YAZARA MAİL GÖNDER Amerika'dan dünyaya armağan

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Güney Amerika'nın kuzey kesimlerindeki tepeleri yağmur bulutlarını delen balta girmemiş ormanlarda yetişen zeytin tanesi büyüklüğünde meyveleri ve iki parçadan oluşan çekirdeğe sahip bitkiye botanikçiler 'nubigena', 'bulutlardan doğan' adını yakıştırmışlar. Aynı bölgenin bugün Meksika sınırları içinde kalan kesiminde yaşayan yerliler aynı ağacın farklı bir klonu üzerinde uzun zaman çalışarak, rengi mor, ince kabuklu, daha iri taneli ve kokusu anasonu andıran bir başka meyve üretmeyi başarmış, Amerika'nın Kristof Kolomb tarafından keşfedilmesinden 6 bin yıl kadar önce bu iki meyveyi çiftleştirerek günümüzde şık manavların tezgahlarını süsleyen damakta hafif ceviz tadı bırakan şık görünüşlü avokado meyvesini ortaya çıkarmışlar.

100 TON YERLİ ÜRETİMİMİZ VAR

Avokado da mısır, patates, fasulye, domates gibi Amerika'nın dünyaya armağan ettiği bir ürün. Kuşkusuz Kolomb ve onun ardından Amerika'ya sefer yapanların Avrupa'ya taşıdıkları yeni ürünlerin hepsini Eski Dünya sakinleri hemen içlerine sindirmemişler. Patates bile 18. yüzyıldan sonra yayılmış, domatesin ülkemizde kabul görmesi 19. yüzyılı bulmuş. Ama avokado Avrupa'nın en son tanıştığı Amerikan ürünü. Avrupalılar ancak 2. Dünya Savaşı'ndan sonra onu yemeye başlamışlar. İthal ilk taze meyve olan Çikita muzun ülkemize 1984'ten itibaren girmeye başladığını düşünürsek, bizim avokado ile tanışmakta çok geç kaldığımızı söyleyebiliriz. Benim biraz şansım vardı; 1970'li yılların başında İzmir'de kısa dönem askerlik yaparken, Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nde çalışan bir arkadaşımız izinli gittiği Antalya'dan çuvalla avokado getirirdi; birkaç arkadaş bunlarla çok lezzetli ve besleyici çoban salataları yaparak karavanamıza renk kattık. O günden sonra da herhangi bir eğitim birliğinde bizden başka öğlen yemeklerinde avokado salatası yiyen oldu mu, pek sanmıyorum! Özetle, Alanya ve Antalya bölgesinde 1970-80 yılları içinde yapılan çalışmalar olumlu sonuç verdi, avokado tarımına uygun yerler belirlendi ve ülkemizde de avokado üretimi başladı. Bugün ithal avokadoların dışında yılda 100 tona yakın yerli üretimimiz var. Avokado yavaş büyüyen bir ağacın meyvesi. Dalından tek sapa yapışık iki meyve olarak sallandığı için Aztekler ona testis anlamına gelen 'ahuacate' demişler. İspanyollar ise kendi dillerinde 'damağı okşayan' anlamına gelen 'bocado' ile birleştirerek 'avocado'ya dönüştürmüşler. Yapılan araştırmalar bu meyvenin günümüz Meksika ülkesinin yer aldığı topraklarda son halini aldığını gösteriyor. Belki de bu nedenden dolayı dünyada kişi başına en çok avokado tüketen ülke Meksika. Meyve doğru zamanda hasat edildikten üç, dört gün sonra yenecek kıvama geliyor. Toplandıktan sonra buzdolabında saklanırsa, olgunlaşmadan bekletme süresi geciktirilebiliyor.

UCUZ MEYVELERDEN DEĞİL

Bugün dünyada 400 civarında avokado türü var. Bunlar arasında yuvarlak, kabuğu pütürsüz Nabal, üstü aşırı pütürlü siyah renkli Hass, ince kabuklu armut biçimli Fuerte, koyu yeşil renkli Ettinger ya da Bacon çeşitleri en beğenilenler. Bizde tanesi ortalama 5 liradan satılan avokadoyu ortadan kesip çekirdeğini çıkardıktan sonra içini küçük bir kaşıkla yiyebileceğiniz gibi, çeşitli soslarda da kullanabiliyorsunuz. Brezilya'da ikram edilen avokadodan yapılmış bir tatlının lezzeti ise bugün hâlâ damağımda; ancak başka hiçbir yerde avokado tatlısı ile karşılaşmadım. ABD'nin güneyi, Meksika ve Karayiplerde avokadodan yapılan en yaygın mezenin adı 'guakamole'. Guakamole'yi Mısır cipsini daldırarak yedikleri gibi, 'taco' denen mısır unundan yapılmış ince dürümlere dolgu malzemesi olarak da kullanıyor ya da et yemeklerinin yanında sebze püresi niyetine servis ediyorlar. Yapımı da kolay; kırmızı soğan, sarımsak, taze süs biberi, birkaç olgun avokado, birkaç dal taze kişniş, sızma zeytinyağı tuz, karabiber ve limon suyu ile püre haline getiriliyor, üzeri ikiye kesilmiş çeri domateslerle süsleniyor, soğutulmuş halde yeniyor. Ucuz meyvelerden değil; üstelik elma gibi ısıra ısıra yiyemiyorsunuz, ağzınızda şekerli bir tat da bırakmıyor. Ama Kivi'den sonra bu topraklarda yetiştirilen ikinci egzotik meyve avokado da tatmaya değer. Yeter ki nasıl yeneceğini bilelim...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.