YAZARA MAİL GÖNDER Et fiyatı bilmecesi

YAZARLAR / Cumartesi Sabah Yazarları

Epeydir et fiyatlarına getirilen narh konuşuluyor. Narh, ürün kalitesini alt düzeyde dondurur, o fiyatın üstünü hak eden kaliteli ürünün pazara ulaşmasını engeller

Türkiye'nin önde gelen siyaset yorumcularından biriyle bir yemekte yan yana düştük. Bir süre sonra "Yeme içme gibi bir konuda ilk kez böyle uzun zaman konuştum" dedi. Bu konuları küçümsediğini hissettim ve doğrusu alındım, lafın altında kalmak da istemedim. "Siyasetten başka önemli konular da var" dedim ona. "Ama" dedi, "Her sorunu siyaset çözümler." Siyasetin günümüzü, gecemizi doldurduğu bugünlerde bazen gastronomi yazıları yazmanın anlamını sorguluyorum. Ama sonra siyasetin karın doyurmadığı, ağız tadının siyasetçiler için de gerekli olduğu görüşü ağır basıyor, bu da beni yüreklendiriyor.

TEZGAH ALTI SATIŞ ARTAR
Epeydir et fiyatlarına, daha doğrusu kıyma ve kuşbaşı ete getirilen narh konuşuluyor. Ben sizlerle öncelikle 18.12.1953 tarihli Milliyet gazetesinde yer alan et fiyatlarına getirilen narh ile ilgili yazıdan küçük bir alıntıyı paylaşmak istiyorum: "Narh konulduğu zaman kalite, çeşit, nefaset farkları ortadan kalkacağı için iyi kalite et piyasadan tümüyle çekilecek, alım gücü yerinde olduğu için hiçbir zaman şikayet etmeyen devamlı müşteriye ise tezgah altından gizli gizli satış olacaktır." Nitekim o günlerden bu yana fiyatlara üst sınır getirildiğinde hep öyle oldu. Narh, ürün kalitesini alt düzeyde dondurur, kaliteli ürünün pazara ulaşmasını engeller. 1953'te İstanbul nüfusu 1 milyon iken bile narhın etkili olamayacağı yukarıdaki alıntıda dile getiriliyor. Bugün 17 milyonluk İstanbul'da bu büsbütün zor.

HAYVANCILIK YOLDA KALDI

1950'lerden bu yana hayvancılığın geliştirilmesi önerilir. Maalesef hep en fazla et ve süt veren cinsler getirilir ve üreticilerin bunları satın almaları için uğraşılır. Ancak ülkemizin büyük bölümü söz gelimi Hollanda gibi cins inekleri mutlu edecek iklim ve coğrafi koşullara sahip olmadığından, hayvanlar burada umulan verimi veremez. Üstüne üstlük, cins hayvan nazlı olur, hastalandığında o yıl yavrulayamaz, süt veremez. Gel gelelim yerel ırk hayvanlar Anadolu köylüsü gibi çilekeştir. Az yemle yetinir, hastalanınca çabuk iyileşir ve normal yaşamını sürdürür. Belki sütü azdır ama işlendiğinde çok daha kaliteli peynir, tereyağı ve yoğurt verir. Bir de kültür ırklarının yerlilerle melezlenmesi ile oluşan ırklar var. Bunlar bulundukları koşullara daha iyi uyum sağlarlar. Ne var ki hayvancılık politikalarımızın beklenen sonucu getirmediği görülüyor. Tek farkla; "10 yılda 15 milyon Türk" barındıran 30'lardan 70 milyonluk bir ülke haline gelen bir Türkiye var bugün. Aç kalmama savaşı veren insan için yediği et ya da sebze meyvenin kalitesi pek de önemli değildir. Ama maddi olanaklara sahip biri ister istemez daha iyiyi, daha kaliteliyi arar.

ZENGİNLER TAVUK YEMİYOR

Esasen ekonomi de bu kesim üzerinde büyür, gelişir. Yemek kültürü, iyi ve kaliteli beslenme temeline dayalıdır ve fiyatları zorla düşük tutmaya zorlamak, istenen kalitede ürünlerin pazara ulaşmasına yardımcı olmaz. Ülkemizde ekonomiyi ayakta tutan, satın alma olanakları yerinde bir kesim var. Onların beklentilerinin karşılanmaması durumunda bazı sektörlerin ciddi biçimde etkilenmesi kaçınılmaz. Örneğin büyük bir tavuk firmasının sahibi ile sohbet ediyordum. "Artık ülkemizin gelir düzeyi en yüksek kesimi tavuk yemiyor" dedi. En hatırlı misafiri ağırlamak için tavuk pişirildiği günlerden bu duruma gelmemizin nedeni serbest dolaşan, eti lezzetli tavuklar yerine bir buçuk ayda kesime gelen cins tavuğa yıllardır sektörün takılıp kalmasıdır. Giyim kuşamda, TV dizilerinde bile sürekli yenilik arayan bir toplum yediği yiyecek ürünlerinde de çeşitlilik arar. Tavuk üreticileri onlara bu seçim şansını tanımadı; yürüyen tavuk da aşırı pahalı; bugün üreticiler kentsel dönüşümle yenilenen şık konutlarda oturan müşterilerini nasıl geri kazanacağı sorunu ile karşı karşıya. Türkiye uzun yıllar tek renk, gri bir görünümdeydi. Yıllarca tekellerle, çarşı pazarda tepeden belirlenmiş üst fiyatlarla yaşadık. Günümüzde rengarenk bir Türkiye var. Eğer her şeyi çözen politika ise, politikacıların yeme içme gibi konulara da daha fazla ilgi göstermesini beklemek sanırım bizim hakkımız olmalı.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.