YAZARA MAİL GÖNDER Geçmişin kültür bakanları ve Günay

YAZARLAR

Önceleri Basın Yayın ve Turizm bakanları vardı: 1957'den başlayıp altı yıl boyunca...1963'de bunun yerine Turizm ve Tanıtma Bakanlığı kuruldu. Kaynak bilgiye bakıyorum da, bunlar ne sık değişmiş!...1960-62 yıllarında ayni bakanlığa tam altı değişik kişi getirilmiş. 1977 yılı içinde de üç bakan art arda gelip gitmiş. Nasıl, ne zaman çalışıp icraat yapacak?
1971 yılında ilk kez Kültür Bakanlığı kurulmuş. Türkiye gibi son derece çok-kültürlü ve üstelik inanılmaz tarih hazineleri üzerinde oturan bir toplum için ne kadar geç!...İlk bakan Talat Sait Halman'ın nasıl coşkuyla karşılandığını, sinemaya özel bir ilgi duyup Onat'lı- Şakir bey'li toplantılar yaparak bir Sinema Kurultayı düzenlediğini hatırlıyorum. Onun dört yıllık bakanlığından sonra, yine kısa dönem bakanlıklar gelmiş. Önemli adlar da var, ama yeterince kalamamışlar.
1981'de Kültür ve Turizm birleşmiş. Mükerrem Taşçıoğlu, Mesut Yılmaz, Tınaz Titiz gibi çeşitli nedenlerle hatırlanan bakanlar gelip geçmiş. 1989 yılında yine ayrılmış, ayrı birer bakanlık olmuş. Kültür bakanlığına üstüste Namık Kemal Zeybek, Fikri Sağlar gibi adlar gelmiş: yaptıkları kolay unutulamaz. Ercan Karakaş, İsmail Cem, Hüseyin Çelik gibi adlar ise o kadar az kalmışlar ki...Makamında en uzun oturan İstemihan Talay, beş yıl kalmış. Ama kimi olumlu çabalarına karşın, en çok Devlet Sanatçısı ünvanının suyunu çıkarması ve de Maslak'taki Eczacıbaşı Kültür Merkezi'ni sabote etmesiyle hatırlanıyor. Ne yazık ki...
Kültür ve Turizm'in yeniden birleşmesinden sonra (2003'den itibaren), Erkan Mumcu, Atilla Koç ve de Ertuğrul Günay gelip gittiler. Hepsinden de temelde iyi anılarla ayrıldığımızı belirtmek isterim: hem kültür yazarı kimliğim, hem de hep himayelerini talep ettiğimiz SİYAD törenleri dolayısıyla...Toptan ve içten bir teşekkür. Özellikle Türkiye gibi çok katmanlı, çok çeşitli, kimi zaman çelişkili, hatta kavgalı kültürleri barındıran bir ülkede iş yapmanın zorluklarını da bilerek...
Elbette sözü Ertuğrul Günay'a getireceğim. O birçok açıdan şanslıydı: solcu ve CHP'li geçmişi ona daha makro bir bakış getirmişti. En uzun görevde kalan oldu: tam beş buçuk yıl...Ve de aydınları hiç ihmal etmedi ve küçümsemedi, Herbir kültür ve sanat alanıyla, her meslek grubuyla, her tür eğilim ve tandansla ilişki kurmaya çalıştı. Belki en önemlisi şuydu: özellikle aydınları ilgilendiren ve kaygılandıran her konuda hemen insiyatif göstermeyi, tavır almayı, fikir belirtmeyi görev saydı: kendisini ve bakanlığını direkt olarak ilgilendirmeyen konularda bile...
Elbette en büyük başarısı arkeoloji konusundaydı. Yer altında ve üstünde yatan tüm zenginliklerimize sahip çıktı, kaçırılmış tarihi eserleri geri alma kampanyası başlattı ve hayli mesafe aldı. Müzelerimize eğildi, onları onardı, genişletti, yenilerini açtı. Biraz raslantılarla, biraz da kişisel çabamla o mutluluk anlarından kimilerine katıldım: Efes'teki onarıma veya geri gelen Hermes heykelinin Antalya müzesindeki açılışına...
Ayrıca diyelim ki İnönü stadına otel/AVM eklenmesinden AKM'nin yeniden hayata dönmesine, Taksim'de Topçular Kışlası'nı canlandırma projesinden Kars'ta yıkılan heykele, birçok 'belalı' konuda görüşlerini belirtti: kimi zaman sayın başbakanla ters düşme pahasına...Bir tek Emek sineması konusundaki isyanımıza katılamadı, farelerden filan söz etti. Herhalde Ankaralı olduğu için!...
Herşeye karşın, Günay'ı özlemle anacağız. Ama umarım ki yeni Kültür ve Turizm Bakanımız bize onu aratmayacak. Ve bu ülkede kültüre gönül vermiş ve ömür adamış insanların görüşlerine de kulak verecek. Emin olun, böylesi herkes için, ama özellikle kültür zengini ülkemiz için çok daha iyi olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.