Türkiye'nin en iyi haber sitesi
BAŞYAZI MEHMET BARLAS

Kabak tadı veren siyaset anlayışı yine soframızda

Çok fazla tekrarlandıklarından bıktırma noktasına gelen davranışlar için "Kabak tadı verdi" denilir ya... Bugünlerde bu deyiş ile kabağa haksızlık edildiğini düşündüren durumlar var... Çünkü etli kabak kalyesinden veya harcı özenle oluşturulmuş bir kabak dolmasından, asla bıkılmaz. Ya da sarımsaklı yoğurtla sunulan kabak kızartması, yaz sofralarının en büyük lezzetlerinden değil midir?
Ama belirli kesimlerin değişen zamana ve koşullara hiç aldırmadan aynı ve hastalıklı siyasal davranışları tekrarlamaları, toplumları bıktırır... O davranışlardaki "Kabak tadı", bütün lezzetleri bastırır.

Kimi beğeniyorlar ki?
Diyelim ki mevcut iktidara karşısınız. İktidarın liderinden de nefret ediyorsunuz... Demokratik rejim içinde bulunduğunuz takdirde ne yaparsınız? Bu iktidarı ve liderini seçimlerde yenebilecek bir başka partiyi ve başka lideri desteklersiniz. Eleştirilerinizle iktidarı ve iktidardaki lideri yererken, iktidar olmasını istediğiniz partiyi ve lideri yüceltirsiniz, översiniz.
Sözünü ettiğim kabak tadı veren davranışların sahipleri geçmişte ne tür hastalıklı davranışlar sergiledilerse, aynısını bugün de tekrarlamaktalar.
Evet... AK Parti iktidarına karşılar ve Tayyip Erdoğan'dan nefret ediyorlar... Sorun onlara... CHP'yi ve Kemal Kılıçdaroğlu'nu mu, yoksa MHP'yi ve Devlet Bahçeli'yi mi beğeniyorlar?

Hep aynı davranışlar
Bunlar bir askeri darbe ile sonlanan 1970'lerde de böyle değil miydiler?
CHP'yi yönetenleri "Gardırop Atatürkçüleri" olarak görürlerdi. İşçi Partisi "Revizyonist"ti... Türkİş'in de, DİSK'in de tutulacak yanları yoktu. Demirel ise zaten "Komprador burjuvazi"nin temsilcisiydi. Sonuçta bunların bir bölümü "Milli Demokratik Devrim"ci olup, darbe beklemeye başladılar. Bir bölümü de kır gerillası olup dağlara çıktılar.

Obama'cı bile oldular
Akıllarına bir partiye destek verip, demokratik rejim içinde düzeni değiştirmeye gayret etmek gelmedi... Askeri darbe de önce bunları tasfiye etti...
Şimdi bunların kalıntıları o zamanki akılsızlıklarını bugüne taşıyorlar. "Demokratik değişim" modeline inanmadıkları için sadece nefret kusuyorlar ve bazen PKK'dan, bazen ABD'den medet umuyorlar. Lenin'in veya Mao'nun yerine Obama'nın koyulabileceğini bile düşünüyorlar... Gezi kalkışması veya Kobani bahaneli vandalizm, bunların ruhlarına ışık tutuyor.
Ve dünyanın da Türkiye'nin de ne kadar değiştiğini göremiyorlar.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
SON DAKİKA