YAZARA MAİL GÖNDER AB ile canlanan ilişkiler

YAZARLAR

Avrupa Birliği ile ilişkiler, 22'nci faslın açılmasıyla uzun zamandır beklenen ivmeyi yakalamaya başladı. Kimsenin gözünden kaçmamış olması gereken bir diğer gelişme de, bu faslın açılmasıyla birlikte, Kıbrıs'ta toplumlararası görüşmelerin kazandığı hız ve geldiği nokta oldu. Uluslararası ilişkilerde, en önemli olan, söylenenler değil yapılanlardır ilkesi de bir kez daha ispatlanmış oldu.
Bilindiği gibi, 2005 Ekim ayında açılan üyelik müzakereleri, sekiz ay sonra AB Konseyi'nce sekiz başlığın askıya alınmasıyla çok önemli bir siyasi darbe almıştı. Buna gerekçe olarak Güney Kıbrıs bandıralı gemi ve uçakların Türk liman ve havaalanlarına alınmaması öne sürülmüştü. Şimdilerde, G. Kıbrıs'ın AB içindeki olumsuz tavrı ve çözümsüzlük hedefleyen politikası iyice ifşa olduğundan, her yönden yapılan baskılar sonucu, bu sürecin önünü açacak bir müzakere düzeyi oluşabilir. Bu süreç, 1974'ten beri sürdüğü için, çabuk iyimserliğe kapılmamak önemli.
Ne var ki, deniz yataklarında bulunduğu varsayılan doğalgaz kaynaklarını G. Kıbrıs tek kurtuluşu olarak görüyor ve bir an önce bunları işletmek istiyor. Türkiye'nin muhalefeti, bu konuda G.Kıbrıs'a bugüne dek çok önemli zaman ve zemin kaybettirdi. Bu nedenle, adada çözüm artık Kıbrıs Rum Kesimi için de acil bir hal almaya başladı. AB'nin parasal desteği koşulları da buna eklenince, G. Kıbrıs, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin yeni bir planını istemese de çok yakında masada tartışmak zorunda kalabilir. Bu tür bir çözüm sürecinin başlaması, askıda bulunan sekiz faslın da önünü açabilecek ve müzakerelere büyük hayatiyet kazandıracaktır.
Dün kesin karara bağlanan ve fiilen müzakereleri başlayan 22'nci Fasıl, Bölgesel Politikalar ve Yapısal Enstrümanların Uyumu başlığını taşıyor. Bu başlık altında AB, üye devletlerle ortak bir çalışma içinde, işsizliği ve bölgesel farklılıkları giderici projeler ve politikalar uyguluyor. Kısaca söylemek gerekirse, büyük ölçüde insan altyapısına yatırım yapan bu sistem, küreselleşme karşısında yerel girişimciliği de, AB'nin ortak aklına katmayı hedefliyor.
AB üyeliği hedefi olmaksızın, Bölgesel Politikalar alanında uyum sağlamak tek başına bir mana ifade etmez. Ancak AK Parti hükümeti döneminde başlatılan, yerel kalkınma ajanslarının simgelediği bölgesel girişimciliği ve yatırımı geliştirme siyasetine, bu faslın çok önemli bir destek sağlayacağı açık. AB'nin Bölgesel Politikalar sistemi, Türkiye'nin yapmak istedikleriyle zaten örtüşen hedeflere sahip.
Bu satırlarda çok kez, AB'nin genişlemesinin fiziksel sınırlarına geldiğini, ancak Türkiye gibi bir ülke üzerinden AB'de yaratılan istikrar, refah ve serbestiyetin çevre ülkelerle başarıyla paylaşılabileceğini tartıştık. 22'nci fasıl, bu açıdan bakıldığında Türkiye ve bölge için çok önemli fırsatlar oluşturacak fevkalade ciddi bir açılımı simgeliyor.
AB, Türkiye ile ilişkilerini üç yıl boyunca hareketsizliğe terk etme politikası uyguladı. Bunun sonuçları her iki taraf için hiçbir biçimde müspet olmadı. Bu durgunluk döneminin bitmiş olmasını umuyoruz. 22'nci faslın açılması ile başlayan canlanmanın, hem Kıbrıs konusunda, hem de diğer AB- Türkiye ilişkileri boyutlarında da yeni açılımlar, yeni dinamikler yaratması, sadece AB ve Türkiye'nin değil, tüm bölge halklarının da yararına olacaktır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.