YAZARA MAİL GÖNDER Bu kardeşlik gardıroba uymaz!

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Kayıp-kavuşma programlarının favori temalarından 'Yıllar sonra peydahlanan aile bireyi' piyangosu bu defa Nebahat Çehre'ye çıktı. Havadan (üstelik de havası imaja böylesine ters) bir kardeş düşmesiyle baş edilebilir mi?

Adı Yılmaz Güney'le beraber anılmış kadınların böyle bir çıkmazı var: Hem yalı yavrusu, hem halk bacısı olmak istiyor. Hem marka kostümlü, estetik kaygılı burjuva abla, hem toplumsal hassasiyetleri nasıl da yüksek duyarlı yenge...
Fatoş Güney, pek çok söyleşide böyle bir tablo çizdi. Nebahat Çehre de ondan çok farklı bir his dünyasında olmasa gerek ki, mart ortasında "Anne ekmeği ben alayım diyen bir çocuk yetiştirmek isterdim" başlıklı, Allah Allah dedirten bir söyleşi vermişti.
Nebahat Çehre'nin, Fatoş Güney gibi bir 'kolejli yalı kızı' evveliyatı yok. Samsunlu orta halli bir aileden... 15'inde güzellik kraliçesi seçiliyor, sonrasında iyi yol alıyor. Bilgisini, görgüsünü, gustosunu hep ileri taşıyor. Yalı ikâmeti, hayatı büyük bir parti olarak yaşadıklarını söylediği ikinci eşi Yavuz Demir'le birlikte...
Hâlâ alımlı bir kadın (Sadece yaşının iyisi değil, gençliğinden daha karakteristik ve oturmuş bir güzelliği var şu an). İyi giyinmeyi biliyor, estetik beğenisi yüksek ve dizilerde artık ona ayrılan burjuva anne rolünde sırıtmıyor doğrusu.
Sadece hep aynı...
Ama o söyleşi biraz eğreti durmuştu işte: "Ülkemin kadınını oynamak isterim; biraz daha sosyal bakmak, meselelerin içinde olmak... Bugün acı çeken annenin acıları gibi. Öyle bir anneyi oynamak isterim. Öyle bir evlat da yetiştirmek isterdim. "Anne sen koşamazsın, ben gidip alayım ekmeği" diyen bir çocuk..." (Milliyet Pazar)
Siyah deri pantolonlu varaklı kanepe şıkı mı, Berkin Elvan'ın annesi mi... Bazen hem o hem öbürü olmuyor işte...
Aynı söyleşide, boş zamanlarında neler yaptığını anlatırken, "Ailemle vakit geçiririm, yeğenlerim, onların çocukları..." da diyor Çehre.
Hafta içinde patlayan yeni erkek kardeşle iki yeni kız yeğen, söyleşinin tam da burasını hatırlattı. Onlarla da vakit geçirilecek mi, yoksa şimdiye kadar olduğu gibi görüşülmeyecek mi? Çok büyük ihtimalle ikincisi. Ama böyle uluorta belgelenip dile düştükten sonra da ne zor iş...
Su satarak geçinen Hasan Çehre, Nebahat Çehre'nin görüşmeyi reddettiği ve herkesten sakladığı kardeşi olduğunu iddia ediyor. Nebahat Çehre iddianın yalan olduğunu söylüyor, "Test yaptırsak başları ağrır" diyor. Lakin nüfus kayıtları babalarının bir, annelerinin ayrı olduğunu belgeliyor. Yine de pay bırakmak lazım, haberler Hürriyet kaynaklı, bilemeyiz...
Uğraş, çabala, kendine sükseli bir gardırop, dekorasyon dergilerine layık bir ev, dizi âleminde valide sultanlık kur... Derken hayatının en dibinden, belki yıllardır belki de hiç görmediğin biri böyle bir iddiayla küt diye çıksın ortaya...
Kardeş bazen en yakın, bazen en uzak... Yeğen bazen can, bazen hiç... Baba bazen her şey demek, bazen bir ortak nokta bile değil.
Akrabalık bağları hem çok kutsal evet, hem de zamanında hiç kurulmamışsa o bağlar, yıllar sonra hiçbir karşılığı yok.
Bazen insafsızlık, vicdansızlık gibi görünüyor karşıdan. Ama tek başına, onlara rağmen bir hayat kurmuşsan kendine, bir gün çat kapı geldiklerinde baş tacı etmek de kolay değil... Ne paylaşacaksın, ne konuşacaksın? Neye nerden başlayacaksın?
Velhasıl kolay iş değil. Dizi olmuş Çehre'nin bizatihi kendi hayatı!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.