YAZARA MAİL GÖNDER Aşkın festivali olur mu?

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Aşk kaç kişiliktir? İki mi, yoksa kalabalık bir festival ahalisi mi? Çeşme'de düzenlenecek Aşk Festivali'nden yola çıktık, kişi başına 2,25 aşk macerası düşüren eski araştırmalara uzandık. Herkesin herkese 'Aşkım' dediği bugüne bağlanınca da iyice anladık: Aşktan kastedilen, sevgi. Net!

Üstüne sayısız şiir, roman yazılmış, etrafında binlerce film çekilmiş bir şey aşk.
Şimdi burada tarifine girmeye kalksak, çıkamayız.
Ama bir yandan da müşterinin marketteki kasa görevlisine 'Aşkım' dediği bir dönemde yaşıyoruz; biraz değişti sanki kapsama alanı!
Bizim bildiğimiz aşk, iki kişilikti.
Böyle kalabalık, herkese açık, göstermelik değil, tam tersi asosyaldi. Zihinde, dilde, sadece tek bir isim olurdu. Göğüs kafesine kuşlar üşüşürdü. Marazi bir haldi aşk; hastalıktı. Belediyenin düzenlediği bir festivali olamazdı!
Olurmuş meğer! Olacak yakında:
Türkiye'nin ilk Aşk Festivali önümüzdeki ay Çeşme'nin Dalyan tarafında gerçekleşecek... Sezonu uzatmak, kışın da bölgeye ilgi çekmek amacıyla, 21-22 Kasım'da böyle bir 'gelgel' düzenlenecek.
Belediye eliyle aşk!

NEZİR İLE TİNİKA
Dalyan'da yaşanmış bir aşk öyküsünden ilham alınmış. Çeşme'nin yaşlıları hatırlar, ağızdan ağza da anlatılırmış. Aşkın kahramanı, uzun boylu, sarışın, güçlü kuvvetli bir delikanlıymış. Adı Nezir Kaya, tarifi Kıvanç Tatlıtuğ!
Ama sağır ve dilsizmiş bu genç.
Esas kız ise karşı kıyıdan: Sakız adasından Tinika. Destansı bir güzelliğe sahipmiş o da.
Bir çeşit Kerem/Mecnun olmuş Nezir; aşkına daha yakın olabilmek için harçsız kuleler inşa etmiş, kendi yaptığı kayıklara uçurtmalardan yelken takmış, yılmamış... Sakız'a her gittiğinde polis tarafından yakalanıp geri yollanmış ve en nihayetinde de bisikletiyle kaza geçirip... Mutsuz son.
Tinika, Çeşme'ye gelip Nezir'in yaptığı kuleye bir kilit ile anahtar bırakmış o göçtükten sonra.
Geleneklerine göre, aşkının ifadesi olarak, kalbinin anahtarını...
Bu derece iki (hatta esasında tek) kişilik bir hikâyeden, şimdi bir ilçenin turizmine katkıda bulunmalık festival yapılıyor, çok tatlı! Ama anne, baba, teyze, halanın çocuklara hitabını çoktan geçtik, herkesin herkese 'Aşkım' dediği bir dönemde, buna mı takılacağız?
Aşk olsun!

