YAZARA MAİL GÖNDER Bu coğrafyada yaşayanların da canları biraz sıkılsaydı

YAZARLAR

Bu coğrafyada yaşayanlar için trafikte, sokak kalkışmalarında veya kan davalarında "Canını kaybetmek" ihtimali ne kadar fazla ise "Canının sıkılması" ihtimali de o kadar azdır.
Bir İsviçreli dostum var... Kendi ülkesinde yerleşik düzeni olan, taşınır taşınmaz mal varlıkları onu "Zengin" statüsünde bulunduran Zürihli bir dost bu... Uzun yıllardır Türkiye'de yaşıyor ve İsviçre'ye dönmeye hiç niyeti yok... Sohbet ederken "Neden İsviçre yerine Türkiye'de yaşamayı seçiyorsun" diye sormuştum... Gülerek cevap vermişti bu soruma. - İsviçre'de canım sıkılıyor... Hiç heyecan yok... 10 yıl sonra ne olacağını bilebiliyorsun. Türkiye'de ise gelecek hafta ne olacağını kestirmek mümkün değil... Burada hayat renkli ve heyecan dolu, diyerek cevaplamıştı beni...

Misafirperverlik mi?
İstanbul'a 1960'ta gelmiş ve Levent'te bir ev kiralamış... Kentteki ilk pazar gününde eşi ile yürüyüşe çıkmışlar... Onlar sokaklardan geçerken insanlar pencerelerini açıp onlara el sallıyor ve bağırarak bir şeyler söylüyorlarmış. Bu İsviçreli önce "Bu Türkler ne kadar misafirperver insanlar. Semtte yeni olduğumuz için bize hoş geldin diyorlar herhalde" diye düşünmüş... Sonra anlamış ki o gün 27 Mayıs askeri darbesi olmuş ve bağıranlar "Sokağa çıkma yasağı var, evinize dönün" diye bağırarak onları uyarıyorlarmış.

Nereden nereye...

Biz buranın yerlisi olduğumuz için heyecan dolu günleri ve belirsizliklerle dolu yarınları kanıksamış durumdayız. Başbakanların idam edildikten sonra isimlerinin havaalanlarına, bulvarlara verilmesi bize doğal geliyor... Ülkenin muteber gazetelerinin "Muhtar bile olamaz" diye manşet attıkları siyasetçinin 12 yıl başbakanlık yaptıktan sonra cumhurbaşkanı seçimine en kuvvetli aday olarak girmesi, bize doğal geliyor...
Daha ötesi var mı? Bir dönemde haberlerde "Bebek katili" diye anılan Abdullah Öcalan "Barış Açılımı"nın güvencesi, buna karşı bir dönemde "Uzlaşmanın simgesi" diye bilinen Fethullah Gülen de, Barış Açılımı'nı sabote ettiği iddia edilen örgütün elebaşı konumunda...

Şaşkınlar ve taşkınlar
Bu coğrafyada yaşama sanatının formülünün "Ne şaşkın ol basıl, ne taşkın ol asıl" şeklinde olması, kuşaktan kuşağa aktarılan bilgilerin özeti değil midir?
Herhalde zaman zaman "Keşke bizim de canımız sıkılsa ve biz de İsviçre gibi heyecanı olmayan bir ülke olsak" diye düşündüğümüz oluyordur mutlaka... Dün herkesi kelepçeleyenlerin bugün kelepçeli fotoğraflarını izlerken, dünkü ve bugünkü kelepçelilerin ailelerinin neler hissettiklerini bir düşünün...
Kısacası siz siz olun, ne şaşkın olup basılın, ne de taşkın olup asılın!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.