YAZARA MAİL GÖNDER Şiddet ve nefret ekenlerin sonbaharı geliyor

YAZARLAR

Aklın, mantığın, hukukun ve siyasi ahlakın da, "Açılım Süreci" ile birlikte derin dondurucularda donduruldukları günleri yaşamaktayız.
Polisleri, askerleri vuran, yol kesip araçları yakan, karakollara bombalı saldırılar yapanlara "Terörist" diyemeyen siyasetçiler ve bunların paralelinde yayın yapan bir medya var.
Kökü dışarıda çeşitli örgütlerin bir bölümü yargı mensuplarını ve polisi kurşunlarına hedef kılmaktalar. Bir diğer bölümü de yargıya ve polise sızmışlar... Devletin imkânları ile darbe yapmayı, seçilmişlere karşı komplolar kurmayı planlıyorlar.

Onlar bizim gibi mi?

Ve bütün bu eylemlere siyasetten de, bir bölüm medyadan da destek geliyor.
Kopenhag Kriterleri'ni, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadını, siyasetimizin ve hukukumuzun en üst normları olarak kabul etmemizin sonucu böyle mi olacaktı?
Stratejik müttefikimiz Amerika kendisini hedef alan EL Kaide terörizminin beynini de, vücudunu da Pakistan'da bulup yok ediyor. Bin Ladin'in öldürüldüğü operasyonu, ABD'nin Başkanı, bakanları, generalleri naklen yapılan canlı yayınla ekranlardan izliyorlar. Bu görüntüler "Devlet gücü"nün kanıtı olarak medyaya da servis ediliyor.

Ya onlar devlet değil

Bizde ise devlet düzenini, istikrarı, askeri, polisi hedef alan terör örgütünün yöneticilerine ve bunların rehin aldıkları siyasi partiye destek verenler, Cumhurbaşkanı ile Hükümeti suçlamaktalar.
Bu çarpık tabloya bakınca şairin "Ya sen ölmedin ya biz yaşamıyoruz" şeklindeki dizelerini "Ya onlar devlet değil ya biz devlet değiliz"e çevirmek gelmiyor mu içinizden?

Bunlar yorum mu?

Paris'te, Londra'da teröristler eylem koydukları ve bunlara karşı devletin güvenlik güçleri harekete geçtiği zaman, herhangi bir medyanın Fransız Cumhurbaşkanını veya İngiliz Başbakanını "Şiddetin sorumlusu" olarak ilan ettiklerini duydunuz mu? Alman parlamentosundaki bir parti, teröristlerin değil devlet güçlerinin silahlarını bırakmalarını isteyebilir mi?
Ya takıntılarını ve saplantılarını "Yorum" diye sunanlara ne demeli? Bunlar "Açılım süreci" yürümekteyken Kandil'e gidip "Öcalan Kürt davasını satıyor" şarkısı söylerlerdi. Şimdi de başlarına taş düşse "Sorumlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'dır" şarkısını söyleyerek teröristleri kışkırtıyorlar.

Bahçeli haklıymış

Allah hepimize sabır ve vicdan, insanlıktan da yoksun olanlara da akıl versin... Devlet Bahçeli'nin bunlar hakkında söylediklerinin giderek daha geniş kitleler tarafından benimsendiğini görmezden gelmeyelim. Yaz başında vatan toprağına şiddet ve nefret ekenler, sonbaharda kendilerine dönük şiddeti ve nefreti hasat ederler...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.