YAZARA MAİL GÖNDER Kiminin töresi, kiminin kilosu

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Töreyle boğuşmanın, şiddet görmenin, okutulmamanın, başörtüsü yüzünden aşağılanmanın, erken evlendirilmenin yanında belki küfür gibi gelecek ama bunlar da var: Adam bulamamak, 'like' alamamak, kilo verememek, kendini gerçekleştirememek...

50'lerinin başında bir tanıdığım var; evli, iki çocuklu, kültürlü, sosyal, hoşsohbet bir kadın. Geçen gün nasıl da tükendiğini, sisteminin çöktüğünü anlatırken, enteresan bir şey söyledi: Kızı vejetaryen olduğu için ıspanaklı, oğlu peynirli, kocası kıymalı (ve fıstıklı- kuş üzümlü) seviyormuş böreği. "Düşündüm" dedi, "Ben böreği nasıl seviyorum? Ve bulamadım! Bilmiyorum! Neyi sevdiğimi bilmiyorum!"
Önceliği onlar olduğu için, yıllar içinde neredeyse sıfırlamış, hep ailesiyle tanımlamış kendini. Geldiği nokta itibarıyla, 'Kendine ait bir alanın olsun' diyorlar ya, geçin onu, kendine ait bir böreği bile yok! Bugün 8 Mart Kadınlar Günü. Falanca mağazada özel indirim, filanca kafede özel menü gibi türlü atraksiyonla ticari bir güne dönüştürülüyor ama Dünya Çalışan/Emekçi Kadınlar Günü. Bu vurgu da çok manalı değil, ayrımcılık yapmayalım. Çünkü gayet gevşek, ekabir, şımarık şartlarda çalışan kariyer kadınları olduğu gibi, kendini adadığı evi ve ailesine meşakkatli bir mesai verip mesuliyetten ezilen nice ev kadını da var. Kimi ev ortamı, en dinamik şirketten daha trafikli...
Bazı dertlerin yanında başka bazı dertler küfür gibi gelir. Şehirli kadının 'kendini gerçekleştirememe' sorunsalı kimin umurunda? Töreyle boğuşan, öldürmesin diye öz abisinden kaçan kızlarla, kadınlarla dolu buralar...
Lüzum görülmeyip okutulmayan...
13 yaşında, tanımadığı biriyle zorla evlendirilen... Erkek doğurmadı diye terslenen... Kayınpederinin tecavüzüne uğrayan, rezil olmamak için gıkını çıkaramayan (Koca tecavüzünün lafı bile edilmez, o derece vaka-i adiyeden)... Vahşice dayak yiyen... Sırf fiziksel değil her an sözel şiddete de maruz kalan... İnsan yerine konmayan, hali sorulmayan, fikri alınmayan, 'veli' izni olmadan kapıdan burnunu uzatamayan... Kızlar, kadınlar... Gişedeki memur elindeki forma bakıp kaç çocuğu olduğunu sorduğunda "Üç" diyen, tekrar tekrar sorup "Ama burada sekiz yazıyor amca!" diye itiraz ettiğinde uyanıp "Ha kızlarla beraber sekiz!" diyen babaların tohumu onlar. İşleri zor.

ERKEKLER FAZLA MI, AZ MI?
Seçim öncesi sokaklardaki afişlere bakınca ne kadar net: Orta yaşlı erkeklerin oyun sahası işte siyaset. Rahmetli Duygu Asena'yı anma vakti; kadının adı da, bir bez afişi de yok (Anca o megaloman emlakçı afişlerinde boy gösteriyor kadınlar). Başörtüsü yüzünden aşağılanan, tacize uğrayan, laf atılan, en hafifi dil-diş-damak marifetiyle çıkarılan 'çıkçıkçık' tınılı burun kıvırmayı çeken kadınların hakkını arayan da erkek, çocuk yapıp yapmayacağını söyleyen de... Erkekler iyiler, tamam, ben de erkek doktorla, memurla işini rahat halledenlerdenim. Ama bazen size de öyle gelmiyor mu: Biraz fazlalar! 'Adam yok' diyen single kadınları da kızdırmayalım: Erkek çok ama adam yok! Bazı dertlerin yanında başka bazı dertler küfür gibi gelir dedik ya demin. Ama o dertler de var işte, yok sayamayız. Şehirli kadınlarda da sorun, sıkıntı, buhran, gırla!

30'LAR VE 40'LAR...
Kadınlarda tasaların, kaygıların en kalabalık olduğu yaşlar, 30'lar ve 40'lar. 20'lerde okul yeni bitmiş, aile arkada destek, hayaller çok gerçekleştirilebilir sanılıyor. 'Adam bulma' hususunda henüz tehlike çanları çalmıyor. Gözaltları kaymak, kilo alınsa da veriliyor, bir saadet okyanusunda yüzmemek için sebep yok! 50'ler de 'Artık ne olduysa oldu, geçti gitti' diye pişmanlıklarla barışma vakti.
50'sinden sonra parlayan, o yaşa kadar sevmediği işlerde çalışıp sonra kendini keşfeden, coşup şahlanan hiç mi yok, var elbette. Ama genel olarak bir 'Amaaan, canımdan kıymetli değil ya' hissine de teslim olunuyor galiba: Giremiyorsak o pantolonun içine, ölelim mi kardeşim!
30'lar ve 40'lar boyunca ise kolay gelsin kadınlara, Allah güç kuvvet versin!
İşe gireceksin; önce tuvaletlerde ağlayacak, sonra rekabeti öğreneceksin...
Mobbing'e, kinayeye, ayak kaydırmaya, küçük hesaplara direneceksin...
Gerekiyorsa tüm günü topukların üstünde geçireceksin. Sebat edecek, para kazanacak, yükseleceksin... 30'ların başı, saat işliyor, son demler demek! Her yan erkek ama adam yok mu? Aile, mahalle, toplum, hayat dört bir koldan dayatır: Bulacaksın! Evlenecek, bununla da kalmayıp aldatılmayacak, adamın ilgisini kaybetmeyecek, kendisini de kafesten kaçırmayacaksın! Ömür boyu sürecek bir büyük savaş! Ve çocuklar: Bir, iki, üç... İyi okullarda okutmak için onları, paralanacaksın! Piyanodan baskete taşıyacak, yüzmeden alıp evde test çözeceksin... Veletle uğraşmaktan belki daha yorucusu, velilerle yarışacaksın. Ve arkadaşlarla, akranlarla, hemcinslerle... İyi yemek yapmalı ama yememeli, estetikte tetikte olmalı ama çaktırmamalı... Bir yandan da kendine bir alan açmalı, sınırlarını esnetmeli, sinirlerini gevşetmeli ve kendini gerçekleştirmelisin! Ve daha güncel hesaplar: 'Follower' sayını sürekli artırmalı, en çok 'like'ı sen almalı...
Kadınlar Günü kutlu olsun. Allah bütün kadınlara yardım etsin.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.