Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Başbakan Erdoğan'ın forma giyip futbol maçında oynaması, bayram arifesinde siyasi ortamı yumuşatması gereken bir olaydı... Keşke bugün CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu da şort giyip bir takıma katılsa ve voleybol oynasa... MHP Genel Başkanı Bahçeli de mesela masa tenisi maçı yapsa... Bu arada Ekmeleddin İhsanoğlu'na da golf oynamasını önerebiliriz...
Ama böyle şeyleri hayal etmek bile bir lüks bu coğrafyada. Bayramda bile gerginliği sürdürmek, siyaset etmenin doğal bir davranışıdır burada... "Bayramlar küslerin barıştığı günlerdir" söylemi lafta kalan bir temenniden öteye gitmez.
Bu arada kimin kime neden küs olduğu da pek araştırılmaz.

Kavga yerine rekabet

Oysa siyasetteki gerginliğin tarafları konumlarını derinliğine değerlendirselerdi belki bazıları "Ben farkında olmadan yanlış yerde konumlanmışım" diyerek kavga etmek yerine siyasi rekabetin tarafı olmayı seçerlerdi.
Cumhuriyet tarihinin sosyo- politik analizini yaptığınız zaman karşınıza çıkan tablo, açık ve seçik bir gerçeği sergiler... Eğer bürokratik bir oligarşi, iktidarını kalıcı kılmak için statükoyu "Resmi İdeoloji" de denilen bir çerçeve içinde dondurmuşsa... Ülkeyi çağın değişen koşulları içinde daha güçlü, daha sağlıklı, daha gelişmiş bir düzeye ulaştırmak için reformlar önerenlere "Rejim düşmanı" deniliyorsa...

Kısır döngü kırılıyor

Bu çizginin doğal sonucu olarak, halkın eğilimlerinin yönetime yansıdığı rejim olan "Demokrasi" bu oligarşinin mensupları tarafından "Cumhuriyet"e yönelmiş bir tehdit olarak sunulur.
Şimdi bu kısır döngünün kırıldığı günleri yaşamaktayız. Artık Cumhurbaşkanı da halk tarafından seçiliyor... Kendilerini "Derin Devlet" olarak gören bürokratik vesayetin öğeleri, birer birer etkisizleştirilmekte.
Halkın belirlediği seçilmiş yönetimi Pensilvanya'dan gönderilen beddualarla devirebileceklerini sanan suhtelerin iplikleri de pazara çıktı.

MHP'nin de adayı değil mi?

Daha ötesi var mı?.. MHP'nin de cumhurbaşkanı adayı olarak benimsediği Ekmeleddin İhsanoğlu, anadilde eğitim konusunu olumlu karşılıyor, halk çoğunluğu isterse Öcalan'ın da affedilebileceğini söylüyor.
Eğer bu bayram günlerini siyasetin aktörleri bir özeleştiri dönemi olarak değerlendirselerdi ve kavga etmek yerine "Biz nerede yanıldık" deselerdi, bayram sonrası günlerde daha sağlıklı ve istikrarlı bir ortamda yaşardık...
Ama toplumun büyük çoğunluğunun bu kavgaların dışında kalarak bayramı yaşayacaklarını biliyoruz... İçinde bulunduğumuz coğrafyanın ülkelerinde, Ukrayna'da, Suriye'de, Irak'ta, Filistin'de sahnelenen trajediler herkesin gözünün önündeyken, Türkiye'nin bir barış ve demokrasi ülkesi olmasının kıymetini halk çok iyi biliyor.

Biraz nefes alalım

Bu anekdotu bir kez daha yazmıştım... Yahya Kemal Beyatlı sıcak bir yaz günü Bebek yokuşunu tırmanırken yorulur... Bir bakkal dükkânının önündeki iskemleye oturur. Bunu gören bakkal dışarı çıkar ve "Bir şey mi alacaktınız" diye sorar şaire... O da "Evet, biraz nefes alacaktım" der.
Bizim de toplum olarak biraz nefes almaya ihtiyacımız yok mu? Bu bayram bunun için bir fırsat olabilir... Birbirimizi anlamaya çalışarak, kavgaları geride bırakmayı mutlaka denemeliyiz...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER