YAZARA MAİL GÖNDER Atlarıyla yaşayan şehir

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Türkiye ve Fransız Jokey Kulübü'nün birlikte düzenlediği France Galop koşusunu izlemek için Fransa'nın Deauville şehrindeydik. Birbirinden güzel atları gördük, onlarla ilgili efsaneleri dinledik ve heyecanla İstanbul'daki yarışı beklemeye koyulduk

Türkiye Jokey Kulübü'nün davetlisi olarak Fransa'nın Deauville şehrindeyiz. Türkiye'nin Fransız Jokey Kulübü ile birlikte düzenlediği France Galop yarışını izleyeceğiz. Bu benim yarış izlemek konusunda ilk deneyimim. Büyük bir merakla her şeyi öğrenmeye çalışıyorum. Kulüp Başkanı Yasin Ekinci ve Genel Sekreter'i Necati Demirkol'u soru yağmuruna tutuyorum... "Bu nasıl bir sevgidir?" diyorum, "Bana açıklayabilir misiniz?" Demirkol, "Atın nefesinde bereket vardır. At murattır diye bilinir. Ve at berekettir" diyor. Deauville'i keşfettikçe, atçılığa gönül veren bu küçük kasabanın bu bereketten payına düşeni fazlasıyla aldığını rahatlıkla görebiliyorum. Her yer yemyeşil. Sahilde, evlerin bahçelerinde, haralarda birbirinden güzel atlar görüyorsunuz. Yaşam kültürünün bir parçası olmuşlar. Tüm restoranların duvarları at resimleriyle süslü... Yasin Ekinci'ye de bu sevgiyi soruyorum. O da, "Atınız varsa onunla evladınızla olduğu gibi bir bağ kurarsınız" diyor ve Türkiye Jokey Kulübü'nün çalışmalarını, işbirliklerini ve hedeflerini anlatmaya başlıyor: "Biz Türkiye Jokey Kulübü olarak bu yarışları sekiz ayrı ülkede düzenliyoruz. Amacımız sadece yarışmak değil, ülkelerle kültürel ve ticari boyutlarda da işbirliği yapmak. Fransa'da toplam 231 hipodrom var ve bunların yedisi Paris'te. Türkiye'de ise toplam dokuz hipodrom bulunuyor. Bundan böyle biz de her yıl bir hipodrom açarak sayıyı artırmayı hedefliyoruz. At yarışçılığı ticari bir iş gibi algılanır ama öyle değildir. Çünkü burada gelir her zaman bir soru işaretidir. Ama gideriniz çoktur. Buna gönül vermeden bu iş yapılmaz." Türkiye Jokey Kulübü İstanbul tesislerinin halka açık olduğunu ve doğal park alanının 700 dönüm olduğunu öğreniyorum. Ama beni asıl heyecanlandıran otistik ve Down sendromlu çocuklara verilen terapi. Hipoterapi veya at eşliğinde terapi; fiziksel, zihinsel ve duygusal bozukluğu olan hastalarda çok iyi sonuçlar doğuruyormuş. Uzmanların denetiminde gerçekleşen terapilerde mucizelerin yaşandığına şahit olmuş yöneticiler. Hiç konuşmayan çocukların konuşmaya başladıklarını, evden çıkmak istemeyen bir çocuğun, üstelik de harçlığından bindiği at için elma alarak koşa koşa geldiğini anlatıyorlar. Kulüpte ayrıca randevu sistemiyle ücretsiz olarak ata binme dersleri de veriliyor.

ÖZGÜR RUHLAR
Deauville'deki iki günümüz atların dünyasında geçiyor gerçekten de... Otelimizin önünde uzayıp giden kumsalda, sabah denizin çekilmiş olduğu saatlerde atları görüyoruz. Onlar antrenman yaparken insanlar yüzüyor, yürüyor, koşuyor. Küçük çocuklar at binme dersleri alıyor. İkinci gün yarışlar için hipodroma gittiğimizde şehrin sosyal hayatının yarışlarla nasıl iç içe geçtiğini gayet net görüyoruz. Deauville'de sosyalleşmenin en önemli anahtar kelimesi belki de bu: At yarışları... Kimi yarış pistinin kenarına şezlonglarını koyuyor, kimi restoranda yemeğini yiyor, çocuklar neşe içinde çığlıklar atıyor. Herkes çok şık. Herkes birbirini tanıyor. Hava muhteşem. (İstanbul'un nefes kesen sıcaklarından sonra nasıl da iyi geliyor...) Şehrin her tarafı rengarenk çiçeklerle dolu. Mimari nefes kesici. Deauville'de yaşayanların ama en çok da atların çok mutlu, mutlu oldukları için de özgür olduklarını düşündüm. At da mutlu olur mu demeyin sakın. Onu da sordum çünkü. At korkar, üzülür ve rüya bile görürmüş. Yani duyguları da onlarla birlikte koşar, coşarmış...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.