YAZARA MAİL GÖNDER Kostümlere hayat veren İşte sensin Zeki Müren!

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Susamış İstiridye, Sedef Prens, Çapkın Kızılcıklar, Sırdaş Geceler, Kalbimi Ellerinde Tut... Roman/film değil, sanat güneşinin en hafifi 10 kilo olan sahne kostümleri bunlar. Daha neler nelerle birlikte İşte Benim Zeki Müren sergisindeler...

Yaz-kış duş almadan "kat'iyen" yatağa girmezmiş.
Sakal tıraşını hep evde kendisi olurmuş. Takside olsun, "hususide" olsun, arabanın daima önüne otururmuş. Sevdikleri ile konuşurken "Hayatım, şekerim, tatlım" tabirlerini çok kullanır, sevmedikleri ile zaten konuşmazmış!
Bedia Muvahhit, Cahide Sonku, Melahat İçli gibi sanatçıların taklitlerini çok iyi yaparmış.
Ayak numarası 38, gözlük camı astigmat 1.50'ymiş. "Gök gürlemesi ile çakan şimşekten vahşi bir zevk alır"mış! "Perde ve sahne sanatkârı olmasa idiniz ne olurdunuz?" sorusuna, "Jet pilotu" cevabını vermiş. "Heyecanı seviyorum.
Ses perdesini geçmenin vereceği zevk ne büyüktür kimbilir?"
"Bana aşkı tarif eder misiniz?" talebine cevaben de şöyle demiş: "Bulutlar üstünde hani uçarken pır pır eder insanın gönlü. Ondan sonra da birden yağmur damlası gibi yeryüzüne güm diye düşer ya insan. İşte o ikisinin arasındaki mesafe aşktır."
Kıyafetlerinin en hafifinin 10, en ağırının 20 kilo olduğunun kaydı var. Marmara'da Mehtap adındaki tamamı payet işli ilk ceketini, askerlikten terhis olur olmaz, 1958'de Tepebaşı Gazinosu'nda giyiyor.
Mini etekli Uğur Duvağı'nı ise babasını kaybettikten sonraki ilk sahne çalışmasında, 1970'de Taşlık Gazinosu'nda.
Cesur ama hassasiyetlere karşı temkinli de: "Bir sır vereyim, kuliste mininin altının pantolonu hazırdı. En küçük bir tepki görsem giyecektim. Ama halk çok tuttu."
Apartman topuklu ilk çizmesi, 1974'te Bebek Belediye Gazinosu'nda giydiği Ayda Yürüyen Prens kostümünün bir parçası... Yine aynı yıl Uzayda Yürüyen Prens için benzeri topuklu bir çizme yaptırıyor. 1.74 olan boyu, 2 metreyi aşıyor böylelikle! "Biliyorsunuz ayda yerçekimi az. Astronotlar zor yürüyorlar.
Ben de o nedenle bu çizmeleri giydim" diyor.
Kostümlerinin her birine tek tek isimler veriyor: Susamış İstiridye, Yakut Kadeh, Sedef Prens, Şampanyanın Rüyası, Gelinciklerin Türküsü, Çocukluğumun Bayram Yeri, Mimozaların Tebessümü, Çapkın Kızılcıklar, Hıçkıran Gitarlar, Sırdaş Geceler, Dedikodu/ Kalbimi Ellerinde Tut...
1966'da Lale Belkıs, Nebahat Çehre gibi simalarla podyuma çıkmışlığı var. Kıyafetleri tasarlayan Peyman Songar, diken Yalçın Say. Yıllar boyu pek çok kostümünde bu iki kişinin imzası var. Ama öncelikle kendi öncü/devrimci ruhu, hayal gücü, beğenisi ve güzel sanatlar akademisi eğitiminden gelen renk, desen, estetik bilgisi...
Ve işte şimdi buyrun bu kostümleri sırf fotoğraftan değil, yakından da görme imkânı size... Sadece kostümler mi, daha neler neler... İstiklal Caddesi'ndeki Yapı Kredi Kültür Merkezi'nde Zeki Müren'in bütün hayatı ve onunla paralel bir Türkiye tarihi sergileniyor.

