YAZARA MAİL GÖNDER Göbeklerini kaşıyanlar Türkiye'yi öylesine değiştirdi ki...

YAZARLAR

Rusya'ya yaptığımız ihracatın önemli bölümünü sanayi ürünleri oluşturuyordu... Hatırlayın yaşadığımız yıllarda okullarda kutlanan "Yerli Malı Haftaları"nı... Öğrenciler ailelerinin coğrafi kökenlerine bağlı olarak kayısı, kuru fındık veya Antep fıstığı getirirlerdi sınıflarına. Bugün bir okul "Yerli Malı Haftası" yapmaya kalkışsa, bazı öğrencilerin otomobil, bazılarının bilgisayar, bazılarının da iş makinesi getirmesi gerekecek... Sınıflar endüstri fuarına dönüşürdü herhalde.

Bizi ne değiştirdi?

Türkiye aynı Türkiye, biz Türkler aynı Türkleriz. "Bürokratik oligarşi"nin etkisizleştirilmesinin üzerinden çok yıl geçmedi... Bizi ne değiştirdi ki, böyle dünyaya açıldık ve global rekabet çemberine girdik? Mantar gibi türeyen gökdelenler, dünyadaki örneklerinden farksız alışveriş merkezleri ve patlayan turizm, biz Türklerin sanki yüzyıldır alıştığımız bir yaşam tarzının uzantıları değil mi?
Sade biz mi böyle değiştik sanki? Kısa süre önce içe dönük ve dış dünyaya düşman olan Çin, nasıl bir etkenle dünyaya açılıp, global rekabet ortamına ağırlık koydu? Çin Komünist Partisi eski kadroları ile yine var ve Çinliler de eski Çinliler değil mi?

Eyüp'ün sabrı

Kısacası kendi halkını da, ülkesinin gerçeklerini de, dünyayı da tanımadan, sürekli aynı plağı döndürüp "Çok endişeliyim" ya da "Biz adam olmayız" diyen bozuk gramofonlar, insan aklına saygısızlık ediyorlar... Geri kalmışlığı bir kader olarak kabul ettiği varsayılan ve "Eyüp sabrı" ile bu kadere razı olduğu zannedilen Türk insanının da "Dünyalı" olduğunu görmezden gelenlere sadece acınır. Ayrıca "Eyüp sabrı" da fıkra konusu değil mi?

Bu kader mi?

Sivas'ın bir köyünde Eyüp isimli bir kişi varmış. Bu Eyüp, köydeki evini büyütmek için kerpiç yapımına girişmiş. Yaptığı kerpiçleri kurumaları için tarlasına sermiş ve güneş beklemeye başlamış. Ancak güneş yerine bardaktan boşanırcasına yağan yağmur gelmiş. Eyüp'ün bütün kerpiçleri eriyip, yağmur suları ile akmış, gitmiş.

Ben o Eyüp değilim

Eyüp yılmamış. Ertesi hafta yine kerpiçleri hazırlayıp, tarlasına sermiş. Ancak kısa süre sonra yine yağmur başlamış ve o yeni yapım kerpiçler de eriyip, toprağa karışmış. Eyüp bu yağmur sağanağı ertesinde yine kollarını sıvayıp, yeni kerpiçler yapmış. Ama onları da bir yeni yağmur eritip bitirmiş. Bunun üzerine Eyüp tarlada diz çöküp, ellerini göklere açmış ve "Allah'ım ben Sivaslı Eyüp kulunum. Sen galiba beni Hazreti Eyüp'le karıştırıyorsun" demiş.

Yenilenme gereği

Evet... Göbeğini kaşıyanlar, oyları profesörlerin oyları ile eşit olan diplomasızlar, Türkiye'yi değiştirdiler... Artık kimse "Asılacaksan İngiliz ipi ile asıl" veya "Toplu iğne bile yapamıyoruz" diye ağlaşmıyor. Kısacası herkeste "Eyüp sabrı"nın bulunacağını zannedenlerin, takılmış plak gibi tekrarladıkları klişeleri yenilemeleri gerekiyor.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.