Türkiye'nin en iyi haber sitesi

Uzun süredir ücretin coğrafyasını konuşuyoruz. Söylenen şudur; ülkenin her yerinde, misal asgari ücret aynı mı olmalıdır? Her yörenin kendi imkânlarına yönelik ücret yaklaşımı olabilir mi?
Bundan 15 yıl önce bölgesel asgari ücret gündeme geldiğinde, bunu "kabul edilemez" bulmuştuk. Tartışmaya dahi yanaşmadık.
Neticede emeğin hakkına yönelik duyarlılık söz konusuydu.
Ancak bunu yaparken kayıtdışı istihdamı, kaçak çalıştırmayı, asgari ücretin de altında ödemeleri, karşılıksız angarya mesaileri de var ettik. Bizim tartışmadığımızı, Batı, coğrafya üzerinden değil, yerli-yabancı üzerinden uygulamaya koydu bile.
Tarih felsefecisi Arnold Joseph Toynbee'nin medeniyetlere dair bir tesbiti var; "en parlak uygarlığın barbarlığa yakınlığı, en parlak demirin pasa yakınlığı kadardır."
Toynbeee'nin anlatmak istediği; kültürlerin dinamizmi, tıpkı korozyon şartlarındaki demiri paslandırdığı gibi, uygar ulusları da çok kısa sürede tarihin Orta Çağ'ına döndürebildiğidir.
Demokrasisi, kamu yönetim tarzı, sosyal devlet düzeyi ile yakın geçmişin referans noktası olan İskandinavya'da, küresel krizin yarattığı ekonomik korozyon bugün, Danimarka örneğinde olduğu gibi eski kölelik referanslarını gündeme getirdi.
Gelişmiş ekonominin sağladığı ihtişam; bu ulusların geçmişi üzerinde "teflon" etkisi yaratmış, ilkellik, demokrasisizlik ve barbarlığa dair hiçbir algı, bu ülkelerin üzerine yapışmaz olmuştu.
Fakat küresel kriz ile daralan refah, Fransa, İngiltere ve Almanya'dan sonra şimdi de Danimarka'nın çok kültürlülük teflonunu sökmeye başlayınca, ardındaki "barbarlık referansları" göz önüne serilir hale geldi.
Kendi "soydaşlarına" yer ve imkân açabilmek için mültecisi ve gurbetçisinden kurtulma gayreti; uygarlığın bastırdığı barbarlık genlerini sunuyor bize.
Uygarlığın "çok kültürlülük" zirvesinden kölelik ücretine dönüşü, ilk sıkıntıda akla getirebilen Danimarka'nın Müslümanlara farklı ücret önerisi şimdilik "komik" bulunmuş olabilir. Fakat bunu önerme cesareti asla komik olamaz.
Karikatür kriziyle tetiklenen "ötekileştirme" gayretinin nihai durağı, yaşlanan ve yavaşlayan ekonomilerindeki krizin derinliğine bağlı olarak sürgünden sistematik imhaya dek barbarlığa varabilir.
Bizi AB uygarlığına layık göremeyen kafalar, çeyrek yüzyıl dahi dayanmayan "parlaklıklarının" çamura batmış demir gibi paslandığını er geç anlayacak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
YAZARA MAİL GÖNDER