YAZARA MAİL GÖNDER Tartan'ın istifası

YAZARLAR / Bölgeler Yazarları

Konak Belediye Başkanı Hakan Tartan ile çok uzun yıllar öncesine dayanan, sahici bir dostluğum var. Ama karşılıklı iletişimimizde, dostluğumuz ile gazeteciliğimizi hiç birbirine karıştırmadık. Zaten kendisi de mesleğimize yıllarca emek verdi; bu nedenle başkanlığı dönemi boyunca, gazeteci- başkan ilişkisinde, hep objektif noktada durduk.
Bu dostluk duygumu bir kenara bıraktığımda, belediyelerin faaliyetlerini yakından izleyen bir gazeteci olarak, Tartan'ı, hep yaptığı işlerle, sağduyuyla değerlendirdim. Tartan, kanımca çok başarılı bir belediye başkanlığı yaptı. Eksiklikleri yok mudur? Elbette olabilir.
Gördüklerimiz ve göremediklerimiz vardır. Ama sonuçta Konak'ta, hem gündelik belediye hizmetlerinde, hem kentin tarihsel mirasına gösterilen saygının simgesi olarak yapılan tüm fiziki işlerde, Tartan başarısıyla öne çıktı. İş yaptı, yani durmadı.

BAŞARI NOTU

Kurduğu yeni butik müzeler, kentin kültürel hayatının kalbini kucaklayışı, tüm eğilimlerin saygınca kendilerini kültürel olarak temsil etmesine açtığı zemin, kültür- sanattaki evrensel etkinlikler ve benzeri alanlarda yaptıkları; Tartan'ın önemli başarı notlarını oluşturdu. Ayrıca başta 'Sevgi Yolu' yaptığı çevre düzenlemeleri, kentin çehresini değiştirmede örnek estetik bir çizgiyi getirdi. Her yas zamanı belediyenin yurttaşların yanında olmasından, insan odaklı hizmetlere; semt evlerine kadar; Tartan'ın başarı çizelgesine, çok sayıda örnek verebilirim. Bir "restorasyon" ile Türkiye'ye Avrupa Mimarlık Ödülü'nü kazandıran da Konak Belediyesi'dir.
Spor alanında gençlere ve kadınlara verdiği değer, örnektir. Ama sonuçta bu yazının ana konusu, Konak Belediyesi'nin hizmetlerini değerlendirmek değil. İzmir'de aday gösterilmeyen Cevat Durak, Kamil Okyay Sındır gibi, başarılı bulunan belediye başkanları da var. Sanıyorum Tartan, bunların en üst sırasında gelir.
Yazımın esas konusu, son olarak CHP'de yaşanan süreç.
Partiden kopuşların olduğunu görüyoruz. Tartan da, CHP'den istifa eden ilk isimler arasında yer aldı. Benim görüşüm, Tartan ve benzeri simge isimlerin, ilkesel olarak CHP'den istifa etmeyip, siyasi faaliyetlerini en doğru şekilde, uzun yıllardır emek verdikleri bu partide götürmeleri yönündeydi. Çünkü bir partiden istifa, çok haklı tepkilere dayansa da; bazen seçmen algısında, daha farklı anlaşılabiliyor.
Ayrıca içindeyken, CHP'yi saygın bir üslup ile eleştirmek, parti içi demokrasi sınırında fikirlerin ifade edilmesi; zaten bugün CHP dahil, Türkiye'de tüm siyasi partilerin ihtiyacı olan bir davranış. Ama Hakan Tartan, konuya kendi gerekçeleri üzerinden yaklaştı; sanıyorum bu eleştirel üslubun, yapıcı olarak CHP içinde sürdürülmesinin imkanı olmadığını; bunun disiplin suçu oluşturacağını düşündü. Kendisi açısından, haklı olduğu gerekçeler var.
Tartan, İzmir'de adayların toto oynar gibi belirlendiğini, başarının cezalandırıldığını belirtiyor.
Hatta "Odun koysak seçtiririz' anlayışına tepki gösterdiğini vurguluyor. Elbette bu ve aşağıdaki sözleri, insanı düşündürüyor: "Konak'ta halka rağmen dikkate alınmadım. Sabah biri atandı. Akşam değişti. Konak adayı, Karşıyaka'ya gitti. Karşıyaka adayı Konak'a geldi. Hani bu insanların projeleri? Nerede oturuyorlar? Konak'la ilgili ne yapacaklar?"

Tartan'ın tüm açıklamalarını, bu köşeye sığdırma imkanı yok.
İhtimalen okumuşsunuzdur da. Tek başına "Başarı cezalandırıldı" cümlesi bile, insanın içini acıtıyor.
Özünde saydığı tüm bu gerekçeler, kendisi açısından çok haklı. Bir de anladığım kadarıyla, gösterilmesi gereken siyasi nezaket, asgari düzeyde bile, hiçbir şekilde, hiçbir alanda gösterilmemiş. Keşke böyle bir tablo olmasaydı.
Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nun, birlikte olmak istediği adayları seçme eğilimi göstermesini de, saygıyla karşılıyorum; ama halkın iradesi, keşke bu tercihlere yansıyabilseydi. İşte o zaman, gerçek bir demokratik ortam olurdu.
Örneğin keşke, "tam üyeli ön seçim sandığı", tüm ilçelerde, halkın önüne konulsaydı. Keşke tüm aday adayları, sadece kendisini destekleyen yöneticilere değil de, halkın bir parçası olan bütün üyelere ve kendilerine güvenerek; ellerini taşın altına "tam üyeli ön seçim sandığında" koyabilselerdi. Böylece halkın kimleri, gerçekten belediye başkan adayı olarak görmek isteyeceğini, bizler de anlasaydık.


BİZLER DE ANLASAYDIK

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.