POPÜLER KÜLTÜR TARİHİ
Mayıs ayında Berlin'de müthiş bir David Bowie retrospektifi gezmiştik. Martin-
Gropius-Bau'daki sergi, Londra'daki Victoria & Albert Museum küratörlüğünde düzenlenmiş görkemli bir şovdu.
David Bowie'yi kendisi yapan her şey karşımızdaydı; el yazısı notlar, çizimler, belgeler, resimler... Haşmetli, heykelsi sahne kılıkları...
Eşi, dostu, ahbabı... Ama asıl çarpıcı olan bütün bunların sergileniş şekliydi. Yüzlerce irili ufaklı obje, görüntü, ses, canlandırma...
Sadece Bowie'nin stili, müziği, değişimi, dönüşümü değil, Batı pop kültürünün 50 yılı da yanı başımızdaydı.
Onlardaki bütçe, bizdekinin herhalde trilyon katıdır.
Ama İşte Benim Zeki Müren sergisi de o çizgide, o kafada.
Şarkılarıyla büyümüş, eğlenmiş, hüzünlenmiş olmasanız da, sadece ünlü bir sanatçının hayatı yok önünüzde, Türkiye popüler kültür tarihi var. Hatta basbayağı Türkiye tarihi...
1949 mesela: Devlet Tiyatro ve Balesi kuruluyor.
Şemsettin Günaltay başbakan.
Ahmet Hamdi Tanpınar Huzur'u yayımlıyor. Ve Zeki Müren de Zehretme Hayatı isimli ilk bestesini musiki camiasına sunuyor.

YEŞİLÇAM NOSTALJİSİ

Böyle yıl yıl ilerleyerek hafıza tazeliyoruz. 1984'e geldik diyelim: Sigara ithalatı serbest bırakılıyor. Su pet şişeye giriyor.
PKK silahlı eylemlere başlıyor. Yılmaz Güney ve Dramalı Hasan ölüyor. Zeki Müren de Bodrum Kalesi'nde son konserini veriyor.
Yapı Kredi Private Banking ve Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık işbirliğiyle düzenlenen sergide, dünya kadar fotoğraf, belge, obje görüyorsunuz. Duvarlardaki açıklamalar çok akıcı, merakla takip ediliyor. Zeki Müren'in sesi, şarkıları refakat ediyor.
Filmlerinden bölümler, tadına doyulmaz bir Yeşilçam nostaljisi...
Herkes mutlaka bir tarafından tavlanıyor.
Müziğe hâkimiyetini, yazı lezzetini ve yaptığı her işteki titizliğini bildiğimiz Derya Bengi'yi alkışlamak farz. Serginin küratörü o çünkü. "Alaturkayı yozlaştırdığı yönündeki iddiaların aksine, onu sönüp gitmeden yeniden popülerleştirerek, tekrar bir pop müzik haline getirerek ayağa kaldırdı. Alaturkanın ömrüne ömür kattı" demiş serginin aynı isimli, özenle hazırlanmış kitabında. "1921'de doğsa belki halis bir sanat musikisi icracısı, 1941'de doğsa belki memleketin ilk rock starı olacaktı. Doğrusu, 1931'de doğarak da bunların ikisi birden olmayı becerdi."
Bir de not: Caddebostan Kültür Merkezi'nde de adeta şubesi var serginin. Esasın küçük bir özeti gibi; Mora Bayılırdım adını taşıyor, 19 Aralık'a kadar açık. Yapı Kredi Kültür Merkezi'ndeki (Galatasaray) İşte Benim Zeki Müren sergisi de 20 Aralık'a kadar görülebilir.
Bu 'görülebilir' lafının da 'Görseniz de olur, görmeseniz de' gibi bir edası oluyor ki yanlış!
Görülmeli bu sergi. Hakikaten ihmal etmeyin, görün.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.