurtcebe Alptemuçin" olarak değiştirmişler.

Ladini bir Ekmel...

Alptemuçin olgun ve uygar bir kişi olduğu için adı üzerindeki bu çeşitlemeleri gülerek izlerdi... Aynı durumun Ekmeleddin İhsanoğlu için de geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Örneğin adındaki "Din"in çıkartılıp sadece "Ekmel" olarak sunulmasını ele alan ve onun "Ladini Ekmel" olarak laikçi çevrelere daha sevimli gösterilmek istendiğini yorumlayanları da herhalde gülerek izliyordur.
Bilindiği gibi klasik Türk müziği de "Dinî" ve "Lâdinî" olmak üzere ikiye ayrılır. Dinî müzik cami ve tekke müziğini, lâdinî müzik de peşrev, taksim, saz semaisi, şarkı benzeri formları içerir.
Mizah siyaset mesleğini kitlelere sevdirir. İsimler ve fiziki özellikler de siyasi mizahın kapsama alanına girer.

Siyaset ve mizah

Hatırı sayılır göbeği ile bilinen Muhafazakâr İngiliz Başbakanı Churchill, Parlamentoda İşçi Partili muhalifi Bevan ile karşılaşmış... Bevan Churchill'in göbeğini işaret etmiş ve "Sayın Başbakan yoksa hamile misiniz" diye sormuş. Churchill gülmüş ve soruyu şöyle cevaplamış:
- Evet hamileyim... Bebek kız olursa ana kraliçemizin, erkek olursa kralımızın adını vereceğim ona... Ama karnımdan bir bebek değil de sadece gaz çıkarsa ona Bevan diyeceğim...
1971'deki 12 Mart darbesi ile kurdurulan hükümetin Kültür Bakanı Talat Halman hakkında seslendirilen "Acaba Alman mı yoksa Amerikan mı" içerikli iğnelemeleri unuttunuz mu? Ya da İsmet İnönü Başbakanken Neyzen Tevfik'in 1932'de yazdığı dörtlüğü hatırlamıyor musunuz?
"Fabrika yaptı Sümerbank bez için,/ Çok muazzam bir eser bu, laf değil!/ Dil içinde 'Ehl-i dil' tezden dedi,/ Sıçtı Cafer bez getirsin Başvekil."

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.