Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Bildiğim kadarıyla ihtiyar doğup geriye doğru yaşlanan, yani ihtiyarladıkça çocuklaşanlar üzerinde yazılmış iki yapıt var... Bunlardan biri Pierre Daninos'un "Tanrı Babanın Hatıra Defteri"dir, diğeri de daha sonra senaryolaştırılıp filme de alınan Scott Fitzgerald'ın "Benjamin Button'ın Tuhaf Hikâyesi"dir.
Bugün 91 yaşına basan Cumhuriyet'imizin hayat öyküsü de yaşlandıkça çocuklaşan roman kahramanlarının öykülerine benzemiyor mu? Devrimlere, evrime, radikal değişimlere sahne olan bu 91 yılda, hem yaşlandık, hem de çocuklaşarak gelişmedik mi?
Cumhuriyet doğarken genlerinde bu topraklardaki geçmiş devletlerden ve uygarlıklardan aktarılan, binlerce yıllık bilgi ve deneyim brikimi vardı. Hatırlayın "Kuruluş"a dayanan yılları...

İhtiyar doğan çocuk
30 Ekim 1918, Mondros Mütarekesi imzalandı... 15 Mayıs 1919, İzmir Yunanlılar tarafından işgal edildi... 27 Aralık 1919, Mustafa Kemal Paşa Ankara'ya geldi...
16 Mart 1920, İstanbul işgal edildi... 23 Nisan 1920, TBMM açıldı... 3 Mayıs 1920, 11 bakandan oluşan ilk Bakanlar Kurulu (Heyeti İcraiye) oluşturuldu... 10 Mayıs 1920'de, İhracatın Serbestisini sağlayan "4 Sayılı Karar" yayınlandı.
Evet... Kurtuluş Savaşı henüz başlamışken Ankara'daki TBMM Hükümeti, iki maddelik bir Karar'la "İhracat kayıtsız şartsız serbesttir. Bakanlar Kurulu'ndan başka hiçbir makam bu serbestliği kaldıramaz ve sınırlayamaz" hükmünü getirmiş.(İhracatın bilakayd ü şart serbestisi ve Heyeti İcraiyeden maada hiçbir makamın bu serbestiyi ihlal ve takyide salahiyettar olamayacağı takarrür etmiştir.)

Savaş ve ekonomi

Mesela 20 Eylül 1920'de devlete gelir gelsin diye 23 Sayılı Karar'la ihraç mallarına yüksek vergiler konmuş. Ama bakmışlar ki dünya ekonomik krizi nedeniyle bu vergilerle pahalılaşan Türk malları müşteri bulamıyor.
17 Nisan 1921'de 793 sayılı kararla, ihracat vergileri yüzde 50 düşürülmüş.
20 Nisan'da da (803 sayılı karar) toptan kaldırılmış.
Kurtuluş Savaşı'nda ordu komutanları bazı bölgelerde haberleşmeye müdahale etmişler. Bunun üzerine 21 Aralık 1921'de 1273 Sayılı Karar'la, komutanlar "Ticari haberleşmeyi sakın geciktirmeyin" diyerek uyarılmışlar.

Yaşlıların çocuklukları

Bu tür bilgilerle hayata başlayan Cumhuriyet yaşlandıkça özelleştirmeye karşı çıkanların galip geldikleri, ihracat hamlesini, turizm hamlesini engelleyenlerin iktidar oldukları yıllar da yaşanmadı mı? Akdeniz kıyılarındaki kamu arazisi turizme açılırken "Bu devlet malının yağmalanmasıdır" denilmedi mi? İhracat hamlesi başlatılırken "Biz ihracatçı ülke olursak içeride aç kalırız" diye tepki koyan iktisat uzmanlarına rastlamadık mı? Televizyona, Boğaz Köprüsü'ne karşı çıkılmadı mı?
"Çok partili demokrasi"miz de 68 yaşında... Ama bugün terörü, şiddeti ve diyalogsuzluğu siyaset yöntemi olarak seçen çocukluklara da tanık olmuyor muyuz?
Belki bilirsiniz... Yaşlanan adam Azrail'i aldatmak için kısa pantolon giyip, kum havuzunda oynamaya başlamış... Bu sırada Azrail gelmiş, elini uzatmış adama ve "Hadi gel benimle, attaya gidiyoruz" demiş.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER