YAZARA MAİL GÖNDER Kolay bitmeyen mücadele

YAZARLAR

Almanya'nın önde gelen siyasi medya organlarından Der Spiegel dergisi, son sayısında 1982'de o dönem Almanya Başbakanı Hıristiyan Demokrat Helmut Kohl ile Birleşik Krallık Başbakanı Margaret Thatcher arasında geçen bir konuşmayı okurlarıyla paylaştı. Bu konuşmada Kohl, Federal Almanya'daki Türk göçmen sayısını dört yıllık bir süre içinde yarıya indirmeyi planladığını Thatcher'e açıklamış. Gerçekten de, sigorta primlerini geri vererek 100.000 kadar Türkün Almanya'dan geri dönmesini sağladı. Ancak ailelerin birleşmesi ve siyasi iltica yüzünden Almanya'daki Türk nüfus 1982-1993 arasında daha da arttı. Dahası, Kohl'ün "uyum sağlamak istemiyorlar" diye itham ettiği Almanya'daki Türk kökenli nüfustan, son derece iyi Almanca konuşan, mesleğinde başarılı bir üçüncü nesil yetişti. Kendi ailesi de, oğlu Peter'in Türk finans uzmanı bir genç hanım ile evlenmesiyle çok kültürlü bir görünüme kavuştu.
Siyasetçilerin söylemleriyle, gerçek hedefleri arasında her zaman tutarlılık görmek kolay olmuyor. Almanya örneğinde bu çok bariz biçimde ortaya çıktı. Ancak Almanya'nın çifte standardını eleştirmeden önce, gazetelere sızan bir habere göz atmakta da yarar var. Türkiye'de, nüfus müdürlüklerinde vukuatlı nüfus kayıtlarında "gizli soy kodu" kullanıldığı resmen ortaya çıktı. Kendi yurttaşını fişleyen, bunu "soy" kavramına göre yapan, ancak "Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı herkes Türk'tür" diye öğünmekten geri durmayan bir sistem gerçeğiyle yüzleştik. İttihat ve Terakki geleneğinin yoğurduğu uygulamalar, "vesayet" rejimi sona ermiş olsa da, hâlâ ayaktalar ve onları aşmak daha uzun bir mücadele gerektirecek. Türkiye'de istikrarlı bir siyasi iktidar var. Bu siyasi iktidar, on bir yıldır, sistemin bütün ikiyüzlülüğü ile mücadele vermek zorunda kaldı. Büyük ölçüde bu mücadeleyi de kazandı. Ancak mücadele bitti sanılmamalı...
Son olarak ABD Senatosu'nda gerçekleştirilen bir toplantıda, Türkiye'deki son gelişmeler ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere, siyasi iktidarın geleceği tartışıldı. ABD Senatosu toplantısında, son derece çarpıcı bir konuşma yapan eski Türkiye büyükelçisi James F. Jeffrey, Türkiye'nin siyasi iktidar anlamında bir sorun yaşamadığını, yalnızca toplumdaki kutuplaşmanın sorun olduğunu söyledi. Büyükelçi Jeffrey, adı geçen toplantıda Türkiye'nin "özgürlük ve demokrasisini ABD'ye borçlu olmayan bir müttefik" olarak algılanması gerektiğini vurguladı. Bunun ötesinde, bir ülkenin demokratik işleyişini eleştirmenin her şeyden önce o ülkenin yurttaşlarının işi olduğunun da altını çizdi.
Hızla gelişen dış konjonktür karşısında, Türk toplumu içinde kendi çifte standartlarıyla bir "dürüstçe yüzleşme" ihtiyacı giderek beliriyor. Başbakan, Türk siyasetinde "düşündüğünü söylemesiyle", kendisine değişik ve şeffaf bir profil çizerek arkasındaki halk desteğini pekiştirmiş bir siyasetçi. Toplumdan aldığı büyük desteğin temelinde, kişiliğinin bu yönü çok önemli bir yer tutuyor. Anayasa reformu, toplumun kendi sorunlarıyla yüzleşmesinin muhakkak ilk adımı olacak. Zor fakat gerekli bir süreç bizleri bekliyor. Neden gerekli olduğunu Büyükelçi Jeffrey çok veciz ifade etmiş: "Amerika'dan Anadolu'ya, herkesin istikrarlı bir Türkiye'ye ihtiyacı var"...

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.