YAZARA MAİL GÖNDER Çözüm sürecine son provokasyon

YAZARLAR

Çözüm Süreci, "anneler ağlamasın gençler ölmesin" diye "Baldıran zehri içmeye razı olan" Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından büyük bir kararlılıkla, samimiyetle ve cesaretle başlatıldı.

İki yıla yakın bir süredir çok şükür bölgeden şehit haberleri gelmiyor. Süreç, Kürtlerin talepleri dikkate alınarak toplumsal uzlaşma ve demokratikleşme paketleri ile adım adım ilerledi. Ve süreç Doğu'dan Batı'ya tüm toplumdan büyük destek gördü, görüyor.
Söz konusu, ülkenin iç barışıyla paralel şekilde demokratik ve ekonomik olarak da büyümesiydi. Her şeyden daha önemlisi ise anaların artık ağlamayacak olmasıydı.

Zaten atılan bu adımlar sayesinde Doğu ve Güneydoğu yatırımcı akınına uğradı. Çözüm Sürecine sık sık provokasyonlar düzenlense de toplumun ve Erdoğan'ın çözüm konusundaki kararlılığı sayesinde sağduyu hep galip geldi.

***
Çözüm Sürecine yapılmak istenen son provokasyon ise Diyarbakır'da Kürtçe eğitim vereceğini söyleyerek açılmak istenen bir okul oldu. Aslında son Demokratikleşme Paketi ile birlikte özel okullarda Kürtçe diliyle eğitim verilebileceği zaten yasallaşmıştı. Yani yıllarıdır süren bir hak gaspı iade edilmişti.

Bu yasayla birlikte bütün devlet okullarında ve özel okullarda uygulanan prosedürlere uyanlar, Kürtçe eğitim veren özel okul açabilecekti.
Diyarbakır'daki yaşanan hadisede ise okulu açmak isteyenlerin hiçbir müfredata uymadan, prosedürleri yerine getirmeden okul açmak istemesi.
Demokratikleşme paketi ile yasallaşan ve bu zamana kadar Kürtçe eğitim konusunda kılını kıpırdatmayanların, süreci sabote edecek bu tür eylemlerin "iyi niyetli" olduğunu iddia etmesi hiç inandırıcı değil.

***
Örneğin, İstanbul'da 30 kişilik küçük bir kreş açmak isteyen arkadaşım aylarca uğraştı. Prosedürlerin hepsini yerine getirdi ve ondan sonra açabildi ancak.

Küçücük bir kreş için bile MEB'in prosedürlerine uyulurken kocaman bir okulu, kendi prosedürü ile açmaya çalışmak gerçekten "iyi niyetli" bir girişim değil.

Nihayetinde ticari bir şirket değil insana yatırım yapılan bir eğitim kurumu açıyorsunuz. Zaten Başbakan Davutoğlu da konuyla ilgili "Kamu düzenini bozan bir dayatmaya izin vermeyiz" dedi.

Bir de son dönemlerde "Okul yakma" eylemleri artmaya başladı. Direkt sabotaj kastıyla yapılan şiddet eylemlerine bölge insanının tepkili olduğunu zaten biliyoruz. Bu okul yakma eylemleri de şiddeti ve terörü tırmandırmak isteyenlerin bir sabotajı.

"Okul yakma" provokasyonuna Başbakan Davutoğlu "Okullara yapılan molotoflu saldırılar şiddettir, terördür. Buna ülkeyi teslim etmeyiz." diyerek sert tepki gösterdi. Kısaca siyasi irade, kimsenin kaprislerine, provokasyonlarına Çözüm Sürecini kurban etmeme konusunda kararlı.

***
Kürtlerin, "Herkesin parası yok özel okula gönderemez. Biz devlet okulunda da Kürtçe eğitim görmek istiyoruz" gibi taleplerinin de devlet tarafından dikkate alınması çok önemli.

Ama hepsinden önemlisi çok zor süreçlerden geçilerek gelindi bugünlere. Oslo görüşmelerinin sızdırılması, Habur provokasyonu, Paris suikastları, yol kesmeler vs.

Hiçbiri süreci kesemedi.

Adım adım ve şeffaf bir şekilde ilerlendi.

Kısaca Kürtçe bir harf yazdı diye hapislerde çürüyen insanlardan, bugün özel okullarda Kürtçe eğitime gelinmesi hiç kolay olmadı. Biraz daha sabır ve sağduyu ile bu iş sonsuza kadar çözülecektir.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.