YAZARA MAİL GÖNDER Medyaya baskı yapan kim?

YAZARLAR

28 Şubat döneminde muhafazakâr basın neredeyse abluka altına alınmıştı. Her gün yeni baskınlar yapılır, gazeteleri yıldırmak için açılan davalar nedeniyle bazı gazeteler sık sık isim değiştirmek zorunda kalırdı. Maaşına el konan yazarlar bile oldu.

Doğan medyası hariç medyanın üstüne öyle bir baskı vardı ki; o dönemlerde muhafazakar basında acemi muhabir olanlar bile "acaba ne zaman tutuklamaya gelecekler" korkusuyla uyuyamadıklarını biliyorum.

Doğan grubunun gazetelerinin attığı manşetler de dindar kesim üzerindeki baskıyı karabasana çevirirdi. Hiç unutmuyorum bir arkadaşım o zamanlar "Yolda ya da otobüste elimde Yenişafak gazetesi ile dolaşmaktan korkuyorum" demişti.

En son 2007'de de Nokta Dergisi'nin Özden Örnek'e ait notları yayınlaması nedeniyle polisler tarafından basıldığını, televizyonlardan canlı canlı izlemiştik.

Özetle, hangi gruptan olursan olsun dindar kesimin tamamı, her taraftan öyle bir baskı altına alınmıştı ki nefes alabilecekleri alan kalmamıştı.

***

Bugün için, "28 Şubat'tan beter" diyenleri insafa davet ediyorum. Algının gerçeğin önüne geçtiği bir devirdeyiz.

Son yıllarında bazı medya kuruluşları "Medyaya baskı var" diyerek bir algı oluşturmaya çalışıyor.

Özellikle 17 Aralık operasyonundan sonra "Medyaya baskı var" algısı üretilmek isteniyor.

Örnek olarak da Başbakan'ın Habertürk yöneticisi Fatih Saraç ile aralarından telefon görüşmesi gösteriliyor. "Bir ülkenin Başbakanı'nın telefonu nasıl dinlenebilir ve medyaya servis edilir?" sorusunu soran yok.

Başbakan'ın Fatih Saraç'la bir hukuku var. Bu hukuk üzerinden Saraç'ı araması gayet normal. Siyasiler zaman zaman haklarında çıkan haberleri yalanlamak için medyanın üst yöneticilerini ya da muhatabı olduğu yazarları arar.

Bugün tiraj anlamında yüzde 70'i AK Parti Hükümeti'nin karşısında olan medyanın üst düzey yöneticilerine hiç mi telefon gelmiyor sanıyorsunuz.
Başbakan hakkında rahat rahat atıp tutan o gazeteler, yakın oldukları sermaye grubunun aleyhine bir haber girebilirler mi gazeteye? Hafif bir eleştiride bile "Uyarı" telefonu almazlar mı sanıyorsunuz?

Burada asıl anormal olanın bir Başbakan'ın telefon konuşmalarının medyaya servis edilmesidir.

***

Aslında doğru, medyaya büyük bir baskı var.

Ama zannedildiği gibi "medyaya baskı var" diyenlere karşı değil bu baskı.

Tam tersine, "medyaya baskı var" diyenlerin, AK Parti hakkında ya da Başbakan Erdoğan hakkında olumlu cümleler kullanan medyaya, gazetelere, yazarlara karşı müthiş bir baskısı var.

***

Uzağa gitmeye gerek yok. Kendimden örnek vereyim. Erdoğan'ın Kürt sorununun çözümü için gösterdiği sağlam iradeyi, 11 yılda ülkenin çehresini ve zihniyetini değiştirdiği için zaman zaman Erdoğan'ı destekleyici yazılar yazıyorum. Gönlümden geldiğince içimden geçenleri yazıya dökmeye çalışıyorum.

Bu düşüncelerimi ifade ettiğim için de hayatım boyunca işitmediğim kadar hakaret, aşağılama ve küfür yiyorum.

Sosyal medyada bir ayda hakkımda tam 19 bin 600 twit atılmış. Bunların neredeyse yüzde 99'u küfreden, aşağılayan, şahsiyetime yönelik iftira ve hakaretlerle dolu.

Her zamanki sınıfsal kibirleriyle herkesi cahil bir tek kendilerini akıllı sanan sözde 'okumuşların' küfürleri bunlar.

Bu millet de bunlara güvenip ülkeyi bunların destekledikleri partilere teslim edecek ha?

***

Başbakan hakkında "diktatör" diyerek yazılar yazanlar, bunun ardından utanmadan "medyaya baskı var" diye avaz avaz bağırıyor.

Medyaya baskı olsa Cemaat basını ve Doğan grubu o manşetleri atabilir mi?

Evet medyaya baskı var ama Erdoğan'ın yaptıklarını takdir eden medyaya! Hele "medyaya baskı var" diyenlerin gazetelerinde Erdoğan'ı takdir eden tek bir yazı yazın da anlayın medyaya baskı var mı yok mu?

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.