YAZARA MAİL GÖNDER O savcı ve polisleri neden korudunuz peki?

YAZARLAR

Dün medyada bir görüntü yayınlandı. 6-7 Ekim olayları esnasında Van'da çekilen Mobese kaydı. Daha önce "Paralel"den gözaltına alınıp bırakılmış bir polis, sağa sola gaz fişeği yağdırıyor. Görüntünün asıl kan donduran kısmı ise şu.
Yol ortasında provokatörlerin yaktığı bir otomobilin ilerisinde iki otomobil park etmiş halde duruyor. Bu polis panzeri kullanarak yol kenarındaki iki otomobili de yanan aracın üzerine itiyor.
Onların da yanmasını, kaosun çoğalmasını, Hükümet'in ve Çözüm Süreci'nin zor durumda kalmasını istiyor.

***
17-25 Aralık ihanet operasyonlarını hatırlayın. Bu darbe girişimi esnasında İstanbul Adliyesi önünde bildiri dağıtıyordu bir savcı. Bu bildiriden ne İstanbul başsavcısının haberi vardı ne Adalet Bakanı'nın. Hukuk tarihinde ilk defa bir savcı elinde bildirilerle gazetecilerin karşısına çıkmıştı.
Diğer bir savcı da sosyal medya adresinden bu ülkenin Cumhurbaşkanına, Başbakanına hakaretler yağdırıyor, polis şefleri ise ayak ayaküstüne atıp etrafa tehditler yağdırıyordu. 17-25 Aralık darbe operasyonu sonrası görevinden alınan emniyet müdürleri ve polisler için emniyetiyle, yargısıyla, medyasıyla adeta bir savunma hattı kurulmuştu.
Tabi bu savunma hattının en başında cemaatin gazetesi Zaman geliyordu. Öyle bir canhıraş şekilde savunuyordu ki bu savcıları ve polisleri aralarındaki ilişkiyi adeta ispat ediyordu.

***
Dün cemaatin yayın organı Zaman Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Ekrem Dumanlı, Hürriyet'ten Ahmet Hakan Coşkun'a bir röportaj verdi. Ahmet Hakan'ın ve Hürriyet'in böyle bir röportaja neden ihtiyaç duyduğu sorusu da başlı başına bir yazı konusu aslında. Dumanlı röportajda "Savcı ve yargıçların Cemaatçi olduğunu ispat etsinler" diyor.
Dumanlı asıl, 17-25 Aralık ihanet operasyonu sırasında ve sonrasında operasyonu yapan savcıları ve yargıçlarını nasıl cansiperane koruduklarını açıklasın önce.
Başka hiçbir savcı, polis, asker, general savunmayan Cemaat yayın organları neden özellikle "bir kısım" savcı ve polisi canhıraş bir şekilde korumaya alır? Ya da bu savcı ve polislerle aranızda nasıl bir organik bağ var? Sadece gazeteler ve televizyonlar da değil "Cemaat" adına savaşan cengaverlerin sosyal medyada paralel savcı ve polisleri ölümüne savundukları attıkları tvitlerden belli.

***
"Cemaatçi olduklarını ispatlasınlar"mış. İspatını kendi ellerinize yaptınız. Onlarca cemaat var Türkiye'de. Hepsi gönüllülük esasına göre işliyor. Hiçbir cemaate mensup birini ispatlayamazsınız ki? Bir kişinin Süleyman Efendi Cemaati'nden, Menzil'den veya İsmailağa'dan olduğunu da ispat edemezsiniz. Hiç kimse bir hizmet hareketine girerken belge almıyor. Kimse bir cemaatten ayrılırken de çıkış belgesi almıyor.
Şimdi insanları aptal yerine koymayın.
MGK'da vurgulanan "Legal görünümlü illegal yapı" tam da budur işte.

***
Cemaat uzun süredir propaganda alanını daraltmış durumda. Cemaat medyası, artık bölünmeleri ve ayrılmaları önlemek için sadece kendi tabanına yönelik mesaj yüklü sohbetler, yazılar yayımlıyor.
Dolayısıyla Dumanlı'nın bu sözlerine kendileri de dahil kimse inanmıyor. Zaten amaç da "Kimse" değil sadece Cemaat'in tabanındaki saf insanların kaçışını önlemek, onları inandırmak.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.