YAZARA MAİL GÖNDER Partnere endeksli bukalemungiller

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Birlikte olduğu insana göre kişiliğini, zevkini sil baştan edenler... Vejetaryenken etobur, romantik komedi sevdalısıyken aksiyon meraklısı olanlar... Tanıştıralım...

Sevgili Necla (Bayraktar) dedi ki "Bukalemunları yazsana."
Hayvanlar âleminin kordalılar şubesinden, sürüngenler sınıfından, pullular takımından, iguanalar alt takımının bukalemungiller familyasından bahsetmiyor, hayır.
Pazartesi toplantısında, bazı kadınların beraber oldukları adamlara göre nasıl da değiştiğini konuşmuşlar.
Ekranda ve magazin sayfalarında gördüğümüz isimlerin, yaşadıkları ilişkilerde biraz çanta, çokça bukalemunvari bir tavır sergilediklerini, adam nasıl istiyorsa öyle davrandıklarını... Ayrıldıklarında kendilerini bulduklarını... Sonra yeni adamla, hop tekrar, çocukluğumuzun dizisindeki gibi: Değiş tonton!

OTOSTOP MU ÇEKSEYDİ?
Örneklerden biri de Sinem Kobal. Deniyor ki Arda Turan'la beraberken özel uçakla geziyordu, şimdi İbrahim Çelikkol'la ormanda yürüyor.
Önce itiraz ederek başlayayım:
Ya ne yapsaydı kız? Arda Turan özel uçakla Çeşme'ye giderken, o arkasından otobüsle mi gelseydi? Madrid'e otostop mu çekseydi?
Bazı adamlar baskın figürler.
Karakterleriyle, toplumdaki pozisyonlarıyla, maddi imkânlarıyla... Onlarlayken bazı şeyler kendiliğinden geliyor; adam bir paket... Onu aldığın zaman, o şöhreti de, neyse artık araç gereç, tekneyi de, antika arabayı da, özel uçağı da alıyorsun beraberinde...
Artık yanıp tutuşsan da belediye otobüsü özlemiyle, binemezsin! Halk plajından denize giremezsin. Ama ayrıldıktan üç sene sonra Bodrum'da halk plajında magazincilere yakalanırsan... Bu, o kadını bukalemun yapar mı, emin değilim.

BUKALEMUN NE YER NE İÇER?
Ama var bazı bukalemunlar: Normal şartlarda salata, hamur ve tatlıyla beslenen ama et delisi bir adamla beraber olmaya başlayınca steak house'lardan çıkmayan...
Bir basamak ötesi: Eti ancak kösele gibi aşırı pişmiş, ekstra kurumuş yiyebilen, kazara hafif bir pembelik görse komaya giren, derken 'az pişmiş'çi biriyle münasebete girince akabinde kendi de kanlı canlı takılmaya başlayan...
Buna alışmak mı diyoruz? Adaptasyon mu? Peki enişte yanımızdaysa az pişmiş, görüş alanımızda değilse yine kösele modeli sipariş vermeye ne demeli? Çeşitlilik iyi de insan biraz da tutarlılık bekliyor!
Balığın kokusuna dayanamıyorken hamsi kuşu kesilen, vejetaryen olduğunu söylerken etobur çıkan... Neler gördü bu gözler...
Diyebilirsiniz ki örnekler niye hep mutfaktan? Adam pantolon değil de etek seviyordur, giyersin. Düz değil topuklu meraklısıdır, çekersin. Toplu saç değil de açık beğeniyordur, salarsın... Bunlar yapılabilir şeyler.
Türkü seviyorken caz dinleyenle takılmak bir gıdım daha zor. Ama bunun da örneklerine rastladık. Sevgili ile birlikte, dinlediği müzikleri de değiştiren... Romantik komediden hızla aksiyona geçen... Yerli dizi müptelasıyken Game of Thrones fanı kesilen...
Bir semtten bambaşka imajlı başka bir semte taşınan... Takıldığı kafeleri, barları, insanları sil baştan düzenleyen... Hobi edinen/ değiştiren... Koca kanalıyla daha önce adını bile duymadığı alana dalıp üç ayda ordinaryüs çıkan... Var bunlar.
Ama yemek başka bir şey olmalı. İstemediği bir şey insanın boğazından geçmez.
Bir adam uğruna, midesi almaz. Ama alıyor demek.

ADAMA GÖRE DERİ DEĞİŞTİRMEK
Bir de adama göre deri değiştirenlere rastlamıştık geçmişte. Sibel Tüzün'ün partner kanalıyla girdiği rock'çu âlemlere uyum dövmelerini nasıl unuturuz... Bedenindeki ciddi bir alanı hunharca dövdüren, bir ara saçlarını da kazıtan Tüzün'ün, o imajla fevkalade çelişen abiye kostümlerini ve oynak ritimlerle pop söylemesini hafızalardan kazımak mümkün mü...
O yüzden Sinem Kobal'ın değişimi bana makul sınırlarda geliyor. Arda Turan daha dışadönük, cümbür cemaat yaşayan, gece gezmelerini seven bir tip... İbrahim Çelikkol ise daha içedönük, doğaya düşkün, cümbüşe uzak, hafiften mahcup.
Sinem Kobal eskiden doğa yürüyüşlerinden, orman sefalarından, köpeklerden tiksinmiyorduysa, şu anki halinde çılgınca bir çelişki yok. Biraz böyle keyfini sürer aşkın, sıkılınca da hep yaptığı gibi kız arkadaş muhabbetine dalar.

DEĞİŞİMİN FERİŞTAHI BURADA
İnsan her ilişkide başka biri aslında...
Falanca sizin A yönünüzü öne çıkartıyor, filanca B tarafınızı baskılıyor vs. Bir de para, şöhret, güç, iktidar, bunlar insanı savuran, ezen ya da kalça nahiyesini göğe yaklaştıran şeyler. Kimini özgürleştiriyor, kimine pranga. Kendi başınayken çok daha 'normal' duran kadınların kudretli adamın yanında çantalaşması da ondan...
Ama sırf kadınlara laf etmeyelim. Engin Altan Düzyatan da çok enteresan bir vaka.
Yemek gibi çok belirleyici bir şey de evdir; ev insanın kendisidir, aynasıdır. Aynı anda hem vejetaryen hem etobur olunamayacağı gibi, hem Cihangir'de bir daire hem de Beykoz'da bir sitede villa, yuvan olamaz.
Asıl partnere göre değişimin feriştahı burada; Düzyatan bütün bukalemun kadınları ezip geçip kitabını yazdı maşallah.

BUGÜNKÜ DİĞER YAZILARI
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.