50-100 KİŞİLİK ANKET!
Elimde 1978'de basılmış bir -Onlar demiş 'Gençlere Aşk Mektubu Örnekleri', ben diyeyim mizah metni- var... Madem panayırı da gerçekleşecek aşkın, biz de cımbızlayarak geyiğini yapalım: "Ekseriyetin dahil olduğu iki noktai nazara göre aşk hissedildiği halde anlaşılmayan, kabul edildiği halde sırrı çözülmeyen, gözle görülmez, elle tutulmaz acayip bir şeydir. Aşkı elinden, kolundan tutup da bir cam levhanın altında iğneleyerek 'İşte bu aşktır' demek henüz mümkün olmamıştır."
Levha niye cam diye sulandırmadan, soru cevaplardan devam edelim: "Bazı kimseler aşksız olabilir mi" mesela? "Hayır. Hepimiz sevmek ve sevilmek zevkine sahip olarak doğarız. Bu ihtiyacın herhangi bir şekilde tatmin edilmesi lazımdır.
Her şahsın elde etmek için çırpındığı iki esas vardır: 1. En geniş manada sevgi 2. Bir cemiyet hissi.
Psikologlar birincisi olmadan ikincisinin de olmayacağını söylüyorlar."
Aşktan kasıt, sevgi besbelli... "Ekseri kadınlar aşk için mi evlenirler" dersiniz? "Hayır, aşk için evlenmeyen kadınların sayısı insanı şaşırtacak kadar çoktur. Geçenlerde 50-100 kişi arasında yapılan ankete iştirak edenlerin sadece yüzde 56'sının aşk için evlendiği meydana çıkmıştır. Geri kalan yüzde 44 arasındaki başlıca evlenme sebepleri şunlardır: 1. Emniyet 2. Evde kalma korkusu 3. Çocuk sahibi olmak arzusu. Aşksız izdivaç yapmaya kadınlar erkeklerden daha meyyaldir. Psikologlar bu hakikatten büyük üzüntü duyarlar.
Zira iki tarafın da birbirine karşı sevgisi olmadıkça izdivaçta mesut olma şansları azalır."
Yine gayet net: Aşk eşittir sevgi.
50-100 kişi arasında yapılan anketler de kanıtlıyor!

2,25 AŞK MACERASI
"İnsanlar en çok hangi yaşta âşık olurlar" peki? "Kadınlar daha ziyade 16-20 yaş arasında âşık olurlar, bilhassa 18 yaş âşık olma kabiliyetinin zirvesidir. Erkekler 20 olduktan sonraki ilk senelerde âşık olurlar.
Bu zirve aşıldıktan sonra kadınlar da erkekler de âşık olma kabiliyetlerini nispeten kaybederler."
Kabiliyet de hemen bitiveriyor! "Vasat bir insan kaç defa âşık olur" peki? "Psikologların Minnesota Üniversitesi'ndeki talebeler arasında 1896 tane ciddi aşk macerası üzerinde yaptıkları tetkiklere göre vasati 22 yaşındaki talebelerin her birine 2,25 aşk macerası düşmektedir."
Böyle de küsuratlı... "Âşık olmanın hakikaten bedeni bir tesiri var mıdır" acaba? "Evet. İlim adamları aşkın bütün sinir sistemini canlandırdığını ve zihni kabiliyetlerimizi tazelediğini meydana çıkarmışlardır.
Böylece bir insan başka zaman daha başlamazdan evvel çok güç bularak kaçınacağı bir işi âşıkken kolayca başarabilir." Bu doğru, bak! "Âşık olmanıza sebep nedir" dersiniz? "Psişiatr Dr. David Harold Fink'e göre buluğ çağında hepimiz bir ideal eş hülyası kurarız.
Bu hülya yüzlerce muhtelif eklerin birleşmesiyle, yavaş yavaş meydana gelir. Bu hayali portre sona erdiği zaman, bizi bedenen, zihnen ve kemikten yapılmış bir kopyasını aramaya başlarız. Dr. Fink'in yaptığı tetkiklere göre, aramak hususunda titiz davranan ve aradığını bulan karı-kocalar daima mesut olmuşlardır.
İdeal eşlerini aramayarak rastgele evlenenler arasında anlaşmazlık ve geçimsizlik daha fazla görülmüştür."
Dr. Fink gerçek bir 'Psişiyatr' mı bilemiyorum ama şunu apaçık görüyorum ki aşkın başka kafalardaki karşılığı, karışık! Aşk ile sevgi eşanlamlı farz ediliyor çoğunlukla.
Aile, uyum, huzur; bunların aşkla ne alakası var halbuki?
Bu şartlarda, festivali düzenleniyormuş, çok mu?
Bu yazı da böyle bir sonla biter ancak: Yaşasın aşk!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.