YAZARA MAİL GÖNDER AK Parti’ye oy vermeyenler “Millet” değil mi?

YAZARLAR

Türk Dil Kurumu, milleti "Çoğunlukla aynı topraklar üzerinde yaşayan, aralarında dil, tarih, duygu, ülkü, gelenek ve görenek birliği olan insan topluluğu" olarak tanımlıyor.
Türkiye'nin siyasi yapısı ve derin kodları nedeniyle daha önce siyaset dilinde "millet" kavramı 'ulus' anlamı dışında çok fazla kullanılmıyordu. Zaten 'millet' diyenlerin de milletle devleti buluşturmak için pek çabası da yoktu.
AK Parti iktidarında Başbakan Erdoğan'ın neredeyse her konuşmasında "millet" kavramına atıfta bulunması ve karşılaştığı her sıkıntıyı millete götürüp onların onayına sunması muhalefette ciddi bir rahatsızlık yarattı.
***
Muhalefetin tepkisindeki en büyük yanlış, Başbakan'ın bahsettiği milleti, sadece AK Parti'ye oy verenler olarak algılamasıydı.
Böyle algıladıkları, "Yüzde 50 millet de diğer yüzde 50 millet değil mi?" gibi sorularından bile anlaşılıyor.
Hele "Halkın yüzde 50'den fazlasının AK Parti'ye karşı olduğu ortaya çıktı" argümanı tam bir ters mantık.
Tespit ve soru baştan yanlış. Çünkü öyleyse "halkın yüzde 72'si CHP'ye, yüzde 85'i ise MHP'ye karşıdır" anlamı çıkar.
"AK Parti'ye oy verenler millet ise biz neyiz?" sorusu ise halen milletimizin her rengiyle bir bütünü oluşturduğunu anlayamayanların sorusudur.
***
Oysa Başbakan her konuşmasında 77 milyona atıfta bulunarak "millet" diyor.
Her kesimden, her inançtan, her etnisiteden ve her düşünceden insanı bu ülkenin vatandaşı ve "millet" olarak gören Erdoğan'ın her mitinginde, "Size efendi olmaya değil hizmetkâr olarak geldim" demesi de meseleye farklı baktığını göstermektedir.
***
Eski Türkiye'de dindarlar, "millet" olarak daha doğrusu "makbul vatandaş" olarak görülmediği için zulme uğradı. Başörtülüler okullara, kamu dairelerine alınmadı.
Asker oğlunu şehit veren anneler, onların yemin törenine bile alınmadı. Cumaya giden memurlar, içki içmeyen askerler, İmam Hatipli, Meslek liseli öğrenciler üniversitelere sokulmadı.
Eski Türkiye'de Kürtler, dillerini konuşmayı bırakın, açıktan olmasa faili meçhullerle ölürken "makbul vatandaş" veya "millet" değildi.
Eski Türkiye'de gayrı müslimlerin mallarına el kondu, gasp edildi. Korkudan binlerce Ermeni, Rum, Musevi, Süryani göç etti Türkiye'den. Bugün gasp edilen mallarını geri alıyorlar.
Eski Türkiye Alevilere çok zulmetti. Dersim'de topluca katledildiler. Provokasyon için Alevi dedeleri öldürüldü, Alevi mahallelerine baskınlar yapıldı.
***
Millet'ten saymadıkları "Dindarlar, Kürtler, Aleviler, azınlıklar, solcular vs." bu ülkenin yüzde 80'ine denk gelmesine rağmen hiçbir zaman "makbul" sayılmadı. Onların "millet" tanımı içinde yer almadı.
Şimdi sadece "hayat tarzı" üzerinden muhalif söylem üretmeye çalışan ve "Biz millet değil miyiz" diyen özellikle laik-ulusalcı kesime sormak gerekir.
İçki içtiğiniz için tek tek fişlendiniz mi?
Mini etekli kızlar yerlerde sürüklendi mi?
Değerleriniz ayaklar altına alındı mı?
Atatürkçü olduğu için üniversiteye sokulmayan mı oldu?
Olmadı. Allah da hiç kimseye o faşist zulümleri yaşatmasın.
Ama "Yüzde 50'nin içinde miyiz?", "Biz diğer yüzde 50'yiz diye dışlanıyoruz" şeklinde ağlaşmayın artık.
Çünkü siz eski Türkiye'de değilsiniz. Ve dolayısıyla hepimiz, Başbakan Erdoğan'ın sürekli "hizmetkarı" olduğunu söylediği "millet"in içindeyiz.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.